İzmir Haberleri

İzmir'deki kooperatif davasında mütalaa açıklandı: İşte savunmalar!

İZBETON’a yönelik “kooperatif” davasında savcı mütalaasını açıkladı. Mütalaada tutukluluk ve adli kontrollerin devamı talep edildi. Mütalaanın ardından, Tunç Soyer, Heval Savaş Kaya ve Barış Karcı savunma yaptı.

Abone Ol

Batuhan KAYA/Dijital Gaste- İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki şirketlerden İZBETON'a yönelik soruşturma kapsamında açılan davanın üçüncü duruşması sürüyor.

Tanıkların ifadelerinin alınmasının ardından savcılık makamı mütalaasını açıkladı.

Tutukluluklarının devamı talep edildi

Savcılık makamı mütalaasında; Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Eski İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Barış Karcı ve eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya'nın tutukluluklarının devamını talep etti.

Ayrıca mütalaada; konutu terk etmeme adli kontrol şartı ile tahliye edilen eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’nun da adli kontrol tedbirlerinin devamı istendi. Müştekilerin katılması ve bilirkişi raporunun beklenmesi savcılık makamınca talep edildi.

Önceki duruşmalarda...

Üç oturum süren ilk duruşmada ise Mehmet Alphan Bozan, Levent İşler, Mehmet Gürhan Özata, Sevcan Tınaztepe ve Orhan Dölek tahliye edilmişti. İzmir Adliyesi’ndeki ikinci oturumda ise Hüseyin Şimşek ve Cihangir Lübiç'in tahliyesine, Şenol Aslanoğlu'nun konutu terk etmeme ve adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar verilmişti. Davada; Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve Eski İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Barış Karcı olmak üzere üç tutuklu sanık kalmıştı.

"Tutukluluğumun iptalini talep ediyorum"

Savcının mütalaasını açıklamasının ardından Eski İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Barış Karcı konuştu.

Mütalaaya itiraz eden Karcı, şunları kaydetti:

Şu ana kadarki aşamalarda dolandırıcılık niyetine dair herhangi bir delil olmadı. Şu an sadece daire başkanıyım. Bir değil değişikliği yapmam mümkün değil. Hiçbir kooperatif başkanını ya da müteahhidi tanımıyorum. 2 eylemden dolayı buradayım. Biri şirketi temsile ilişkin verdiğim vekaletname, diğeri ise sayıştay raporu.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yönetmelik kapsamında yapı işlerini İZBETON’a verdiğini belirten Karcı, “Bu yönetmelik tüm yapıları düzenlerken ilgili kanundan isnat edilen işleri yönetmeliğin dışında tutmuştur. Bu işlemlerde bunları aramakla ilgili sorumlu birim ilçelerin imar müdürlükleri” dedi.

"Zenginleşen yok"

Karcı, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

"Burada mal sahibi İzmir Büyükşehir Belediyesi, yüklenici İZBETON. İZBETON ve kooperatifler arasında yapılan anlaşmalarda zarar oluşması mümkün değil. İzmir Büyükşehir Belediyesi konuyla ilgili dosyada kamu zararı olmadığını bildirdi. Tümünü değerlendirdiğimizde bir zarar olasılığıyla bizi burada olmamamız lazım.
Belediyede birimler meclis kararıyla birleştiriliyor, açılıyor. Bu öneriyi de meclise başkan sundu. Yeni açılan daire işleri üstlendi. Ayşe Arzu Özçelik’e sorduk, şirketlerde yönetici olabileceği konusunda teklifte bulunduk. 3 ay da görevde kaldı. Görevden alındığım süreçte ben de benzer bir süreç yaşadım. Ben Ocak 2025 tarihine kadar hem genel sekreter hem İZBETON Yönetim Kurulu üyesi olarak görev aldım. Her iki tarafta da imzalarım bulunmaktadır. 2024 yılının kamu zararına yönelik raporu İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde yayınlandı. Burada kentsel dönüşüm alanında bir zarar olmadığı belirtildi. Zarar yok, zenginleşen yok.
Türkiye’de ilk kez Sayıştay bulgusu ceza yargılaması konusuna girmiş durumda. Ben artık tutukluluğumu aileme, sevdiklerime açıklayamıyorum. Tutukluluğumun iptalini talep ediyorum."

