Batuhan KAYA/Dijital Gaste- İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON AŞ’ye yönelik yürütülen olarak yürütülen soruşturma kapsamında tutuklu bulunan sanıklar İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Tunç Soyer ile İZBETON eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki mahkeme salonunda bugün bir kez daha hakim karşısına çıktı.
Daha önce ev hapsi ve adli kontrolle serbest bırakılan önceki dönem CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, İzmir İş İnsanları Örnekköy Konut Yapı Kooperatifi’ne yönelik “zimmet” iddiaları kapsamında başlatılan ayrı bir soruşturmadan tutuklanmıştı.
Tahliye isteyen tek hakimdi, bu duruşmada yok
Duruşma SEGBİS kriziyle başladı. Avukat Murat Aydın, SEGBİS sisteminin açılmasını talep etti. Aydın’ın talebi kısa bir tartışmanın ardından kabul edildi. Aydın, “Heyette değişiklik oldu. Tutukluluğa ret veren hakim heyetten çıkarıldı. Bu 5. değişiklik oldu. Bu mahkemenin bağımsızlığını bize sorgulattı. Siz (mahkeme başkanı) hariç diğer üye hakimler tüm delillere temas etmeden karar verecek.” dedi.
Murat Aydın ile Mahkeme başkanı arasında yaşanan SEGBİS geriliminin ardından mahkeme başkanı, “Usul tartışmıyoruz. Bundan önceki duruşmalarda sorun olmadı. Bir sürü sanık ve tanık var. Elimden geldiğinde pratik olmaya çalışıyorum. SEGBİS’in çözümlemesi bir hafta, 10 gün sürüyor” dedi.
Tekrar söz alan Murat Aydın, ” Zorluğun farkındayım ama bu duruşmada farklı söyleyeceğimiz şeyler ve talepler olacak. Tutanağa eksik ya da yanlış geçmesini istemeyiz.” dedi.
Önceki duruşmada tahliye kararı veren tek hakim salonda yer almadı.
“Heyetinizde bir değişiklik daha oldu"
Murat Aydın söz alarak, “Bu duruşma için başka taleplerimiz de olacak. Heyetin oluşumu ile ilgili de taleplerimiz var. Mahkeme heyetinizde bir değişiklik daha oldu. Tutuksuz yargılama isteyen hakim burada değil. Muhalif üye hangi gerekçe ile burada değil? Bu heyette yapılan beşinci değişiklik. Bu bizim açımızdan bağımsızlık ve tarafsızlık noktasında endişe uyandırdı. Diğer 2 hakim savunmaları duymadan karar verecek. Mahkeme üzerinde baskı varsa bu sorumluluk size aittir. Mahkemede tahliye isteyen ve hali hazırda heyette bulunan hakim salonda neden yok? Haklı gerekçe varsa zapta geçsin. Yoksa biz yasal başvuru yapacağız.
"Bu raporun tarafsız olduğunu kim söyleyebilir?"
Tutuklu sanık Heval Savaş Kaya’nın ifadesi alınmak istendiği esnada bilirkişi raporu okunmak istendi. Murat Aydın, bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini ancak itirazlarına bir yanıt verilmediğini buna rağmen bilirkişi raporunun okunmak istendiğini söyledi. Aydın, “Bilirkişi görevlendirmesi yazısında, kimlerin bilirkişi olduğu yazmadı. Bilirkişilerin, iddianamede suçtan zarar gören kurum olarak gözüken Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda çalışan kişilerden atandığını öğrendik. Bir yandan Hazine ve Maliye Bakanlığı müdafi olarak avukat gönderiyor. Bir yandan da aynı kurumun çalışanları bilirkişi olarak görevlendiriliyor. Bu raporun bağımsız ve tarafsız olduğunu kim söyleyebilir? Bilirkişi konusunda talebimiz nettir ve raporun iptalini istiyoruz. Raporun iptalini vermeyecekseniz bile bir karar almanızı istiyoruz. Çünkü ekim ayından beri olumsuz da olsa bir karar vermediniz. Bu kişilerin bilirkişi olma yetkisi yoktur” dedi.
