Birleşmiş Milletler 22 Mart tarihini dünyada su kaynaklarındaki kısıtlılığa dikkat çekmek, su kaynaklarının korunması, geliştirilmesi ve verimli kullanımı konusundaki çalışmaları duyurmak ve desteklemek amacıyla Dünya Su Günü olarak tanımladı.
2026 Yılının Teması, su kaynaklarının yönetimi ve kullanımında cinsiyet eşitliğine odaklanan "Su ve Cinsiyet" olarak belirlendi.
22 Mart Dünya Su Günü kapsamında, İzmir’de bir araya gelen meslek odaları, sivil toplum örgütleri ve kent bileşenleri, su krizine dikkat çekerek suyun bir insan hakkı olduğunu vurguladı.
Ege Kent Konseyleri Birliği ve Konak Kent Konseyi Başkanı Hamit Mumcu’nun Tahtalı Barajı Koruma Havzası girişinde yaptığı açıklamada, kuraklık, iklim krizi, kontrolsüz su kullanımı ve çevreyi tahrip eden projeler nedeniyle su kaynaklarının hızla azaldığına dikkat çekildi. İzmir’in önemli su kaynakları arasında yer alan Tahtalı ve Gördes barajlarında yaşanan kritik seviyelerin, su krizinin boyutunu gözler önüne serdiği ifade edildi.
Açıklamada ayrıca; plansız kentleşme, madencilik faaliyetleri, sanayi ve enerji projelerinin su varlıkları üzerindeki baskıyı artırdığı, özellikle havzalardaki kirliliğin ciddi bir tehdit oluşturduğu belirtildi.
Suya erişimde yaşanan eşitsizliklere de dikkat çekilen açıklamada, suyun bir meta değil tüm canlıların ortak yaşam hakkı olduğu vurgulandı.
Ortak çağrıda şu ifadelere yer verildi:
"2025 yılında Gördes Barajı tamamen boşalırken Ocak 2026 da Tahtalı Barajı doluluk oranı %0,98 seviyesine kadar gerileyerek son yılların en düşük noktasını gördü. Su kesintileri ile tasarruf yapılmaya çalışılırken, rezerv kaynaklar olan yeraltı sularının kullanımı arttı. Kuraklık ve alternatif su kaynakları tartışılırken artan yağışlar sonucu şehir merkezinde Konak, sahilde Foça, Seferihisar, Menderes ilçeleri başta olmak üzere kentin bir çok bölgesinde yaşanan taşkınlar kentsel alanda ve tarım alanlarında önemli kayıplara neden oldu. Yanlış imar uygulamaları ve yetersiz altyapı kayıpları arttırıyor. Kentimizin iklim projeksiyonlarına göre artması beklenen kuraklık, aşırı yağışlar, sel ve taşkınlara yeterince hazırlıklı olduğunu söylemek mümkün değil. Denizlerimiz kirlilik baskısı, kıyı alanlarımız da işgal altında.
"Suyumuzun kirlenmesine göz yumanların değişmesi gerekiyor"
İzmir Kentinin gelecekteki su ihtiyacını karşılamak üzere planlanan 250-300 bin kişiye temiz su sağlayabilecek kapasitede Çamlı Baraj Havzası Efemçukuru Altın madenine kurban edilmişken, madenin yarattığı ve yaratacağı çevresel risklere karşı kent halkı savunmasız. Kentin su varlığını korumak adına yıllardır sürdürülen çabalarla, hukuki kazanımlar elde edilse de, TÜPRAG altın şirketi kapasitesini 2,5 kat artırarak çalışmaya, yaşamsal öneme sahip su kaynaklarımıza, yeni tehditler eklemeye, bizler de mücadeleye devam ediyoruz. Suyumuzu korumayan, rant için kullandıran, kirleten ve kirlenmesine göz yumanların değişmesi gerekiyor. Biz suyumuza yönelik tehditleri, tüm canlılara ait olan su, toprak, doğal varlıkların özelleştirilmesi ve çok uluslu şirketlerin eline geçmesi süreçlerine karşı mücadeleyi birlikte sürdürmeye devam edeceğiz.
"Su yaşamsal bir haktır"
Sözümüz Dünya Su Gününün imza altına alındığı 22 Mart 1993 ‘ten bu yana değişmedi; 'Su yaşamsal bir haktır. Temiz ve sağlıklı suya erişim tüm canlıların hakkıdır' dedik, diyoruz… 'Yaşam için en temel gereksinim, temel bir doğal varlık olan su; bir meta değil, tüm canlıların ortak varlığıdır' dedik, diyoruz... 30 yıldır söylediğimiz gibi; bugün de yaşamın devamlılığı için zorunlu olan, su hakkımız için mücadele edeceğimize ilişkin kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz.
"Sorumluluk hepimizin omuzlarındadır"
Suyun tüm canlılar için vazgeçilmez doğal bir hak olduğu noktasından hareketle ortaklaşan sözlerimizi bir kez daha tekrarlıyoruz... Suya erişimdeki eşitsizlikleri bertaraf edecek şekilde, her canlı için sağlıklı suya erişim hakkının korunması, yaşam için zorunlu olan suyun korunması ve doğru kullanılmasının planlanması, havzalardaki kirlilik risklerinin engellenmesi, su kalitesinin iyileştirilmesi, kirlilik riski taşıyan konut, sanayi, enerji, madencilik sektörlerine karşı mücadelenin büyütülmesi, tarımsal su kullanımının doğru yönetilmesi ve tarım kaynaklı kirlilik risklerinin önlenmesi, yer altı sularımızın kontrolsüz çekimi ve kirlenmesine karşı, çiftçilerimizi mağdur etmeden gerekli denetim ve izleme çalışmalarının yürütülmesi, sanayinin kontrolsüz ve aşırı yer altı suyu kullanımının önüne geçilmesi... Suyumuzu, havzalarımızı, denizlerimizi, kıyılarımızı, nehirlerimizi, ormanlarımızı, biyolojik
çeşitliliğimizi, doğal ve kültürel varlıklarımızı, yaşam alanlarımızı korumak, geleceğimizi kurtarma sorumluluğu hepimizin omuzlarındadır.
"Suyun özelleştirilmesine 'hayır'diyoruz"
Bunun için... Yerel yönetimler başta olmak üzere herkesi ortak hareket etmeye çağırıyoruz. Bizler yaşamsal sorumluluğumuzun ağırlığı ve örgütlü mücadele bilinci ile suyun en temel yaşam hakkı olduğu gerçeğinden yola çıkarak, suyun özelleştirilmesi, metalaştırılması, ticarileşmesine HAYIR diyoruz,
İzmir’in su varlıklarını, sağlıklı suya erişim hakkını koruma bilinci ve kararlılığı ile Bergama’da, Efemçukuru’nda, Turgutlu Çal Dağ’da, Gördes’te madencilik projelerine HAYIR diyoruz. Çamlı Barajı yapılsın, suyumuz korunsun diyoruz. Büyük Menderes ve Gediz havzalarında, vahşi bir şekilde işletilen ve bu havzaları kirlettiği bilirkişi raporlarıyla kesinleşen jeotermal sondaj ve santrallere HAYIR diyoruz. Geleceğimizi koruma kararlılığımızı kamuoyu ile bir kez daha paylaşıyor ve yaşam mücadelemize destek vermeye çağırıyoruz."