Her zaman güçlü görünmek zorunda hissetmenin yorgunluğu

Abone Ol

Bir arkadaş ortamında otururken etrafınıza dikkatle bakın. İnsanlar konuşur, güler, günlük hayatın sıradan akışı devam eder.

Masada herkes sanki hayatını yoluna koymuş gibidir. Çoğu zaman o masada oturan insanların önemli bir kısmı aynı duyguyu taşır: Zayıf görünmemeliyim!

Bu düşünce çoğunlukla açıkça dile getirilmez. Hatta çoğu insan bunu kendine bile itiraf etmez. Ama davranışların içinde kendini belli eder. İnsanlar zorlandıklarını söylemek yerine konuyu değiştirir. Yorulduklarını anlatmak yerine “iyiyim” demeyi tercih eder. Yardım istemek yerine her şeyi kendi başına halletmeye çalışır.

Çünkü güçlü görünmenin gerekli olduğuna dair güçlü bir inanç vardır.

Bu inanç çoğu zaman fark edilmeden hayatımıza yerleşir. Çocuklukta ağladığımızda “abartma” denir. Üzüldüğümüzde “takma kafana” diye teselli ediliriz. Zamanla duyguların fazla görünür olmasının bir tür zayıflık gibi algılandığını öğreniriz. Böylece birçok insan için güçlü görünmek bir karakter özelliğinden çok bir görev haline gelir.

Bu görev özellikle yetişkinlikte daha da belirginleşir. İnsanlar iş hayatında, aile içinde ya da sosyal ilişkilerinde bir tür dayanıklılık maskesi taşımaya başlar. Her şeyi kontrol edebilen, duygularını iyi yöneten, sorunların üstesinden gelen biri olmak beklenir. Oysa insan hayatı çoğu zaman bu kadar düzenli değildir.

Herkes zaman zaman yorulur. Kararsız kalır. Kendisini yetersiz hissettiği anlar yaşar. Ancak güçlü görünme baskısı arttıkça insanlar bu duyguları saklamayı öğrenir.

Sorun şu ki, saklanan duygular ortadan kaybolmaz. Sadece görünmez hale gelir.

Birçok insan için gerçek yorgunluk tam da burada başlar. Çünkü kişi yalnızca hayatın getirdiği sorunlarla değil, aynı zamanda güçlü görünme çabasıyla da mücadele eder. Üzüntü yaşarken normal davranmaya çalışmak, zor bir dönemden geçerken hiçbir şey olmamış gibi davranmak düşündüğümüzden çok daha fazla enerji gerektirir.

Bazen insanlar bu yorgunluğu ilk başta fark etmez. Günlük hayat devam eder, sorumluluklar yerine getirilir. Ama zamanla zihinsel bir ağırlık oluşmaya başlar. İnsan kendini sürekli tetikte hissedebilir. Dinlenmesi gereken anlarda bile zihni rahatlamayabilir.

Danışanlarla yapılan birçok görüşmede benzer bir cümle duyulur: Ben aslında güçlü bir insanım ama son zamanlarda kendimi çok yorgun hissediyorum.

Bu cümlenin içinde önemli bir ipucu vardır. Çünkü çoğu zaman kişi yorgunluğunu kabul etmekte bile zorlanır. Güçlü olma fikri o kadar yerleşmiştir ki, yorulduğunu söylemek bile sanki bir başarısızlık gibi hissedilebilir.

Oysa güçlü olmakla insan olmak arasında ince ama önemli bir fark vardır.

GÜÇLÜ OLMAK, İNSAN OLMAK

Güçlü olmak çoğu zaman dayanabilmekle ilişkilendirilir. Ama insan olmak bazen zorlandığını kabul edebilmeyi de içerir. Bu iki şey aslında birbirine zıt değildir. Aksine çoğu zaman birbirini tamamlar.

İnsanlar duygularını paylaşabildiklerinde, zorlandıklarını ifade edebildiklerinde ve bazen yardım isteyebildiklerinde daha sağlıklı bir denge kurabilirler. Çünkü insan zihni sürekli bastırılan duygularla uzun süre dengede kalmakta zorlanır.

Bunun anlamı her duyguyu her ortamda paylaşmak değildir elbette. Ama insanın kendine karşı dürüst olabilmesi önemlidir. Yorulduğunu kabul etmek, bir şeylerin zor geldiğini fark etmek ya da bazen destek istemek insanı zayıf yapmaz.

Aksine psikolojik dayanıklılıkla ilgili yapılan birçok araştırma insanların duygularını tanıyabildiklerinde ve ifade edebildiklerinde daha güçlü hale geldiklerini gösterir. Çünkü gerçek dayanıklılık duyguları yok saymakla değil, onları yönetebilmekle ilişkilidir.

Belki de bu yüzden güçlü görünme çabası bazen insanı gerçekten güçlü olmaktan uzaklaştırabilir. Sürekli kontrol altında kalmaya çalışan bir zihin, dinlenmek için gereken alanı bulamaz.

Hayatın temposu zaten çoğu insan için yeterince hızlı. İş, sorumluluklar, ilişkiler ve gündelik stresler arasında insan bazen kendini nefes almak için bile vakit bulamaz halde hissedebilir. Böyle anlarda güçlü görünme zorunluluğu bu yükü daha da ağırlaştırabilir.

Bazen insanlar kendilerini sürekli ayakta kalması gereken bir makine gibi görmeye başlar. Oysa insan zihni de beden gibi dinlenmeye ihtiyaç duyar. Yorulduğunda bunu fark etmek ve kabul etmek psikolojik denge için oldukça önemlidir.

Belki de zaman zaman şu soruyu kendimize sormakta fayda vardır: Gerçekten güçlü olmak ne demek?

Belki de güçlü olmak her şeyi tek başına taşımak değildir. Bazen durup dinlenebilmek, bazen zorlandığını kabul edebilmek ve bazen de destek isteyebilmek de gücün bir parçasıdır.

Çünkü insan sürekli güçlü görünmek zorunda değildir.

Bazen sadece insan olmak yeterlidir.