İzmir Haberleri

İYİ Parti'den İzmir çıkarması! Genel Sekreter Özel: Türkiye bir cinnet haline düştü!

İYİ Parti Genel Sekreteri Osman Ertürk Özel, İzmir’de adalet, emniyet, ekonomi ve yerel yönetimler üzerinden sert açıklamalar yaptı.

Abone Ol

Batuhan KAYA/Dijital Gaste- İYİ Parti Genel Sekreteri Osman Ertürk Özel, İYİ Parti GİK Üyesi Av. Ali Topçu ve İYİ Parti İzmir İl Başkanı Av. Ülkü Doğan, İzmir’de basın mensuplarıyla bir araya gelerek İzmir ve ülke gündemini değerlendirdi.

Ertürk Özel, ülke gündemine dair değerlendirmesine Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarına ilişkin konuşarak başladı. Ertürk Özel, “Biliyorsunuz geçtiğimiz günlerde önce Urfa, sonra da Maraş’ta iki elim hadise yaşandı. Bunlar hiçbirimizin, içerisinde yaşadığımız Türkiye’de görmediğimiz hadiseler. Türkiye bir cinnet haline düşmüş diyebiliriz. Devlet dediğimiz şey iki temele dayanır. Emniyet ve adalet. Devlet, emniyet ve adaleti tesis edebildiği ölçüde liyakatli, kurumsal ve huzurla yaşanabilen bir devlet olabilir. Türkiye Cumhuriyeti ilk defa hem adalet hem de emniyet konusunda zafiyet gösteriyor denebilir. 143 ülke içerisinde 118. olan bir ülkede yaşıyoruz.” diye konuştu.

MEB BAKANININ DÖNEMİNDE OKULLARDA 37 KİŞİ ÖLDÜ

Ertürk Özel, okul saldırılarına dair değerlendirmesinde, “Ciddi emniyet zafiyetleriyle karşı karşıyayız. Yeni nesil çetelerle, çocuk çeteleriyle karşı karşıyayız. Muhtemelen bu çocukların hiçbir çete ve örgütle bağlantısı çıkmayacak. Fotoğraflarına baksanız en ufak şüphelenmeyeceğiniz insanlar. Kendi evlerinde bambaşka bir psikolojide yaşıyorlar. Bu çocuklar neticede eğitim hayatının içinde ve kendi okullarında bu saldırıyı gerçekleştiriyorlar. Mevcut Milli Eğitim Bakanı’nın döneminde okullarda ölen kişi sayısı 37, ve siz hâlâ pişkin pişkin açıklamalar yaptığınız siyaset aklıyla görevinizi sürdürüyorsunuz. O oraya kendi gelmedi, kendi de kalkamaz. Eğer istifa etse belki bir gelenek oluşturur. Aslında son derece medeni bir müessese oluşur.” şeklinde konuştu.

TÜRKİYE, İKTİDARA YAKIN OLANLAR VE OLMAYANLAR İÇİN AYNI DEĞİL

Ülkedeki hukuk ve yargı sistemine dair de değerlendirmelerde bulunan Ertürk Özel, “Türkiye anayasaya göre bir hukuk devleti. Türkiye’de savcılar soruşturmalarını kanunlara göre yapıyor, iddianameler kanunlara göre hazırlanıyor, mahkemeler de kanunlara göre karar veriyor. Ama nedense bizde bu düzenin hakkaniyete dayanarak işlediğine dair bir algı oturmuyor. Belki kanunlar, nizamlar var ama Türkiye, her birimiz biliyoruz ki iktidara yakın olanlar ve iktidara yakın olmayan sıradan vatandaşlar açısından aynı ülke değil. Bunların biri için cezaevi ve zindanlar, diğerleri için en ufak bir gözaltı kararı bile yok. Türkiye maalesef adalet endeksine göre iflas etmiş bir ülke diyebiliriz. Adalet mülkün temelidir derken o mülkün devlet olduğunu biliyoruz ama içerisinde yaşadığımız ülkede maalesef adil toplum anlayışına ulaşamıyoruz.” dedi.