"Büyükşehir'in haberi varsa bu nasıl dolandırıcılık?"

Eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya, ikinci savunmayı yapan isim oldu. Kaya, “Nitelikli dolandırıcılık deniyor kimi dolandırmışız? Şirket sahibi yani İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin haberi varsa bu nasıl dolandırıcılık?” sorusunu sordu. İZBETON’da teftişin devam ettiğini söyleyen Kaya, “Aradılar taradılar bir şey bulamadılar. Bizi cezaevinde çürütmeye çalışıyorlar. Olay daha sansasyonel olsun diye 24 bin TL için 90 gün hapis yatan oldu. Dosyada Sayıştay diye bir canavar yaratıldı. Herkes peşinden gidiyor atıf yapıyor ama kimse ne yazıyor diye bakmıyor” dedi.

"Böyle bir zarar olmadığını düşünüyorum"

“Kötü niyetli iki iç denetçi siyasi saiklerle rapor yazdı” ifadelerini kullanan Kaya, “Bir iddianame ile 6 aydır tutukluyuz. Bize bir tane şey söyleyin. En azından kafamızı yastığa koyduğumuzda bir halt yedik diyelim. Bugün üçüncü duruşma. Siz de yorgunsunuz ama biz de sizden yorgunuz. Dedikodu üzerine 5,5 ay yattık, bir 5 ay daha yatarız. Zarar olmadan nitelikli dolandırıcılık olamayacağı için… Ki ben böyle bir zarar olacağının mümkün olmadığını düşünüyorum” şeklinde konuştu.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kamu zararı olmadığına ilişkin yazısını hatırlatan Kaya, “Bizim mevcut yönetimde zerre bir şeyimiz olsa lehimize yazı verilmezdi. Bilakis aleyhimize olanlar gelirdi. Allah’ın bildiğini kuldan saklamaya gerek yok” dedi.

Soyer'in savunması

Karcı ve Kaya'nın ardından savunma yapan Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, şöyle konuştu:

"Sayın Başkan, mağdurların, tanıkların ifadelerini dinledim. Genel bir değerlendirme yapmak istiyorum. Şikayetçi olanların ifadelerinde hakim olan duygu “hayal kırıklığı”. Bu hayal kırıklığı ortaya konulurken somut bir dolandırıcılık, bir yolsuzluk iddiası duymadık. Haklı olarak mağduriyetlerinin giderilmesini istiyorlar.
Burada dinlediğimiz mağdur ve şikayetçilerin beyanlarının aslında bu davanın konusu olmadığını, kooperatiflerin iç işleyişi ile ilgili zaten ayrı bir soruşturmanın ilerlediğini sizler de çokça kez beyan ettiniz. Ancak tutukluluğumuzun 162. gününde hala bu konular konuşulduğu için müsaade ederseniz 10 maddede mağduriyetin sebebinin neden biz olmadığımızı açıklayacağım.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, İZBETON’la protokol yaparak kilitlenen kentsel dönüşüm süreçlerini açmıştır. Bu protokol Meclis’te tüm siyasi partilerin oybirliğiyle kabul edilmiştir. İZBETON bu yetkiyi aldıktan sonra kooperatiflerle sözleşmeler imzalamıştır. Peki burada sormak istiyorum. İZBETON kooperatifler yerine bir inşaat şirketiyle kat karşılığı yapım anlaşması yapsa her şey hukuka uygun mu olacaktı? Şu anki yönetimin yaptığı gibi “davet usulü bir ihale” yapsak, seçilen bir müteahhidin oranı belirsiz bir kârının oluşmasına rıza göstersek daha mı masum olacaktık? Elbette hayır. Nitekim şu an inşaat maliyetleri müteahhit kârı nedeniyle kat kat arttı. Kooperatiflerle protokoller yapmakla müteahhit kârını ortadan kaldırarak daha düşük maliyetlerle ev sahibi olunabileceğini ve yapım süreçlerinin kooperatifçilik mevzuatı nedeniyle çok daha şeffaf olacağını düşündük.