Mahkeme başkanı Aydın’a, “Bilirkişiler sistemde olan isimlerdir. Bunun altında bir şey aramaya gerek yok” yanıtını verdi.
Murat Aydın ise mahkeme başkanına şunları söyledi:
Biz sistemde değiller demiyoruz ki! Sadece suçtan zarar gören kurumda çalışan kişiler bu davada bilirkişilik yapamaz diyoruz. Çünkü eğer o kurumun çalışanıysa tarafsız ve bağımsız iş yapamaz. Talebimiz çok net. Olumlu ya da olumsuz bir karar verin.
"Dosyaya hiçbir yenilik katmamış"
Geçtiğimiz cumartesi günü bilirkişi raporunun mahkemeye ulaştığı öğrenildi. Bilirkişi raporu hakkında değerlendirmelerde bulunan Heval Savaş Kaya, “Bilirkişi raporu dosyaya hiçbir yenilik katmamış, iddianamedeki bilirkişi raporunun aynısını almış oraya koymuşlar. 4 duruşma 6 aya rağmen, bizim ve avukatlarımızın onlarca ifadesine rağmen aynı rapor geliyorsa bir şey yapmamıza gerek yok. Verin cezayı gitsin. Bu işkence sürmesin. Bilirkişinin yaptığı görevi kötüye kullanmaktır. Belediyenin “zararım yok” yazısı var. Ona da bir şey denmemiş. Mevcut büyükşehir yönetimi kooperatiflerle tadil sözleşmeleri yapıyor, buna bile olumlu ya da olumsuz değinilmemiş. Bu kadar zulüm olmaz ki! Kumpasla yapılan bir mühürleme işi vardı, gecikme konusunda buna bile değinilmemiş.” dedi.
Bilirkişi raporunu detaylı okumak için ek süre talep eden Kaya. “Önceki duruşmada ‘operasyon şefi’ Arzu Özçelik ifade verdi. Raporda onun ifadelerine bile değinilmemiş.
İZBETON’dan sorulmasını istiyorum;
Kooperatiflerden alınan teminatlara ne oldu? Bir zarar varsa kooperatiflere yönelik bir işlem yapılmış mı sorulmasını istiyorum.” dedi.
"Tüm meclis üyeleri sanık sandalyesine oturmalı"
Duruşmada konuşan Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer de bilirkişi raporuna tepki göstererek raporun yüzde 98’inin iddianamedeki raporla aynı olduğunu öne sürdü.
Soyer, “Rapor alt yükleniciye ihtiyaç olduğu halde idareden izin alınmadığını söylüyor. Ben İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin o dönemki başkanı olarak İZBETON ile yapılan işlerde onayım var diyorum. Rapor, Örnekköy 3. Etapta dört ve Örnekköy 4. Etapta iki konutun İZBETON’a bırakılmamasının ve bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu iddia ediyor. Aykırıysa bile burada bir suç şüphesi olamaz. Biz, bununla gurur duyuyoruz. Çünkü biz kar gütmek için iş yapmıyoruz. Ayrıca bilirkişi heyeti inşaatların ‘fenni’ kurallara uygun olduğunu belirterek şu anki yönetimi aklama ve bizim hakkımızda şüphe oluşturma iradesi ortaya koymuştur. İnşaatlar durdurulmasa ve vaktinde bitse kamu zararı tespiti yapılacak mıydı? Bilirkişi heyeti İZBB ve İZBETON arasında protokolün kamu zararı olduğu kanısındaysa bu karar benim şahsi kararım değildir, meclis kararıdır. Öyleyse tüm meclis üyelerinin sanık sandalyesinde oturması gerekir.
