Lanet olsun niçin küfür ediyorsunuz?

Abone Ol

İzmir, 5 bin yıllık medeniyetin merkezi. Kimi bulgulara göre 8 bin yıllık…

Medeniyetin izleri silindikçe garabet ortaya çıkıyor.

Yaşam kültürü açısından derin bir yozlaşma, fikren çoraklaşma, zikren de argo ve küfür yükselişte…

Elbette bu durum İzmir’e mahsus değil. Tam aksine, belki de en masumu İzmir bu konuda.

Hayatını küfür duymadan geçiren insan yoktur. Günümüzde kalabalık topluluklar içinde bile neredeyse küfürsüz konuşma yapılmıyor.

Sosyal medyanın en hızlı yozlaştırdığı alan dil…

Nezaket dili alay konusu; argo ve küfür takdir görüyor.

Komedyenler, güldürmek için final cümlelerini küfürle tamamlıyor.

Bazı tanınmış kişiler, YouTube kanallarında davet ettikleri ünlülere, “En sevdiğin küfür…” diye soruyor. O da utanmadan sinkaf cümleleriyle küfür ediyor; topluca gülüyorlar.

Ünlü diye geçiştirdim, zira “sanatçı” diye tanıtılıyor. Sanatçı unvanını çok az kişi adının önünde hak ediyor. Sanatçı her hâliyle kendini belli eder. Diğerleri oyuncu, şarkıcı ve son dönemde YouTuber veya influencer…

Çocukluğumuzda da büyüklerin akıl almaz küfürlerini duyardık ama biz bunları tekrar etmemek üzerine eğitildik.

Medeniyet seviyesi yükselen toplumların argo sözlerden ve küfürden uzaklaşması beklenir. Medeniyetin en önemli göstergesi kültür dilidir.

Kültür dilinden yoksun bir medeniyet görülmemiştir.

Peki, küfürsüz konuşmayan gençlerin derdi nedir?

Küfür günümüzde öyle şekillere girdi ki “küfür dili ve edebiyatı” oluştu.

Aşağılamaya ve cinsel saldırıya yönelik anlamlar barındıran küfürler bile sıradanlaştı.

İzmir Metrosu’nda kızlı erkekli gençler yüksek sesle konuşurken; her sözcüğün sonuna küfür ekledikçe içimden geçen tam olarak şu; "Umarım benim duyduğumu başkası duymamıştır!"

O da ne? Genç kız mukabele ediyor. Bir üst perdeden o da küfürlü konuşuyor.

Küfür üzerine yazılmış makale, psikolojik ve sosyolojik analizler araştırıp okumaya karar verdim. Paylaşıyorum.

Küfür kelimeleri, kültürel tabulara dayanan, genellikle cinsellik, ölüm veya dışkı gibi rahatsız edici konular üzerinde yoğunlaşıyor. Bağlamına göre anlamı güçlü ifadeler olarak tanımlanıyor.

Küfür edenler açısından tespit edilen temel çıkarımlar şunlar: Küfür etmek duygusal rahatlama sağlar, acı algısını azaltır, sosyal bağları güçlendirir. Dilde vurgu yapmanın etkili yolu olarak kullanılır.

Elbette bunlar teşvik amaçlı olumlu göstermek değil, yozlaşma dışında objektif tespitler. Öyle okuyun lütfen!

KELİMELERİ KİRLETEN İMALAR

Bir kelime tek başına bir anlam taşırken; kullanma biçimi onu “pis” olarak idrak etmemize neden olabilir. Kullanan kişinin niyetini de taşıyan kelime, “gücendirme etkisi” yaratıyorsa küfür kabul edilir.

Kültürel sınırlamalara göre “tabu” kabul edilen cinsellik/seks, çıplaklık gibi konular üzerinden küfür, insan ilişkilerini bozar. Türkçede cinsiyetçi dille birine yönelik kullanılan sözcük, bağlamıyla kirlenebilir.

Okuduklarım arasında “Tıpkı antibiyotikler gibi küfürler de çok kullanıldıkça gücünü yitirebilir.” diye bir cümle vardı.

Konunun özüne geliyoruz. Amerikan filmlerinde “Lanet olası!” o kadar çok kullanılıyor ki halkın diline yerleşiyor. Artık “Lanet olsun dostum, senin derdin ne?” gibi film replikleri küfür olmaktan çıktığı için film seslendirmelerinde boşluk doldurmak için bile kullanılıyor.

Buraya yazılması uygun düşmeyecek küfürler de var. Edebi üslupla söylemek gerekirse bir başkasının rızası dışında bedeni üzerinden haz alma eylemini beyan etmesi, karşı tarafın kutsal değerleri ve aile bireylerine yönelik küfür o kadar çok kullanılınca halkın diline yerleşiyor. Bu arada dillere pelesenk olan bu sözcükler bir süre sonra “gücendirme etkisini” kaybediyor, sıradanlaşıyor ve herkes kullanmaya başlıyor.

Kısaca dilde argo ve küfrün yerleşme serüveni…

İNSAN, İNSANA NEDEN KÜFREDER?

Mark Twain “Bazı durumlarda küfür,” diyor, “inkâr etse de son derece inançlı birini bile rahatlatabilir.

Çoğunlukla duygusal bir tepki olarak küfür, “arınma” ihtiyacının ifadesi kabul edilir.

Başkalarını aşağılamanın tek yolu bazen küfür değildir. “Sen çirkin bir insansın.” sözü aynı görevi yerine getirse de küfür öfke yoğunluğunu artırır, çıtayı yükseltir. Kızdığınız birine “Şerefsiz, sütü bozuk!” gibi aşağılayıcı sözler yerine küfür daha rahatlatıcı gelebilir.

Aşağılama; taciz ve dışlama etkisini artırır.

Arkadaşlar arasında aynı sözcükleri kullanarak küfretmek, kimi zaman aşağılama ritüeli ve taciz etmekten ziyade bir gruba ait olmanın işareti olarak sosyal işlev görür.

Küfürler, insan beynine göre kelime bile sayılmaz. Çoğunlukla yoğunlaşmış duygu yumaklarıdır.

Konuya bir de bu açıdan, yani nörolojik açıdan bakıldığında tarihte küfrü ortadan kaldırma girişimlerinin neden başarısız olduğu ortaya çıkıyor.

Duygularla bağlantılı kelimeleri engellemek, duyguların kendisini engellemek kadar olanaksızdır.

Küfrü diline ve beynine yerleştirmiş bir kişinin “bağımlılık” ölçüsünde tutunduğu yerden koparmak neredeyse hayaldir. Küfür, insanın lanet bir tutkusu olarak hayatında varlığını sürdürecektir.

Kendi hayatımıza renk veren, dilin cilasıdır gibi düşüncelerini beyan eden oyuncu, şarkıcı tayfasının cazibesine kapılmayın.

Siz, siz olun çevrenizde küfür edenleri uyarın, “Yapma!” deyin.

Çocukların, gençlerin yanında zarafetle konuşun ki argo ve küfür hayatlarına sirayet etmesin.