"Taban tabana zıt değerlendirmeler"

Ben hukukçuyum ve bu süreci başlatırken, Türkiye’de ilk kez böyle bir uygulama yapacak olduğumuzu biliyordum. Sürecin hukuki dayanaklarının var olduğunu gördüğümüz için yola çıktık. Nitekim Sayıştay kılı kırk yarmasına rağmen kamu zararı tespit etmedi. Danıştay, İçişleri Bakanlığı’nın verdiği soruşturma iznini iptal ederek, bu projede bırakın dolandırıcılığı, hakkımızda görevi kötüye kullanma ya da görevi ihmal suçlarının bile olmadığına karar verdi. Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’nün 12 Temmuz 2023 tarihli yazısı geldiğinde, Belediyemiz Hukuk Müşavirliğinden yazılı görüş istedim. “İnşaatların devamında hukuki bir engel olmadığını” bildirdiler. Bu nedenle inşaatlara devam edildi. Ancak bir yıl sonra temmuz 2024’te ben belediye başkanı değilken İzmir Büyükşehir Belediyesi mevcut yönetimi, kendi kurumsal hukuki mütalaasına değil, İl Müdürlüğü’nün yazısına itibar ederek inşaatları durdurdu. Burada bir parantez açmak istiyorum.
Aslında Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün bir hafta içinde 2 yazısı var. İlki 6 Temmuz 2023 ikincisi 6 gün sonra 12 Temmuz 2023 tarihinde yazılmış.
İlk yazıda, Örnekköy 2. 3. Ve 4. Etapların tamamında yaptıkları incelemelerde, standartlarla, istenilen değerlerle uyumlu ve projelere uygun olarak inşaatların devam ettiği tespit ediliyor ve yazının sonunda “gerekli işlemlerin fenni mesulünce yapılarak, Müdürlüklerine bilgi verilmesi” rica ediliyor. 6 gün sonra aynı Müdürlükçe yazılan ikinci yazıda ilkiyle taban tabana zıt değerlendirmeler yapılıyor.

"Her iki yazının altında da aynı ismin imzası var"

Yazıda; “İZBETON tarafından yapım işinin kooperatif üzerinden yürütülmesinin mevzuat açısından uygun olmadığı iddia ediliyor, görevlilerin İçişleri Bakanlığı Müfettişlerince incelenmesi talep ediliyor. “Kooperatif yetkilerinin görevi ihmal/görevi kötüye kullanma fiilini işlemeleri sebebiyle Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. /

Soruşturmalar ve incelemeler yürütülmeden inşaatların ilerlememesi ve inşai faaliyetlerin ivedi olarak durdurulması gerekmektedir.” deniliyor. 6 gün önce gerekli işlemlerin idaresince veya fenni mesulünce yapılması rica edilirken; 6 gün sonra Savcılık, Müfettişlik hepsi seferber ediliyor ve inşaatların ivedi olarak durdurulması gerektiği bildiriliyor.

Her iki yazının da altında aynı ismin imzası var. Sayın Ömür Özdil bu 6 gün içinde nasıl bir aydınlanma yaşadı bilmiyoruz ancak kendisi yaptığı bu titiz çalışmalar nedeniyle çok takdir edilmiş olmalı ki, İzmir Büyükşehir Belediyesi mevcut başkanı tarafından, belediyenin üst düzey yönetici kadrosuna getirilerek Belediyenin Egeşehir Şirketinde Genel Müdür Yardımcısı yapılıyor.

Parantezi kapatıyorum. İşte bu ikinci yazı üzerine, Büyükşehir Belediyesi Hukuk Müşavirliği durumu açıklığa kavuşturan bir mütalaa hazırladı.

