İzmir Haberleri

Felaketin ayak izleri Türkiye'nin üzerine düştü: Ege ve İzmir’i bekleyen tehlike!

Dünyanın dengesini sağlayan AMOC sistemi bozulduğu takdirde Kuzey Avrupa’da mini bir buzul çağı başlaması öngörülürken, Prof. Dr. Doğan Yaşar AMOC’un bozulmasının Türkiye’de yaratacağı etkileri Dijital Gaste’ye anlattı. Yaşar, AMOC’un bozulmasının Türkiye’de bir kıtlık etkisi yaratabileceğini aktardı.

Abone Ol

Batuhan KAYA/Dijital Gaste- Atlantik Meridyenel Devrilme Dolaşımı (AMOC) adı verilen ve okyanuslarda devasa bir su döngüsünü oluşturan akıntılar sistemi, bilim insanlarına göre bir kırılma noktasına doğru yol alıyor. Bilim insanlarının yaptığı simülasyonlarda, sera gazı emisyonları bugünkü seviyelerde kalırsa, okyanuslar ve denizlerdeki sıcaklıklar ile iklimi düzenleyen AMOC’un geleceği çok büyük bir risk altına girecek.

Peki, dünya, Türkiye ve İzmir, AMOC’un zarar görmesinden ve dolayısıyla iklimlerin, okyanus ve deniz sıcaklıklarının değişmesinden nasıl etkilenecek?

TÜBA Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, felaketin fragmanını Dijital Gaste’ye anlattı.

Prof. Dr. Yaşar, AMOC’un risk altına girmesiyle Kuzey Avrupa’da mini bir buzul çağı yaşanacağını söylediği değerlendirmesinde, Ege ve İzmir’de tarım üretiminde verimliliğin düşeceğini, ancak karnımızı doyurabilecek seviyede üretim yapabileceğimizi, balıkçılığın kuraklık nedeniyle ağır bir darbe alacağını ve ciddi gıda sorunlarıyla karşı karşıya kalabileceğimizi ifade etti.

BİNLİ YILLARDA DÜNYA SÜREKLİ DEĞİŞİR

Dünyanın binli yıllarda sürekli değiştiğini ve doğada rastgelelik olmadığını kaydeden Yaşar, “Onlar akıntı sistemleridir ve sürekli değişir. Küresel ısınma dönemlerinde hava çok ısındığı için buzullar erir ve bu olunca akıntı sistemini güneye doğru bastırır, kuzeye çıkartmaz. Bu durumda Kuzey Avrupa için buzul çağı tehlikesi başlar. Doğa müthiş bir dengede gider ve bir rastgelelik yoktur. Özellikle binli yıllarda dünya sürekli değişir.” diye konuştu.

MİNİ BİR BUZUL ÇAĞI YAŞAYACAĞIZ!

Yaşar, dünyanın yeni bir mini buzul çağına doğru gittiğini ve yağışların azalması, tarım ürünlerinde üretimin ciddi boyutta azalması gibi risklerle karşı karşıya olduğumuzu kaydederek, “Akıntı sistemlerinin bozulması Kuzey Avrupa’yı buz altında bırakır. Biz ‘buzul dönemlerine’ giriyoruz. Mini bir buzul çağı yaşayacağız. Kurak dönemlerde, soğuma dönemlerinde müthiş bir gıda sorunu başlar. Çünkü yağışlar azalır, tarım ürünleri çok azalır. Doğal olarak savaşlar başlar. Bu savaşların tamamının nedeni mini buzul çağı nedeniyle kuraklıktır. Bütün savaşlar sudan çıkar. Son 100 yılda enerji savaşları da çıksa da savaşlar genelde su sebebiyle çıkar. Bakın Mezopotamya’da sürekli savaş ve çatışma var çünkü su kaynakları var.” dedi.

KARNIMIZI DOYURACAK KADAR ÜRETİM OLUR

Mini buzul çağı yaşadığımız takdirde, Türkiye’de tarım veriminin düşeceğini ve ancak kendi karnımızı doyuracak kadar üretim yapabileceğimizi kaydeden Yaşar, “Eğer Pasifik daha çok ısınırsa buzullar eriyecektir. Golfstrim daha güneyden dönecektir ve Kuzey Avrupa’ya sıcaklık gelemeyecektir. Doğal olarak da bir soğuma başlayacaktır. Bütün dünyada verimlilik düşer. Kuzey’de verimlilik düşer. Burada üretim devam eder ama verimlilik düşer. Ha tabi ki de insan karnını doyuracak üretim olur. Bizim burada hep karnımızı doyuracak ürünümüz olur. Biz ciddi bir tarım politikasıyla enerjiden kaynaklanan cari açığımızı çok çok rahat kapatırız. Hele hele bu soğuma dönemlerinde müthiş bir avantaj içerisinde oluruz çünkü Kuzey’de üretim olmaz.” şeklinde konuştu.

BALIKÇILIK VE TARIM ZARAR GÖRÜR

Yaşar, kurak dönemlerde balıkçılığın da durma noktasına geleceği saptamasında bulunarak, “Mutlaka biyolojik çeşitliliğe de etkisi de olur. Özellikle tarım ve balıkçılık değişecektir. Soğuma dönemlerinde balık azalır. Zaten az yağış denizlere az besin gelmesi demektir. Dolayısıyla balıkçılık da azalma olur. Mesela bu yıl balık az olur dedim ve bu yıl gerçekten lüfer ve palamut az oldu. Çünkü bu yıl kurak geçti, yağış olmadı.” dedi.

BOL BOL BARAJ YAPMALIYIZ

Sözlerini, “Bol bol baraj yapmalıyız” ifadeleriyle noktalayan Yaşar, şöyle konuştu:

“2000’lerde 60-70 metreden çıkan su şimdi 500 metrelerden çıkıyor. Biz bol bol baraj yapmalıyız. Yapalım. Küçük-büyük demeden yerüstü barajı yapalım ve yeraltı sularını da bu tür kurak dönemlerde kullanalım. Bizim denizden su alacak gücümüz yok. Bizim suyumuz var ama biz kullanmasını bilmediğimiz için susuzluk çekiyoruz. Aynı zamanda arıtmadan çıkan suları tarıma kazandırsak zaten su sorunumuz kalmaz.”