Sahillerdeki kanunsuzlukların masum seyircisi hâline geldik

Abone Ol

Türkiye’de deniz kıyıları ve plajlar, Anayasa ve Kıyı Kanunu uyarınca doğrudan halkın kullanımına açık kamu malları olarak tanımlanır.

Net olarak şu: Özel mülkiyet hâline getirilemez.

Anayasa’nın 43. Maddesi ve 3621 Sayılı Kıyı Kanunu kapsamında, sahillerden yararlanmada öncelikli kamu yararı gözetilir.

Net olarak şu: Vatandaşların plajlara girişini engellemek, sahil şeridini kapatmak veya sadece kıyıya kullanmak isteyenlerden ücret talep etmek yasal değildir.

Peki uygulama nasıl? Tam tersi değil mi?

Anayasa’nın 43. Maddesine göre plajlar halka aittir. Ancak sahillerde gördüğümüz uygulama Anayasa'ya aykırı.

Pratikte beach clup, otel, motel, kafeterya gibi işletmeler işgalci değil mi? Devlet tasarrufu altındaki plajları işgal edip ücretsiz yararlanma hakkını kullanmak isteyen vatandaşlara da nazik davranmıyorlar.

Bu yasadışı işgal durumu da ecrimisil ödenerek aşılıyor. Daha doğrusu “haksız işgal tazminatı” gibi formaliteden bir ceza ödeniyor. Faaliyetlerine son verilmeyen işletmeler işgale devam ediyor. Bir vatandaş, “Burası halka ait. Ben şemsiyemi dikip buradan denize girerim.” dediğinde karşısına işte bu ecrimisil cezasının faturasıyla çıkıyorlar.

Haksız yere işgal ettiği yere kesilen ceza da göstermelik kalıyor. Çünkü 2-3 ay içinde 1500 lira şemsiye, şezlong kirası, bir şişe suyu 150 liraya satarak vurgunu yapıyor. Sezon sonunda bir dahaki yaza kadar ortalıktan kayboluyor.

Oysa halka ait bu alanlar kiraya verilemez. Sadece devlet tasarrufu altındaki plajları kapatan beach clup işletmecileri “giriş ücreti” yazamadığı için şemsiye, şezlong, otopark bedeli olarak vatandaştan para topluyor. Böylece en güzel kıyılar işgal altında kalıyor ve vatandaş havlusunu serecek yer bulamıyor.

BELEDİYELER TOPU ATIYOR

Vatandaş bu durumda ne yapacak? Şikâyet mi? Evet yaz aylarında yerel yönetimlere en çok bu konuda şikâyet geliyor. Belediye yetkilileri, “Bizim yetkimiz yok!” diye topu Turizm Bakanlığı, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına atıyor. Oysa yıkım yetkisi yerel yönetimlere aittir.

Şikâyetler sonuç vermeyince bir süre sonra toplumsal bir çaresizlik ortaya çıkıyor. Evrensel deyimiyle “bystander” olaya doğrudan karışmayan, kenarda duran kişiye dönüşüyoruz.

Yani bir konuda çok fazla şikâyet varsa; birisi nasıl olsa müdahale eder diye olayın peşi bırakılıyor.

Tıpkı varlığı Anayasa’ya aykırı bir durumun “masum seyircileri” gibi kenarda bekliyoruz.

ÇEŞME BELEDİYESİNDEN “KARIŞMAYIZ” AÇIKLAMASI

Son olarak bu durumun en açık örneği Çeşme Belediyesinde yaşandı. Altınkum Plajı’na girişte 1500 TL istenmesine isyan eden vatandaşlardan gelen şikâyetler üzerine belediye “Kiralama yetki bizde değil.” açıklaması yaptı. Çeşme Belediyesi, Altınkum Plajı’nda en güzel yerleri beach clup olarak işletenlere müdahale edilemediğine dair açıklama tam olarak anlattığımız durumu ortaya koyuyor. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Altınkum Plajı’nın bahsi geçen bölümünün 2025 yılında Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanığı’na bağlı Kıyı Yönetim ve Çevre Koruma A.Ş. tarafından kiraya verildi.

SAHİLLERDEKİ HAKLARIMINI BİLİYOR MUSUNUZ?

Plajların yasal statüsü çerçevesinde vatandaşların bilmesi gereken haklarının başında, hiçbir plaj işletmesi yani lüks beach clup, otel, site gibi mekânlar “ayakbastı”, “giriş ücreti” isteyemez. İşletmelerin sunduğu duş, yiyecek, içecek gibi hizmetleri satın almak zorunda olmayan vatandaşlar, isterse katlanabilir sandalye veya havlularını serip plajdan ücret ödemeden yararlanabilir.

Kıyı Kanunu’nun 6. Maddesi gereğince sahilde vatandaşların yürüyüşüne ve denize erişimine engel olacak şekilde duvar veya çit çekmek veya turnike kurmak yasaktır. Denize ulaşan yollar, otel veya özel siteler tarafından kapatılsa bile vatandaşların deniz kıyısına ulaşabilmesi için geçiş koridoru bırakması zorunluluktur.

İşletmelerin de sahili kapatacak şekilde şezlongları denize sıfır olarak dizmesi yasaktır. Vatandaşların serbestçe yürüyebilmesi ve havlusunu serebilmesi için kıyıyla şezlonglar arasında boşluk bırakılması gerekir.

Bütün bunlara rağmen giriş ücreti talep ediliyor, kıyıya erişiminiz engelleniyorsa; fiş veya fatura talep edin ve üzerine “giriş ücreti” yazdırarak belediye, valilik veya kaymakamlığa şikâyet edin.

Girişiniz fiziksel olarak engellenirse kolluk kuvvetlerine bildirip tutanak tutturun. Ayrıca alınan ücretlerin iadesi için Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurun.

Sahillerdeki vatandaş hakları, uygulamalar ve pratiklerin ne olduğuna dair bilgileri paylaştık. Şimdi tam zamanı…

Sahillerde bu koşullara göre davranmak istediğinizde karşılaşabileceğiniz maceraları az çok tahmin ediyoruz. Bu konuda yaşadığınız bir tecrübe olursa paylaşabiliriz.

Çünkü yasadışı uygulamalara göz yumdukça devamına kalma hakkı tanımış oluyoruz. “Nasıl olsa birileri hâllediyordur.” düşüncesini değiştirirsek koşullar da değişebilir.

Yasaya aykırı bir durumun masum seyircisi olmamak için bir başlangıç yapabiliriz.

Her şeye rağmen, “İyi tatiller!” demek gerekir.