"Bize dönüş yapılmadı"

16 Ağustos 2023’te Büyükşehir Belediyesince Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü yazısına cevaben, üstün kamu yararı gözetilerek inşaatlara devam edileceği aksinin mağduriyet yaratacağı bildirildi. Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü inşaatlara devam ettiğimizi bilmesine rağmen bu yazımıza herhangi bir geri dönüş yapmadı.
Eğer İzmir Büyükşehir Belediyesi, kendi hukuki görüşüne uygun olarak geçen bir buçuk yıl içinde inşaatları devam ettirseydi muhtemelen 5 kooperatifle de ya sona çok yaklaşmıştık ya da bir bölümünde anahtar teslimlerine başlamıştık. Peki, inşaatlar durdurulana kadar neden istenilen hızda gitmedi? Üyelerin nakit akışı yani miktarı ve ödeme aralıkları; pandemi, İzmir Depremi, 6 Şubat Depremi ve inşaat maaliyetlerinde %1000 üzerinde artışlar nedeniyle ortaya çıkan büyük zorlukları aşmaya yetmedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZBETON kontrolörlerinin aşırı titiz kontrolleri de gecikme sebepleri arasında. (Bir küçük parantez daha açayım. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kontrol ve denetim görevini yeterince yapmadığı ifade edilmişti. Bu doğru değil İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kontrol ve denetim yetkisi, kooperatiflerin iç işlerine karışmasına, mali, idari denetim yapmasına izin vermez. Bizim yetkimiz inşaatların depreme dayanıklılığının kontrolü ile sınırlıdır. Bunu da birçok yerde aşırı titiz yaptılar; hatta bu nedenle kooperatif yönetimleri, bu kontrolörler nedeniyle sanık olarak ifade verirken bizden şikayetlerini dile getirdiler.)

"Kimseyi hayal kırıklığına uğratacak bir şey yapmadım"

Kısacası, hiç kimseyi hayal kırıklığına uğratacak hiçbir şey yapmadım. Yaşanan mağduriyetlere sebep olacak hiçbir niyetim, eylemim olmadı. Zaten görev süremde şu anda mağdur sıfatıyla dinlediğimiz kooperatif üyelerinin hiçbir hukuki girişimi olmamıştır.

Sürecin hukuksuz olduğuna dair söylemleri kimlerin, neden çıkardığını bilmiyorum, Sayıştay’da bu konuyla ilgili bir kamu zararı çıkmadığı gibi bu konu sorguya bile konu olmadı. Projenin hukuksuz olduğuna dair bir Bakanlık yazısı gelmedi. Bizim kontrolörlerimizin tespit ettiği, mühürlediğimiz, bizim yıktırdığımız imalatlar olmasına rağmen bu inşaatları yapan kooperatiflere haksız menfaat temin ederek dolandırıcılık yapmakla suçlanıyoruz.

İddia makamının, bir yandan kooperatiflere sözde ekonomik menfaat sağlarken, bir yandan menfaatlerine zarar veren eylemlerimizin nasıl olup da nitelikli dolandırıcılık suçunu doğurduğunu açıklamasını, netleştirmesini bekliyorum.

İddia makamı bir yandan da kamu zararı doğduğunu iddia ediyor. İlk günden beri bunun olmadığını anlatmaya çalışıyoruz. Siz de bilirkişi görüşü talep ettiniz. Aslında geçtiğimiz duruşma Belediye zaten kamu zararı oluşmamış olduğunu mahkemeye bildirdi.

"Bir belediyenin para harcamadan gerçekleştirdiği bir tane kentsel dönüşüm örneği var mı?"

Sayın Başkan; Türkiye’de bir belediyenin para harcamadan gerçekleştirdiği bir tane kentsel dönüşüm örneği var mı? Emin olabilirsiniz yok. Biz belediyenin cebinden tek kuruş çıkmadan, binlerce vatandaşı, binlerce hak sahibini evlerine kavuşturacak bir model kurduk. Bu; hiç kimsenin kaybetmeyeceği; en çok belediyenin kazançlı çıkacağı yani halkın, kamunun kazanacağı bir modeldi.

Belediyenin gelecekte ödeyeceği kira bedellerinin kamu zararına yol açacağı tespitini yapan iddia makamı, belediyenin yüz milyonlarca lira harcayarak yapacağı kentsel dönüşüm için para harcamamasının yaratacağı büyük kamu menfaatini neden, nasıl göremiyor?