SİSTEM VE DEVLET 1 KİŞİYE AİT

Yargıya dair eleştirilerine devam eden Ertürk Özel, “2017 referandumuyla dünyada benzeri olmayan cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde bakanlar ve vekiller irade sahibi değiller. Sistem ve devlet bir kişiye ait. Herkes bir ustaya bağlı. Arzu ettiği gibi işe alıyor, kovuyor. Hiçbir iradeye dayanmayan bu sistemler işte böyle adaletsiz ve emniyetsiz bir devlet düzeni oluşturuyor. Biz de üzülerek bu ülkede yaşamak zorundayız.” ifadelerini kullandı.

EKONOMİK KRİZİ LİYAKATSİZLİK GETİRDİ

Ülkedeki ekonomik krizin liyakatsizlik kaynaklı olduğunu belirten Ertürk Özel, “Az önce bir kelime kullandım, dedim ki liyakat. Atatürk’ün çok bilinmeyen bir sözü var. ‘Ben hayatta yalnızca liyakate aşığım.’ Liyakat meselesi ülkemizde yalnızca adalet ve emniyet alanında değil, son yıllarda içerisinde bulunduğumuz ekonomik kriz noktasında da bizleri daraltıyor. 2002 seçimleri öncesinde Türkiye’de 2001 krizi vardı. Bu iktidar o krizi hâlâ tarihin en büyük krizi olarak anlatıyor ve ‘Biz düzelttik’ diye hâlâ anlatıyor. Ama biz şunu biliyoruz; 33 aydır bir dezenflasyon yönetimi söz konusu. Enflasyon düştüğünde biz etiketlerin düşmeyeceğini biliyoruz. Ama ne kadar başarılılar, ona bakalım. 33 ayda 30 puan enflasyon düşürülmüş 2001 krizinde. Bugün bu oran yüzde 6,7, onların rakamlarına göre. Beğenmedikleri eski Türkiye’nin 33 ayda yaptığı da yüzde 30. Rakamlar yalan söylemez.” diye konuştu.

200 LİRANIN DEĞERİ 34 LİRAYA DÜŞTÜ

Enflasyonun geldiği noktayı aktaran Ertürk Özel, “Son 2 yılda enflasyon yüzde 200. 200 liranın değeri şu anda 34 TL. Dünyanın en tasarruflu insanı olsanız da o paranın değeri düşüyor. Böyle bir ülkede dezenflasyon programı yürüyor. Program, gecelik faizlerle Türk insanının parasını Londra’ya, Dubai’ye götürenler için son derece başarılı. Türkiye, iktidar sahiplerine bakarsak sürekli büyüyor. Matematiksel olarak şunu bilmek gerekiyor ki bu rakamlar nominal rakamlar. Matematiksel olarak mümkün olmayan bir büyüme değil bu. Bir gıda krizi yaşıyoruz. Yüzde 8,8 küçülme söz konusu. Zaten bu küçülmeden ötürü, önlenemeyen gıda enflasyonundan dolayı insanımız bu enflasyonu katmerli hissediyor. Barınma noktasında da ciddi bir enflasyon var. Türkiye’nin ihracatının rekorlar kırdığı söylenir ama dediğim gibi bu da nominal bir değer. Ama ihracatın milli gelire oranına bakarsanız aynı sonucu göremezsiniz.” dedi.

