İsminde "millî" olan takımın Dünya Kupası rezaleti

Abone Ol

Tam 24 yıl sonra Dünya Kupası'na katılan Türkiye, Amerika'ya büyük umutlarla gitti.

Aylar boyunca ekranlarda aynı cümleleri duyduk: "Bu jenerasyon çok özel.", "Bu takım tarih yazacak.", "Bu çocuklar, ülkenin gururu."

Futbolcular reklam filmlerinde boy gösterdi, marşlar yazıldı, övgüler havada uçuştu.

Hatta öyle bir hava yaratıldı ki sanki bir futbol takımından değil, cepheye uğurlanan bir ordudan bahsediliyordu.

"Mehmetçik", "asker", "ülkeyi temsil eden kahramanlar"...

Sonuç ne oldu? Tam bir hayal kırıklığı.

Üstelik bu başarısızlığın sorumluluğunu konuşmak yerine yine bahanelere sığınılıyor.

Dünya Kupası kadrosu açıklanırken birçok futbolseverin aklına aynı soru gelmişti: Süper Lig'de sezonun en dikkat çeken performanslarından birini ortaya koyan Trabzonsporlu oyuncular neden yok? Bordo-mavililer ligi üçüncü sırada tamamladı, Ziraat Türkiye Kupası'nı kazandı. Mustafa Eskihellaç ve Ozan Tufan sezon boyunca önemli katkılar verdi. Ancak adında "millî" olan bu takım, söz konusu Trabzonspor olunca yine başka tercihlere yöneldi.

Bugün oturup düşündüğümüzde yapılan tercihlerin ne kadar kasıtlı olduğu aşikâr.

Bir de futbolculara ilişkin oluşturulan tuhaf bir dokunulmazlık algısı var. Takımı eleştirmeyin, oyunculara kızmayın, aman moralleri bozulmasın, kalpleri kırılmasın... Başarısızlığı konuşmaya kalktığınız anda karşınıza "Köstek olmayın, destek olun." tepkisi çıkıyor.

Milyonlarca lira kazanan topçulardan bahsediyoruz.

Biz futbolcuların psikoloğu değiliz, hiçbirinin de duygusal ruh hâli bizi bağlamaz.

Eleştiri; sporun ve rekabetin doğal bir parçası.

Başarılı olduklarında manşetlerin, reklamların ve övgülerin tam ortasına yerleşenler; her başarısızlıkta eleştirilerin muhatabı olmak zorunda.

Türkiye Teknik Direktörü Vincenzo Montella çıktı, "Kader bizden yana değildi." dedi.

Futbol, kaderden çok planlama oyunu.

Bir teknik direktörün görevi şanssızlıktan yakınmak olmamalı. Şansı kendi lehine çevirecek sistemi kurmaktır hocanın görevi.

65 şut çektiklerini söylüyor Montella... Futbolda istatistikler değil, skor tabelası konuşur.

65 şut çekip eleniyorsanız bunun sorumlusu felektir diyemezsiniz.

Türk insanında başarı gelmeden başarı hikâyesi yazma alışkanlığı var.

Turnuva başlamadan kupalar kaldırılıyor, oyuncular efsaneleştiriliyor, yıldızlaştırılıyor. Sonra gerçeklerle karşılaşıldığında ise suçlu kader oluyor, şans oluyor... Felek de "kahpe" oluyor.

Ama hiçbir zaman yanlış tercihler, eksik kadro planlaması ve hatalı teknik kararlar yeterince konuşulmuyor.

Dünya Kupası macerası sona erdi.

Geride milyonlarca liralık reklam kampanyaları, bitmek bilmeyen övgüler ve karşılanamayan beklentiler kaldı.

Futbolda, sahada sonuç alamadığınız zaman ne yazılan marşların ne çekilen reklamların ne de edilen büyük lafların anlamı kalır.