Yaklaşık 4 milyon memur ve 2,5 milyon memur emeklisini ilgilendiren 2024-2025 yıllarını kapsayan 7.Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinde kararı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu verecek.

Konuyla ilgili Emek Partisi(EMEP) tarafından yapılan açıklamada “Toplu sözleşmesiz sendika, grevsiz toplu sözleşme olmaz. Grevli, toplu sözleşmeli sendika hakkı, sendikal mücadelenin en başından beri kamu emekçilerinin başat taleplerinden olmuştur. Bugün, 4 milyon kamu emekçisi, 2,5 milyon emekliyi ilgilendiren ve adına ‘Toplu görüşme’ denilen sözleşmesinin ne kadar işlevsiz olduğu bir kez daha açığa çıkmıştır.” denildi.

EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak imzasıyla yapılan açıklamada, “Kamu görevlileri sendikaları heyeti ile kamu işveren heyeti arasında 1 Ağustos’ta başlayan 7. dönem kamu toplu sözleşmesi görüşmeleri, 22 Ağustos’ta uzlaşmazlıkla sonuçlanmış, nihai karar, Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna bırakılmıştır. Siyasi iktidar ‘Toplu görüşme’ adı altında yürütülen buluşmaların sonucunda kamu emekçilerini ve ailelerini, sefalet ücretiyle yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkum etmiştir. Emeklilerin ise durumu belirsizliğini korumaktadır. Kimi sendikaların bu hezimet olarak değerlendirilecek görüşmeyi ‘kazanım’ olarak sunması tam olarak hükümet yanlısı, sarı sendikacılıktır, kamu emekçilerinin insanca çalışma ve yaşama taleplerine karşın kölece çalışma, sefalet içinde yaşama koşullarını meşrulaştırmaktır.” ifadeleri kullanıldı.

“TOPLU SÖZLEŞMELERİN HER DÖNEM KAYIPLARLA SONUÇLANMASI..."

Gelinen süreçte kamu emekçilerinin taleplerinin karşılanmadığı, toplu görüşme adıyla sürdürülen toplantıların fiyasko ile sonuçlandığı belirtilerek, “Kararı kesin olan ve hiçbir itiraz yolu bulunmayan ve 11 kişiden oluşan üyelerinin 7’sinin Cumhurbaşkanı tarafından atandığı bu kuruldan kamu emekçileri ve emeklileri için hayırlı bir karar çıkmayacağı aşikârdır, geçmiş deneyimler de bunu göstermektedir. Ancak toplu sözleşme görüşmelerinin her dönem kayıplarla sonuçlanması kamu emekçilerinin kaderi değil, bölünmüşlüğünün sonucudur. Bugünkü haliyle kamu emekçileri toplu sözleşme taslaklarının oluşumundan, sonuçlanmasına kadar hangi sendikanın üyesi olursa olsun seyirci durumuna düşürülmüştür. Oysaki bugün gelinen noktada, maaşları her gün eriyen, çalışma koşulları ağırlaşan, özlük hakları gasp edilen kamu emekçilerinin gerek genel taleplerinin gerekse iş kolları özgün taleplerinin karşılanması her zamankinden daha öncelikli hâle gelmiştir.” denildi.

“BU GİDİŞATI DEĞİŞTİRMENİN BİRİCİK YOLU BİRLEŞMEKTEN GEÇİYOR"

Hükümetin, sermayenin çıkarlarını esas alan, ekonomi politikalarının sonuçlarının yarattığı yükün işçi ve emekçilere fatura etmesinin kabul edilemez olduğu söylenen açıklama şöyle devam etti:

“Ekonomide yaşanan sorunların, yoksulluğun, kriz koşullarının faturasını işçi ve emekçiler ödemek zorunda değildir. Bu nedenle işçi-memur demeden, şu sendika-bu sendika üyesi demeden insanca çalışma ve yaşama koşulları talebiyle birlikte mücadele kazanımın yolu olacaktır. Tekstil, dokuma işçileri, petro-kimya işçileri, metal işçileri başta olmak üzere pek çok iş kolunda yaşanan direnişlerle son dönemde elde edilen parça parça kazanımlar yetmez. Kamu emekçilerinin tarihinde birleşmeyle, mücadeleyle kazanım vardır ve bugün kamu emekçileri bu deneyime yaslanmak, talepleri içinde kendi içinde birleşirken, mücadele eden işçilerle, diğer emekçilerle de birleşmek zorundadır. Bu gidişatı değiştirmenin, kazanmanın biricik yolu birleşmekten ve mücadele etmekten geçiyor. Toplu sözleşmesiz sendika, grevsiz toplu sözleşme olmaz.”

Editör: Batuhan Yavuz