İZMİR HAK ETTİĞİ DEĞERİ GÖRMÜYOR

Ertürk Özel, İzmir’in hak ettiği değeri göremediğini ve hem yerel yönetim hem de iktidar tarafından ihlal edildiğini belirterek, “İzmir’in meseleleri çok bariz. Birçok sayısal değer bakımından memleketimizin önünde. Bir orta direk şehri İzmir. İzmir’in orta gelir şehri olduğunu görüyoruz. Bir yandan da ülkemizde son 10 senede en çok geriletenlerin de orta direk olduğunu bildiğimiz için bu açıdan İzmir mutsuz. İyi üretim rakamlarına göre nitelikli bir üretim merkezi değil. İzmir kendi sorunlu yapı stoğu meselesini aşabilmiş değil. Yapı stoğu eskimiş ve bir deprem bölgesi. Bu riski her zaman taşıyor olacak. Trafik, ulaşım ve kentsel altyapı konusunda da birçok eksiği bulunan ve acil eylem planı gerektiren bir şehir. Konut maliyetlerinde ciddi bir artış olması, İzmir’de enflasyonun rakamların üzerinde yaşanmasına ve hissedilmesine neden oluyor. Hem tarımdan kaynaklı gıdaya erişimin maliyeti yükseliyor hem de barınmaya erişim maliyeti yükseliyor. Olduğundan daha fazla hissettiren bir şehir olarak karşımıza çıkıyor. Yılda ortalama 2 bin şirketin kapandığı bir şehir artık İzmir. Hak ettiği kıymeti ve değeri hiçbir zaman bulamamış, hem yerel hem de genel hükümetler tarafından yeterince iyi yönetilememiş. İki kutbun savaşı arasında bir pozisyon kalesi olarak konumlanmış. Ne hak ettiği hizmeti ne insani ne de kent olarak görememiş bir şehir. Hem sayın genel başkanımızın bölge vekili olması hem de benim buralı olmam, partimiz için buranın ayrı bir yeri bulunması, İzmir’e çok daha sık gelip gideceğimizi, İzmir’e daha çok mesai harcayacağımız anlamına geliyor.” şeklinde konuştu.

İZMİR’DE MUHALİF BELEDİYELERE BİRDEN FAZLA GİRİŞİM OLDU

İzmir’deki muhalif belediyelerin birden fazla girişimle yıpratılmaya çalışıldığını kaydeden Ertürk Özel, “Biz hadiseyi ilk andan itibaren takip ediyoruz. İl başkanımızla irtibat halindeyiz. İl yönetimi de katılım göstererek tepkisini koydu. Mermer Fuarı için gelen genel başkan yardımcılarımızı ve milletvekillerimizi de ilgili noktaya yönlendirdik. Aslında İzmir’de muhalif belediyelere yönelik birden fazla girişimde bulunuldu. Selçuk’ta Meryem Ana Otoparkı meselesi gibi. Baktığımız zaman hukuki temeli olan süreçler. Bakanlık, kendi otoparkını kiraya vermek istemiyorum diyerek bu zorluğu yaratıyor. Belediyenin gelir kalemlerinden biri olan otoparkı, vatandaşın alacağı hizmeti zora sokmaktan başka bir şey değil. Meslek Fabrikası’nda da aynı süreç. Temel motivasyonumuz, olayın her zaman doğrusunu araştırarak özellikle iktidar kanadının ürettiği baskılara karşı çıkmak ve karşı çıkanların yanında olmak. Bunu kadromuzla yerine getirebildik diye düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

ÖZLALE PİŞMAN OLMUŞTUR

İYİ Parti’den CHP’ye geçen İzmir Milletvekili Ümit Özlale için “Bence pişman olmuştur” ifadelerini kullanan Ertürk Özel, şöyle konuştu:

“Özeleştiri konusunda partimiz ayarında bir parti yok. Seçim başarısızlığı sonrasında kongre kararı alıp kongrede aday olmayan tek genel başkan, kurucu genel başkanımız Meral Akşener. Seçmen, doğruyu sandıkta ödüllendirir, yanlışı da sandıkta cezalandırır. Seçmen sizi cezalandırdı. İzmir’de Ümit Özlale’nin CHP’ye geçişi... Ümit Bey, İzmir’de ciddi bir kampanya yürüttü. Şunu kabul etmek lazım ki siyasette ekipler var. Ümit Özlale, Meral Hanım’ın davetiyle partiye gelmiş, düşün dünyasında sosyal demokrat olan, Meral Hanım’ın istifası sonrasında da hayalindeki çalışma ortamını ve fikri zemini bulamamış olabilir. Ama ben istifasından sonrasında pişman olduğunu düşünüyorum. AK Parti’yi eleştirenler AK Parti’ye gittiler. Milletvekilliği garip. Eğer seçildiğiniz partiden istifa da etseniz vekilsiniz. Bunun da biraz cesaretlendirdiğini düşünüyorum.”