İZFAŞ ve TACT Fuarcılık iş birliğiyle düzenlenen İZKİTAP – 7. İzmir Kitap Fuarı, 17 Nisan’da Kültürpark’ta başlıyor.
Yayınevleri, sahaflar, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları ve kültür kurumları, 10 gün sürecek fuarda İzmirlilerle buluşmaya hazırlanıyor.
Bu büyük buluşmaya hazırlanan yazarlardan gazeteci Esra Tüzün de, ilginç bir çalışmayla katılıyor. Uzun yıllar İstanbul’da gazetecilik mesleğini sürdüren Tüzün, yaşamına devam ettiği Bodrum’da mesleki birikimini kitap yazarak sürdürüyor. Gazeteci yazar Esra Tüzün, son kitabı “Hayalet Orkide Sinemaların Kızı” ile okuyucu karşısına çıkıyor.
Kitap, Türkiye’yi iki asır eğitimden sinemaya, medyadan politikaya şekillendiren İpekçi ailesinin son şahidi Betül İpekçi’nin tanıklığına dayanıyor.
İpekçilerin “Hayalet Orkidesi” Türkiye’nin en ünlü artistlerinin patroniçesi ile oldu. Cumhuriyetle yaşıt bir hayat sürdü. Nişantaşı’nın ikonik apartmanlarında, Büyükada’daki malikanelerde ulaşamadığı mutluluğu Köyceğiz’de minicik bir köy evinde buldu.
Kitap akıcı anlatımıyla bir ailenin hayalleri ile gelişen sinema sektörünün Türkiye’de toplumsal düzeni nasıl etkilediğini anlatıyor.
İnişli çıkışlı hayatın öyküsü
Tek bir biletle Türkiye’nin en lüks sinemalarında ilk aşklarını yaşayan en önemli hatıralarını biriktiren toplum şekillenirken hayalleriyle bir sektör yaratan ailenin kapalı kapılar ardındaki çalkantılı hayatı okura ulaşıyor. Her gün hayır için yemek dağıtımı yapan bu ailede çocukların tek bir meyveye ellerini sürmelerinin yasaklanmıştı, bebeklere ancak elleri arkadan bağlı uzaktan bakabiliyorlardı… Tek bir kibritle bir gecede nasıl fakirleştiklerini ardından tek bir film ile Nişantaşı’nda nasıl ikon olan bir apartman yaptırabildiklerini anlatıyor.
Bugüne kadar ismi ancak tarihi belgelerde saklı olan Betül İpekçi bu kitapla sessizliğini bozuyor ve günahları sevapları ile ailesinin sırlarını anlatıyor.
Kitap Atatürk’ün tarihe geçen onuncu yıl nutkunu okurken çıkan çatallı ve derinden gelen ses tonunun öyküsüne de ışık tutuyor:
“…Olan olur onuncu yıl nutku için canlı olarak çekimler yapılıp stüdyoya dönüldüğünde anlaşılır ki hiç ses yok. Heyecandan mı, iş bilmez olduğu için mi orası meçhul; çekimler kusursuzdur ancak hiç ses yoktur.
Osman abim İnci ile beni karşısına aldı ne yapacağını bilmez haldeydi hatta hayatına son vermeyi düşünüyordu. Koca adam bizim dışımızda itiraf edecek kimseyi bulamamıştı. Sonradan öğrendik ki Gazi Paşa’nın karşısına alı al moru mor şekilde çekip durumu anlatma cesaretini göstermiş. “Paşam bu işi başarı ile tamamlayabilmemiz için 3 saat boyunca tekrar seslendirmeniz gerekiyor” demiş. Ve onuncu yıl nutku o hatalı çalışmanın eseridir cızırtılı ve derinden gelir, yine tam olmamıştır”
Siyaset tarihi açısından önemli belgeler içeriyor
Betül İpekçi’nin tanıklığına dayanan kitap, Türk siyasi tarihi açısından da önemli belgeleri barındırıyor, içindeki fotoğraflar da ilk kez yayınlanıyor;
“…Dönemin Efsanevi Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel döneminde Türkiye’de iftihar listeleri yayınlandı. Bu listelere giren çocukların genç cumhuriyet için önemli mevkilere geleceği planlanıyordu. Ben de o listelere girdim. Herşeyi atan annem ömür boyu bu kitapçığı saklamış. Listeye İstanbul’dan emekli Sabri Erbakan’ın oğlu Necmettin Erbakan ve Çiftçi Y. Demirel’in oğlu Ş. Demirel’de girmiş. Bu listelere giren çocukların genç cumhuriyetin geleceği olacağı gözüyle bakılıyordu. Öyle de oldu. Yıllar sonra Demirel başbakanken ben de Odalar Birliği’nde çalışırken Erbakan’ın kendini kilitlediği odadan çıkartabilmek için hırsızlardan yardım istendiğine tanıklık ettim. “
“… Abdi İpekçi Maçka Palas bebeğidir ve iki ablası veremden öldüğü için o hep başkalarının kucaklarında bizim evde ve ailesinden uzakta büyüdü. Abdi’nin o kocaman kahkahası aslında içindeki büyük hüznü gizlerdi. Suikast yapıldığı haberini aldığı an annemin gözleri kör oldu.”
“… İsmail Cem bizim ailenin zengin ve yaramaz çocuğu olarak dedeminiz kurduğu okuldan atıldı. Yakın arkadaşı Ercan Arıklı ile Trakların kızları ile evlendiler. Cem’in hep mutlu bir evliliği oldu ama arkadaşı Ercan bir süre sonra İnci’den ayrıldı. İnci bunu kaldıramamış olacak ki bunalıma girmiş. Evdeki gazı açıp çakmağı çakmış. İki yavru öldü ama o kurtuldu. Bu o dönem basına yansımadı ama bizlerin kabuslarına yerleşti”
Betül İpekçi’nin Türk sinema tarihinin gizli patroniçesi olduğu dönemlerde. İlk sesli film çekiliyor ve bunun için Nişantaşı Manolya Sokakta eski bir fırın düzenleniyor. Filmlerin dublaj işi ile Nazım Hikmet ve Ferdi Tayfur ilgileniyor. Sessiz film modası kapanırken Charlie Chaplin modası bitiyor ancak son hayranı olarak Atatürk ve Nazım Hizmet kalıyor.
“Büyük Vals” adlı bir film bizim iflasın eşiğine gelmiş ailemize Nişantaşı’nda Başarı Apartmanı sahibi olmamızı sağladı. Ve kitap konuşulmayanları konuşturuyor.