CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise İzmir’de tutuklu siyasetçileri ziyaret ettikten sonra davalarla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
İzmir’deki kooperatifçilik davasına dikkat çeken Özel, “Kooperatifçilik suç değildir, kimse dolandırılmadı.” diyerek süreci talihsizlik olarak yorumladı.
Özgür Özel'in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:
İzmir'de Tunç Soyer ve arkadaşlarının yargılandığı davalarla ilgili iki önemli açıklama yapmıştım. Tutuksuz yargılamanın yapıldığı, iddianamenin hızlı yazıldığı adil bir yargılama süreci olursa ona göre konuşuruz demiştik. İzmir'de iki soruşturma var, birinin duruşması kasım ayında ve hiçbir arkadaşımız tutuklu değil. Bunlara söyleyeceğimiz bir şey zaten yok. O davaları dikkatle takip edeceğiz ama kasım ayına kadar tutukluluk olsaydı isyan ederdik.
Diğer dosya üzerinde ise iktidar mensupları tepiniyordu, şimdi bir şey diyemiyorlar çünkü yaşanan gelişmelerin onları mahcup edeceğini biliyorlar. Kooperatifçilik suç değil. Bin yıl çalışsa ev sahibi olamayacak kişilerin ev sahibi olmasını sağlayan sistem suç değildir. Artan fiyatlar bu işlerde bazı aksamalar yaşanmasına neden olmuştur. İzmir'deki kooperatifçilik meselesini doğru bir iş, yaşanan süreci talihsizlik olarak yorumluyoruz. Kimse dolandırılmadı. Bu badireyi atlattıktan sonra herkes şunu bilsin ki CHP bugünün sorunlarına çözüm üretecek bir model olarak görüyor. 19'unda arkadaşlarımızın davalarını da takip edeceğim ve bu dosyadan da tutuksuzluk yargılanacaklarına inanıyorum.
Tutuklu Mehmet Ali Çalışkan’ın bir gün bile cezaevinde tutulmaması gerektiğini söyleyen Özel, hiçbir siyasi partiyi şeytanlaştırmadığını vurguladı.
Özel, yargılamaların adil şekilde yapılması ve tüm sanıkların tutuksuz yargılanması gerektiğini ifade etti.
Özgür Özel, sözlerine şöyle devam etti:
Kürtler bu şehirde yaşıyorsa seslerinin de temsillerinin de burada olması lazım diye bunları yaptık. 1 Ekim'den sonra yapılan süreçte CHP'nin ne kadar önemli bir iş yapmış olduğunu da herkes gördü. Hayatımın hiçbir döneminde bir siyasi partiyi ve ona oy verenleri şeytanlaştırmadım. O ittifakı da hayatımın hiçbir gününde suç olarak görmedim. O dönem birileri orayı krıminalize ediyordu. Bu sorumluluk ve tutarlılıkla devam edeceğiz. Mehmet Murat Çalık'ın kendisine ve annesine acırım. Bu sürecin Ak Parti'yi nasıl zayıflattığını herkes gördü. Murat Çalık'ın siyasi bir nedenle içeride tutulmasını kabul etmiyoruz. Bir hükümlü değil ve 'suçu' ispatlanmaya muhtaç. Beraat edeceği kesin ama hastalığı nüksederse ne olacağının cevabını kim verebilir? Bütün yargılananlar için adalet talebimizi yineliyoruz.