Kalbini güzelleştiren dünyayı güzelleştirir

Abone Ol

Bazen kendi kendime düşünüyorum…

İnsan neden aynı hayata bakıp bu kadar farklı şeyler hisseder?” diye. Aynı sokak, aynı insanlar, aynı şehir… Ama birine huzur, diğerine ağırlık... İşte tam da buradan yola çıktım. Dedim ki; mesele dışarıda değil, insanın nereden baktığında gizli.

İnsan kalbinde ne taşıyorsa, dünyayı öyle görür…

Goethe’nin bu sözü, tasavvufun derin sesiyle birleştiğinde bambaşka bir hakikate dönüşür; İnsan sadece dünyayı görmez, aslında kalbinin içindeki âlemi yaşar.

Çünkü göz, gördüğünü sanır…

Oysa asıl gören kalptir.

Kalbinde sevgi olan, hayatın en yorgun anında bile bir umut bulur. Bir selamda sıcaklık, bir bakışta samimiyet hisseder. Ama kalbinde kırgınlık biriktiren için dünya daha ağırdır; sözler daha keskin, yollar daha uzun gelir. Değişen dünya değildir… değişen, insanın içidir.

Tasavvuf der ki: “Kalp, nazargâh-ı İlahi’dir.

Yani Allah’ın nazar ettiği yer…

O hâlde insanın en büyük sorumluluğu, kalbini temiz tutmaktır.

Ben kendi içimde bunu çok düşündüm…

İÇİMDE YAŞATTIKLARIM

DIŞIMA YANSITTIKLARIM

Kalbim daraldığında, dünya da daralıyor. İçim sıkıştıkça, hayatın bütün kapıları kapanıyormuş gibi geliyor. Ama kalbime bir ferahlık düştüğünde, sebepsiz bir huzur geldiğinde… Aynı hayat bir anda güzelleşiyor. Demek ki mesele dışarıda değil; mesele, benim nereden baktığımda.

Biz hep şunu deriz ya: “Niyet iyi, akıbet iyi.

Aslında bu söz, kalbin yönünü anlatır. Niyet kalbin pusulasıdır. Eğer kalbin hayra dönükse, yol bazen zorlaşsa da varacağın yer hayır olur. Ama niyet bulanıksa, insan en doğru yolda bile huzur bulamaz.

Kırgınlıkla bakınca kader yük gibi gelir insana.

Ama iyi niyetle, teslimiyetle bakınca her şey bir hikmete dönüşür.

Sabırla bakınca zaman dost olur.

Sevgiyle bakınca insanlar güzelleşir.

İşte bu yüzden hayata nasıl bakmalıyız sorusunun cevabı şudur:

Nereden baktığını ve ne niyetle baktığını bilmek…

Kalbini kinle değil merhametle beslemek…

Kırıldığında kapanmak yerine anlamaya çalışmak…

Her şeyin görünen yüzünün ötesinde bir hikmet olabileceğine inanmak…

Ve en önemlisi, niyetini temiz tutup kontrol edemediğin şeylerde teslimiyeti öğrenmek…

Çünkü insan dünyayı değiştiremez çoğu zaman…

Ama baktığı yeri ve niyetini değiştirebilir.

Kalp değiştiğinde ise, dünya zaten başka görünmeye başlar.

Ve günün sonunda insan şunu anlar:

Hayat, bize ne verdiğinden çok; bizim ona nereden ve hangi niyetle baktığımızdır.

Çünkü insan dünyayı değil, kalbinin içindeki âlemi yaşar.

“Kalbini güzelleştiren, dünyayı güzelleştirir.