Televizyonlarda 2017-2021 yılları arasında yayınlanan popüler “Çukur” dizisi vardı. İstanbul’un tehlikeli mahallelerinden birinde geçen ve kriminal olayları işleyen aksiyon-dram dizisi 5 yılda bitti. Ancak İzmir’in göbeğinde açılan bir çukur şekil değiştirdi ama hâlâ duruyor.
O alan artık özel isim hâline geldiği için büyük harfle yazacağım: Basmane Çukuru…
Çünkü başka isim veremiyoruz. Bir açıldı, başına bin türlü iş geldi ama kapanmadı. Kentin sinesine vurulan bir darbe gibi.
Basmane’yi İzmir’den çıkarsanız, kent kimliği zafiyete uğrar. Kemeraltı’nı çıkarırsanız İzmir eksilir. Kadifekale, Karşıyaka, Konak, Kordon… Bunlardan biri eksik olsa İzmir’in silueti kaybolur.
Denizli’den ilk kez İzmir’e geldiğim çocukluğumda Basmane’deki şehirler arası otogar bulanık bir görüntü olarak hafızamda. Geçenlerde gördüğüm siyah beyaz bir Basmane fotoğrafıyla o görüntü yine canlandı.
Sonra bugünkü hâlini düşündüm, bir hüzün çöktü içime.
Gazeteci olarak 40 yıldır bu kentteki pek çok değişim ve dönüşüme tanık oluyorum. Ancak değişim olmayan tek şey; Basmane Çukuru!
Popüler bir dizi örneği sadece dikkat çekmek içindi. Ancak dizi ve filmler hayatın içinden alınıyor. Belki dizide aile bağları, sadakat, mahalle kültürü, güç savaşları, adalet ve intikam, aşk ve kayıplar kaçınılmaz olarak ilgi çekmek için kullanılan konulardır.
Basmane’de de sosyolojik olarak bunlar yaşanıp bitiyor. Oteller sokağından 72 milletin mültecisi gelip geçiyor.
İzmir’in en eski yerleşim bölgelerinden olduğu için antik dönemden beri kıymeti bilinir. Ticaret, zanaat, yerleşim alanlarından olan Basmane, 1866’da yapılan tren garı sayesinde de Anadolu’ya açılan kapıdır.
Antik dönemlerden Osmanlı’ya uzanan sürekli yerleşim alanında 19. Yüzyıldan itibaren ticaret hayatının canlılığı göç yollarını da hareketlendirdiği için Basmane çok kültürlü bir yapıyla bugünlere geldi.
Türkler, Rumlar, Museviler, Levanten toplulukları sayesinde hâlâ canlılığını koruyan camiler, han, hamam, kilise, havralar çok kültürlülüğün kanıtlarıdır.
Belgeseller için kaynak oluşturabilecek canlılığın tam ortasındaki Basmane Çukuru’na dönersek… Dönmek zorunda olmasak iyiydi ama “artık bitsin bu çile!” diye feryat edenlerin sesi olmak için tarihe bir not düşelim istedim.
ŞEHİR HAFIZASI DONDURULDU
Otel, rezidans, AVM, kongre merkezi gibi karma bir projeyle yola çıkılan Basmane’deki 21 bin metrekarelik alanın 1990’ların sonunda kazılıp bir türlü inşaat aşamasına geçilemediği için İzmir’in şehir hafızasına “çukur efsanesi” olarak kazındı.
Süreci ana hatlarıyla sıralayalım.
Arsa hak sahipliği kavgası, ihale iptali ve açılan mahkeme süreçleri, yerel yönetimlerle yatırımcılar arasındaki çekişmeler yüzünden bugünlere gelindi.
İlk olarak 1997’de Güç Birliği Holding, İzmir Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle Dünya Ticaret Merkezi projesi hazırlamış, kazıklar çakılıp inşaata başlanmıştı. Ancak imar planı, ruhsat sorunları ve ekonomik krizler nedeniyle konu niye mahkemeye yansıdı.
Geçen zaman içinde göle dönen alanda kurbağalar canlandı, su kuşları yaşam alanı olarak seçmeye başladığı çukur 2017’de Folkart tarafından devralındı. Ancak sorun bitmedi ve imar askıları, iptaller derken yine başa dönüldü.
2024’e geldiğimizde “Basmane Konak Projesi” adı altında revizyon ve imar çalışmaları yeniden başladı. Tabii ki tartışmalar da… Sonuç: Kocaman, boş bir çukur!
Ne zaman “bu defa bitiyor” diye bir proje ortaya konulsa ardından olumsuz bir haber gelecek duygusu eşlik ediyor.
İZMİR’İN UTANÇ ÇUKURU
Sonuç itibariyle Basmane Çukuru’na, bitmeyen utanç çukuru demek ayıp olmaz, haksızlık hiç değil. Burası kazılıp kaderine terkedilmiş boş bir arazi değil “İzmir’in kolektif sabır testi” denilebilir. Aynı zamanda duyarsızlığın da sembolü… Pek çok konuda duyarlılığıyla eylem yapıp kente zarar verecek yapılara engel olan İzmirliler, burası için de “utancı kaldırın” diye ortaya çıkmalıydı.
Ancak bir yanıyla da İzmirli artık bu çukurdan bir proje çıkacağı umudunu yitirdi.
“Bu defa gerçekten bitecek” inancı söndü.
Yapay zekânın hafızasında her şey kayıtlı. Bir göz atarsanız, kronolojik olarak her dönemde başarısızlık karnesini görürsünüz. Ne acıdır ki, bu insanın taşıdığı bütün duyguları tatmin eden, merak duygusunun tahrik ederek ekrana kilitlediği bir dizi film değil; koskoca bir çukur gerçeği… Yapay zekâ kayıtlarına göre, İzmir’e yapılan yatırımlarla kıyaslar var. Konunun daha iyi anlaşılmasını sağlıyor. Çok sayıda eser başlamış ve bitmiş ama “Basmane Çukuru” bitmeyen bir kabus filmi gibi duruyor.
Diğer eserler bittiği için değil; Basmane Çukuru bitmediği için hafızalarda yer tutuyor.
Bir daha bu konuda olumsuz yazı yazmamak dileğiyle…
Basmane’deki çukur bizi yutmadan, burada harika bir eser görmek her İzmirlinin hakkıdır.