“Dolandırıcılık yapmadığımızın kanıtı"
“Bilirkişi raporu 6 aydır aradığımız, dolandırıcılık suçunun kimin lehine işlendiği sorusuna yanıt vermiş. Hem toplam kamu zararını hem de kime menfaat sağlandığını ortaya koymuş. Suçun failleri bizsek kimin lehine suç işlemişiz? Bilirkişi heyeti, 27 milyon 963 bin 92 kuruş kamu zararı olduğunu ortaya çıkarmış. Gecikme olmasa da kamu zararı olacak mıydı? Ayrıca görevde olmadığım süre zaman diliminde de kamu zararından bahsediliyor. Ama gerçek öyle değil. Bu raporla, dolandırıcılık suçlaması tamamen ortadan kalkmıştır. Elimizdeki bu rapor, bizim dolandırıcılık yapmadığımızın kanıtıdır. Bilirkişi 98 + 161, yani toplam 259 hak sahibine kira ödemesini kamu zararı saymıştır. Sayın mahkeme heyeti, işiniz çok zor. Bu bilirkişi raporunu kabul ederseniz eğer, bu 259 hak sahibini çağırmanız ve elde ettikleri iddia edilen bu menfaatleri iade etmelerini istemek zorunda kalacaksınız" diye konuştu.
“Tarafsız şekilde çalışmaya ehil değiller”
Murat Aydın, ayrıca şunları kaydetti:
“Bilirkişiler tarafsız şekilde çalışmaya ehil değillerdir. Bilirkişi raporu yazım hatalarına kadar aynı, kopyala yapıştır şeklinde yazılmış. Bilgisayar çıktı mertlik bozuldu tabii. Allah aklımızı korusun, bu denli kötücülüğü hiç görmedik! Deniyor ki hak sahiplerine kira yardımı hala ödeniyor. İnşaatlar devam ettiği sürece sittin sene de ödenecek. Ee o zaman bir yıl sonra da şimdiki yönetimi mi yargılayacağız? Çünkü Büyükşehir’in Kentsel Dönüşüm Daire Başkanı Arzu Özçelik, mahkemede geçen duruşmadaki ifadesinde kiraların tapular hak sahiplerinden alındıktan hemen sonra ödenmeye başladığını ve bununla ilgili bir süre sınırının olmadığını ifade etti. Yani sayın Soyer hiç bu işlere girmeseydi yine de kiralar ödenecekti. Hani nerede suç, hani nerede kamu zararı? Demek ki aylardır aradığımız menfaat evleri yıkılan 259 kişininmiş. Kira ödemek hukukidir. Bu raporu yazanlar görevini kötüye kullanmış ve resmi belgede sahtecilik suçu işlemiştir. Çünkü bir iddianamenin yüzde 98’ini kopyalamak intihaldir, çalmaktır. Hatalar bile aynı. Bu bilirkişiler hakkında yazılı suç duyurusunda bulunacağız. Talebim, bilirkişilerin reddine ilişkin talebimizin kabul edilmesi, bu talebimizin reddi halinde bilirkişilerin mahkemeye getirilerek dinlenmesi ve yazdıkları raporu bize anlatmalarıdır.”
"Lehimize en ufak bir şey yaptıklarında sürülüyorlar"
Bilirkişi raporunu okumadığını ifade eden Eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, “Okusan olmuyor, okumasan olmuyor. Sussan olmuyor, susmasan olmuyor. Yeni hâkim, geldi. Hoş geldiniz. Yerine geldiğiniz hâkim, Ticaret Odası iznimin kaldırılmasına şerh koyan hâkim. Savcılığın itirazına rağmen izin veren hakimdi” dedi.
Bilirkişi raporuna yönelik konuşan Aslanoğlu, “Anlattık ama anlattıklarımız işe yarıyor mu? Günlerce anlattık. Ama anlattıklarımızdan bir kelime koymamış demek ki boşuna anlattık. Zarar görenlerden bahsediliyor şimdi hakimler zarar görüyor. Lehimize en ufak bir şey yaptıklarında sürülüyorlar. Anlatıyoruz ama şimdi hak verirseniz size de bir şey olabilir diye korkuyorum. Nitelikli dolandırıcılık, zimmette üçüncü kişiler… Bu olmazsa başka bir şey ile mi suçlanacağız? Mahkeme heyeti soruyor, Allah rızası için cevap ver! Mali bilirkişiler gelir gideri yazmış sadece. Ofisi, müşterisi bile olmayan bilirkişi… Cezası kendinden beter işlerle karşı karşıyayız.” dedi.
