Batuhan KAYA/Dijital Gaste- TMMOB, İzmir Barosu, İzmir Tabip Odası, KESK ve DİSK’in oluşturduğu İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının birinci yıldönümünde İzmir Barosu’nda bir basın açıklaması düzenledi. Açıklamayı platform adına İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz okudu.
Yılmaz açıklamasında, “Ülkemiz artık demokratik kuralların uygulandığı, anayasanın temel hükümlerinin kabul edildiği bir ülke olmaktan çıktı. Bunun taş ve tuğlaları 2010 ve 2017’deki anayasa değişiklikleriyle döşenmişti. Özellikle 2017’den sonra karşımızda hesap veren bir hükümet olmadı. Sorun da zaten budur” ifadelerini kullandı.
"Demokrasiden uzaklaşma 19 Mart’ta başlamadı"
Ülkedeki antidemokratik koşulların İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla başlamadığını söyleyen Yılmaz, “Demokrasiden uzaklaşma 19 Mart ile başlamadı. Özellikle 2016 kalkışmasından sonra ortaya çıkan süreci hepimiz biliyoruz. 19 Mart’ta başlayan protestolarda yüzlerce insan gözaltına alındı ve tutuklandı. Şu an İBB davasında 107 sanık tutkulu yargılanıyor. İzmir’deki protestolarda yüzlerce genç günlerce gözaltına alındı. Bir kısmı tutuklandı ve hala yargılamaları devam eden gençler var. Temel anayasal bir hak olan protesto hakkı ile ilgili çok fazla ihlal yaşandı. Bu, demokrasinin tamamen rafa kaldırılmasından başka bir şey değildir. Düşünce ve irade özgürlüğü kapsamında yazılan her şey sizin karşınıza suç olarak getirildi ve tutuklandınız" dedi.
"Türkiye artık bir hukuk devleti değil"
Türkiye’nin artık bir demokratik bir ülke olmadığını söyleyen ve açıklamasında, “Bunun adı demokrasi değil, ne olduğunu da çok iyi biliyoruz” ifadelerini kullanan Yılmaz, “Şunu net olarak söylemek gerek, Türkiye Cumhuriyeti artık bir hukuk devleti değil. Bir Anayasa var ama kurallarına uyulmuyor. Anayasa Mahkemesi karar alıyor ama uygulanmıyor. Şimdi artık bırakın hukuk devleti olmayı, kanun devleti bile değiliz. Bunun adı demokrasi değil, ne olduğunu da çok iyi biliyoruz" diye konuştu.
Yılmaz açıklamasını, şöyle noktaladı:
“Bugün geldiğimiz noktada biz gözaltı süreçlerini çok yakından takip ettik. Emek ve Demokrasi Güçleri sürekli alanda ve yurttaşların yanındaydı. Uygulanan sözel ve fiziki şiddeti kaydetmeye ve belgelemeye çalıştık. Bu yönden Emek ve Demokrasi Güçlerinin varlığı çok kıymetli. Bu anlamda en azından bu birlikteliği devam ettirdiğimiz için çok onur duyuyoruz. Son sözüm şu, hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz…”
"Yönetemeyenlerin iktidar hırsından kaynaklanıyor"
TMMOB İKK Sekreteri Aykut Akdemir açıklamasında, “Bugün geldiğimiz nokta itibarıyla... Bu saldırılar yönetemeyenlerin iktidar hırsından kaynaklanıyor. Yönetemiyorlar, yönetemedikçe saldırıyorlar, saldıracaklar. Bu saldırılardan vazgeçsinler. Anayasa Mahkemesi kararlarının yok sayıldığı bir ülkede kimseyi lekeleyemezsiniz. Bir kez daha sesleniyoruz. Gençlerin seslerini dikkate alsınlar. .. Bugün saldırdıkları o gençler, yarının yöneticileri, bu ülkenin sahipleridirler. 'Talimatlı' hukuk sisteminin bizim talimatlarımızı da almasını rica ediyoruz. Biz de bundan sonra talimat veriyoruz. Adil olun, mesleğinizin gereğini yapın. Bize düşen tek görev, konuşmak ve doğruyu söylemektir. Biz doğruyu söylemekten vazgeçmeyeceğiz.” ifadelerini kullandı.
"Muhalif olan herkes tutuklanıyor"
DİSK Ege Bölge Temsilcisi Deniz Şahin Gümüştekin, muhaliflerin hukuksuz şekilde tutuklandığını kaydettiği konuşmasında, “Bu ülkedeki muhalif olan herkes tutuklanıyor. Bununla birlikte işçi ve emekçiler açlıkla terbiye ediliyor, kadınlar öldürülüyor, gençlerin önü kapatılıyor. Yani bu ülkede muhalif olan herkes yargı eliyle susturulmaya çalışılıyor. Bizim tek yapmamız gereken birleşmek. Birleşerek iktidara karşı hukukun üstünlüğünü göstermek.” dedi.
"Bu tahribatı beraber aşacağız"
İzmir Tabip Odası Başkanı Dr. Yüce Ayhan, tüm demokratik bileşenlerle sürecin aşılacağını kaydettiği konuşmasında, şunları söyledi:
“Bu süreçte sağlık hakkı da bizzat ihlal edildi. Sağlık sorunu olan birçok sanık, sağlık hakkına erişimde sıkıntı yaşadı. Sağlıklı bir muayene ve tedavi takip süreci içinde olmadılar. Özellikle ilk gözaltı döneminde İl Sağlık Müdürlüğünün gözaltı merkezlerine hekim görevlendirmesi gibi bir garabet oluştu. Ülkenin kolonlarına yönelik bir saldırı var. Sadece hukuk değil eğitim, ekonomi gibi ülkenin temel değerlerine yönelik bir tahribat var. Bu tahribatı tüm bileşenler olarak aşacağımıza inanıyorum.”