Biz neden hala kamu zararı olmadığını kanıtlamaya çalışıyoruz? Asıl büyük kamu zararının inşaatların durdurulmasıyla ortaya çıktığı ne zaman görülecek?
Suç nerede, kiminle, kimin menfaatine işlendi? Nasıl oluştu? Bu davanın ilk gününden beri neden kooperatiflerin iç işleyişi tartışılıyor, kooperatif üyeleri mağdur sıfatıyla dinleniyor?

Kooperatiflere işin verilmesi, kooperatiflerin oluşması, kooperatiflerin iç işleyişi ile ilgili benim hiçbir yetkim hiçbir dahlimin olmadığı apaçık ortada değil mi?
Kaldı ki; Dolandırıcılık ve haksız kazanç elde etmek için bu kadar alengirli yollara neden gireyim? Üstelik kişisel menfaat elde etmediğim zaten iddianamede yazıyor.

"Şüphe delil üzerine oluşur, bu davada şüphe üzerine delil arıyoruz"

Ceza hukukunda şüphe delil üzerine oluşur, oysa bizim davamızda bir şüphe üzerine delil arıyoruz. 162 gündür acaba suç oluşturacak bir şey bulur muyuz diye bakıyorsunuz. Yok işte yok! Olmayan bir şeyi 1162 gün geçse de var edemezsiniz.

Sayın Başkan; 15 yıl boyunca belediye başkanlığı yaptım. İzmir’de ve dışarıda katıldığım yüzlerce toplantıda gençleri siyasete girmeye teşvik ettim. Hep şöyle anlattım; “Siyaset hayatı dönüştürme sanatıdır. Bu güzelim memlekette herkes daha iyi yaşasın istiyorsanız, iyi insanların mutlaka siyasete girmesi gerekir. Çünkü siyaset hayatı iyileştirmenin en güçlü aracıdır. Hangi düşünceye, hangi ideolojiye inanırsanız inanın siyasete girin. Hangi partiyi seçtiğinizin hiç önemi yok. Bakın bana; arkamda kimse olmadan, hiçbir kirli işe bulaşmadan Türkiye’nin üçüncü büyük şehrinin belediye başkanı oldum. Bu Devlet, bu millet sizin de yolunuzu açar, mutlaka daha iyisini yaparsınız.”

"Adaletin terazisine de güvenmeyin"

Sayın Başkan; şimdi ben bu insanlara ne diyeyim? Ne söyleyeyim? Ne yazayım? “Sakın siyasete girmeyin.! İyi niyetle başlattığınız bir girişim güçlü birilerinin menfaatleri ile çelişirse yanarsınız. Ne kadar iyi niyet taşıdığınızın hiç kıymeti kalmaz. Adaletin terazisine de güvenmeyin, derdinizi anlatacak kimseyi de bulamayabilirsiniz. Devlet, yargı, sizi yalnız bırakabilir, kimse hakkınızı korumayabilir. Çünkü hiçbir iyilik cezasız kalmaz” mı diyeyim?
Vereceğiniz karar bu soruların cevaplarına da ışık tutacak.

"Özgürlüğümü istiyorum"

Sayın Başkan; bu cümleyi zaman zaman hepimiz kullanırız; “Hiçbir iyilik cezasız kalmaz.” Evet ama bu defa ceza çok orantısız oldu. Aylardır tek kişilik bir hücrede ceza çekmeyi, hayatım boyunca toz kondurmadığım onuruma leke sürülmesini hakkedecek hiçbir şey yapmadım. Aksine dosyanın röntgenini çekin sadece iyi niyet ve iyilik göreceksiniz. Zaten bu haksız suçlamanın üzerime yapışmadığını, yüzlerce sayfalık iddianame ve eklerinin hakikati ortadan kaldıramadığını, Önünde sonunda tamamen aklanacağımı herkes biliyor, herkes görüyor. O nedenle beraatimi talep ediyorum. Ama şimdi önce özgürlüğümü istiyorum. 2 ay önce son celsede adalet terazinize güveniyorum demiştim. Aynı güvenle; Toplanması muhtemel delillere etkimiz olmayacağından, sabit ikametgah sahibi olmamızdan ve tutuklu kaldığımız süre de dikkate alınarak iki arkadaşımla birlikte tutukluluğumuzun kaldırılmasını ve tahliyemizi talep ediyorum.