Aslanoğlu ayrıca, bilirkişi raporuna ilişkin savunma yapmak için ek süre istedi.
"Eksiklerin giderilmesini istiyorum"
Barış Karcı bilirkişi raporuna yönelik savunmasında, “Ben raporu okudum ve eksiklerin giderilmesini istiyorum” dedi.
"Bir zarar varsa karşılayacağım"
Örnekköy 3. Etap Kooperatif Başkanı Cihangir Lubiç bilirkişi raporuna ilişkin olarak, “Devlete karşı bir zarar varsa karşılayacağım. Devletten büyük kimse yok. Hazırlanan bilirkişi raporu kopyala yapıştır yapılmış ve ek protokollerden hiç bahsetmemiş. Biz Nisan ayında A1 ve A2’yi bitirecek ve teslim edeceğiz. Yeni yönetim bizi durdurmasaydı biz evleri bitirmiştik. Kusura bakmayın ama bilirkişi, bilmeyen kişidir. Sizin sorduklarınıza da yanıt vermemiş” dedi.
"Adalete güvenim zedelendi"
Eşrefpaşa Hastanesi eski Başhekim Yardımcısı ve İZBETON eski Yönetim Kurulu Üyesi Gaffar Karadoğan ise bilirkişi raporuna yönelik değerlendirmelerde bulunurken, “Ben tıbbi olarak gözlemlerimi paylaşmak istiyorum. Bir ülkede tam vatandaşların sağlığını bozan unsurlarsan biri ekonomik istikrarsızlık bir diğeri ise adalete olan güvenin sarsılmasıdır. Benim adalete olan güvenim zedelenmiştir. “4 gün hücrede kaldık. 160 sanık var ve sanıklar arasında intihara meyilli insanlar var. Hastanemize gelenler var. Tutuklu sayısının azalmasına rağmen içeride kalan insanlarda travma belirtisi var. Sadece onlarda değil ailelerinde de travma var. Hepsi tıbbi destek alıyorlar. Verilen kararlar aileleri darmaduman etti . Bizi yargılayın, 27 milyon TL’yi de alın, oturduğum evi de alın. Vicdan be biraz vicdan. Adalet eğer varsa ve uygulanmıyorsa mazlumların ahı gökleri yakar. Bu insanların kaçma şüphesi yoktur, bu insanlar tutuklu yargılanmaya devam edecekse gelin bizi idam edin” sözlerini kullandı.
Yerlikaya: "Kimden neyi çalmışım?"
Uzundere 3. Etap Yönetim Kurulu Başkanı Özden Yerlikaya, “Ben neden buradayım bilmiyorum. Herhalde çeşitlilik olsun diye buradayım. İzBB ve İZBETON ile yaptığımız görüşmelerde Kentsel Dönüşüm Daire Başkanı Arzu Özçelik bizimle yaptığımız görüşmede inşaatların bitirileceğini söyledi. Ancak bu karışıklığın sebebi Cemil Tugay ve Arzu Özçelik’tir. Yapı ruhsatı yok dediler, yeni yönetim yapı ruhsatı aldı mı? Bu dosyada benimle ilgili ne var? Ben 2 gün nezarette kaldım. Yeni gelen yönetim, ‘kanuna uygun çalmışlar’ diyorlar. İtibarımız sarsıldı. Ben ne çalmışım? Ben üyelerin aidatı geri ödedim. Ben kimden neyi çalmışım? Çok üzgünüm” dedi.
