İzmir’de bazı vatandaşların, dünyaca ünlü yatırım şirketi “Vanguard” ismi kullanılarak kurulduğunu öne sürdükleri bir sistem üzerinden dolandırıldıkları iddiasıyla yaptığı başvuru yargıya taşındı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, yürütülen soruşturma sonucunda dosyada dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı kanaatine vararak kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.
VANGUARD İSMİNİN KULLANILDIĞI ÖNE SÜRÜLDÜ
Mağdurların vekili Av. Elif Benan Yaman tarafından savcılığa sunulan suç duyurusunda, şüphelilerin “Vanguard Group” ismini ve logosunu kullanarak “Vanguard Yoksullukla Mücadele Fonu (VGDF)” adı altında bir yatırım sistemi kurduğu iddia edildi. Dilekçede, söz konusu yapının internet siteleri ile WhatsApp ve Telegram grupları üzerinden faaliyet yürüttüğü belirtildi.
SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN TEMAS KURULDU
Dosyaya göre süreç, sosyal medya üzerinden kurulan iletişimle başladı.
“Sara Çakır” ismini kullanan kişi aracılığıyla sisteme dahil edilen mağdurların, referans yöntemiyle yakın çevrelerini de sisteme dahil ettiği öne sürüldü.
YÜKSEK KAZANÇ VAADİ
Suç duyurusunda, mağdurlara başlangıçta küçük ödemeler yapılarak sistemin güvenilir olduğu izleniminin verildiği ifade edildi. Ayrıca kısa sürede yüksek kazanç sağlanacağı yönünde vaatlerde bulunulduğu, bu kapsamda “45 günde 40 bin TL’den 200 bin TL kazanç” gibi tekliflerle sisteme para girişinin artırıldığı iddia edildi.
PARA ÇEKME SÜRECİNDE ‘VERGİ’ TALEBİ
Şikayete göre, bir süre sonra mağdurların para çekme taleplerinin durdurulduğu ve hesaplarındaki tutarları alabilmeleri için yüzde 7 oranında “vergi” ödemelerinin istendiği ileri sürüldü.
Bu ödemelerin resmi kurumlar yerine şahıs hesaplarına talep edilmesi üzerine mağdurların dolandırıldıklarını düşündükleri belirtildi.
TEHDİT VE VERİ PAYLAŞIMI İDDİASI
Dilekçede, ödeme yapmayan bazı kişilerin sistemden çıkarıldığı, bazı kullanıcıların kimlik ve iletişim bilgilerinin gruplarda paylaşıldığı ve bu durumun baskı unsuru olarak kullanıldığı öne sürüldü.
YÜZ BİNLERCE LİRALIK ZARAR İDDİASI
Dosyada yer alan bilgilere göre A.K’nin yaklaşık 290 bin TL, T.D’nin yaklaşık 100 bin TL ve Z.Ö.A.’nın ise kredi kullanarak yatırdığı 80 bin TL tutarında zarar ettiği iddia edildi.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için gerekli olan hileli davranış ve aldatma unsurlarının somut olayda bulunmadığı değerlendirildi.
Kararda, kısa sürede yüksek kazanç sağlanacağı yönündeki beklentinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu vurgulandı.
“YETERLİ ARAŞTIRMA YAPILMADAN İŞLEM YAPILDI”
Savcılık kararında, müştekinin yatırım yaptığı sistemin niteliğini araştırmadan, kimlik bilgilerini bilmediği kişilerle iletişim kurarak para transferi yaptığı ifade edildi.
Bu nedenle, iradenin nitelikli bir aldatma ile sakatlandığının kabul edilemeyeceği belirtildi.
HUKUK YOLU İŞARET EDİLDİ
Kararda, mağdurun zarara uğradığını düşünmesi halinde bu durumun hukuk mahkemelerinde tazminat davasına konu edilebileceği kaydedildi.
Kişisel veriler açısından ise, verilerin mağdur tarafından rızayla paylaşıldığı ve üçüncü kişilerle paylaşıldığına dair somut delil bulunmadığı ifade edildi.