"Kooperatifin başkanı tutukluyken protokol imzalatmak istiyorlar"
Çağlar Kalkan ise, “2 Temmuz’da teminatlar nakite çevrildi. 7 milyon civarı bir rakam. Belediye sürece doğru yaklaşmadı. İçeride kooperatifin başkanı tutukluyken protokol imzalatmak istiyorlar. Şu an imzalanan protokolde 3-4 ayda hak sahiplerinin, 1 sene içerisinde de kooperatif üyelerinin teslimi yapılacak. Bu işte kamu zararı çıkma ihtimali yok. Evler bittiğinde tapularımızı alırken dükkanlarımız çıkan zararı da ödemiş olacak” ifadelerine yer verdi.
Kaybeden İzmir oldu
İş Dünyası Konut Yapı Kooperatifi’nin kurucuları arasında bulunan Halil Telli, “Sahaya indiğimizden beri kentsel dönüşüm daire başkanı inşaatları bitirmeyelim diye çabaladı. Kaybeden İzmir oldu. Bu durumun cezasını durduranlar çekmeli. Büyükşehir Belediyesi bu projelerden iş yeri ve daire alıyor. Kooperatif sadece 6 daireden ibaret değil. Büyükşehir’in kazanımları da sorulmalı. Bu dosyada önce suçlular bulundu, sonra suç bulmaya çalışıyorlar “ dedi.
Villalar ile ilgili bilirkişi raporu eksiktir
Kooperatif mağdurlarının Avukatı Nilgün Dağdelen ise, “Kooperatif genel kurul kararı olmadan fesihe karar veremez. Biz sözleşmenin geçersizliğini tartışmaktan ziyade fesih gerekçesini tartışalım. İzBB, İZBETON’a bir yazı gönderiyor ve sözleşmelerin sonlandırılması gerektiğini söylüyor. İzBB doğrudan İZBETON’a Sayıştay raporu doğrultusunda talimat vermiş ve müteahhitlik karnesinin olmasını belirtmiştir. İzBB, İZBETON’a devir yetkisini vermiş olsaydı, ruhsatları almış olsaydık, Büyükşehir Belediyesi sözleşmeyi feshedin diyemezdi. İZBETON hukuk özel kişisidir. İZBETON kooperatiflerin inşaatlara devam edememesine sebep olmuştur. Burada bir gerçeklik var, 100’lerce aile mağdur olmuştur. Tek sebebi ise sözleşmenin feshidir. Soyer kooperatif yönetimi gibi çok fazla imkanı olan sistemi seçmek istediğini ilk duruşmada söylemişti. Kendisi döneminde yapılan bir meclis toplantısında indirimle ihale edildiğini söylüyor. İzBB Başkanı olarak, yüzde 50 fiyat farkı ve yüzde 1’lik KDV ile İzBB güvencesi diyorsanız kooperatifi kenarda tutamazsınız. Aslanoğlu 4 kooperatifte de var. Dilek Coşkun konu ile alakasının olmadığını söylüyor ama kendisi City Construction sahibidir. Müteahhit bulamadığınız işe İzmirlileri soktunuz. İzBB ve İZBETON, İzmirlilerin kooperatiflere girmesine neden oldu. Ödemeler karşılığında inşaatlar olması gereken seviyede değil. Tunç Soyer, Gaziemir kooperatifi için ihale yaptığını söyledi. Müteahhitlik karnesi olmayan ve 10 gün önce kurulan şirkete verdi. Kooperatif dosyaları ile bu dosyalar birleştirilmeden doğru yargılama yapamayız. Dosyalar ve kooperatiflerle ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan raporların heyete gönderilmesi gerekiyor. Özel olarak tahsis edilen villalarla ilgili proje değişikliğini sormuştuk ancak hala cevap gelmedi. Bilirkişi raporu eksiktir” diye konuştu.
Şikayetini geri çekti!
Örnekköy III. Etap İş Dünyası Yapı Kooperatifi avukatı Mustafa Çağlar, kooperatifin şikayetinden vazgeçtiğini ifade etti.
Çağlar, bilirkişi raporunun hatalarla dolu olduğunu belirterek, “Kooperatif üyeleri zarara uğramamıştır. Aksine, düşük bedellerle girdikleri projelerden bugün çok daha yüksek değerde konut sahibi olacaklardır” dedi.