Politika

Ekrem İmamoğlu, sahte diploma davasında hâkim karşısına çıktı: "Türk yargısının düşürüldüğü durumdan hicap duyuyorum"

İstanbul BB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun, lisans diplomasının sahte olduğu iddiasına ilişkin 8 yıl, 9 aya kadar hapis talebiyle yargılandığı davada mahkeme, 6 Temmuz'a ertelendi!

Abone Ol

19 Mart’ta İBB’ye yönelik operasyonlar kapsamında gözaltına alındıktan sonra tutuklanan ve gözaltından bir gün önce diploması iptal edilen İstanbul BB Başkanı Ekrem İmamoğlu, hakkında açılan 'diplomada sahtecilik' davasının dördüncü duruşması için yeniden hâkim karşısına çıktı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, İstanbul Üniversitesi tarafından iptal edilen lisans diplomasına ilişkin başlattığı soruşturma sonrası 'zincirleme şekilde resmî belgede sahtecilik' iddiasıyla açılan ve 8 yıl 9 aya kadar hapis istemiyle yargılandığı davanın bugünkü celsesi, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi duruşma salonunda görüldü.

Duruşmayı İmamoğlu’nun ailesi, CHP’li milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, üniversite arkadaşları ve çok sayıda yurttaş izledi.

Saat 11:06’da salona gelen İmamoğlu, yoğun alkışla karşılandı ve duruşma başladı.

Mahkeme başkanı, "Önceki celseyi, idare mahkemesindeki davanın beklenmesi için ertelemiştik. Bir karar çıktı ama kesinleşmedi. Önceki savunmanıza ekleyeceğiniz bir şey var mı?" sorusunu yöneltti. İmamoğlu ek savunma yapmak istediğini belirterek söz aldı.

Cumhuriyet'ten Engin Deniz İpek'in haberine göre; İmamoğlu, yaptığı savunmada şunları kaydetti:

Teşekkürler Hâkim Bey. Bu hafta Ramazan ayına giriyoruz. Ne yazık ki böyle talihsiz durumlarla yorulduğumuz durumları yaşıyoruz. Hâlbuki Ramazan berekettir, vicdanı harekete geçirir. Makam mevki, varlık yokluk gözden geçirmesine razı olur ve Yaradan'a sığınır. İnsanların eşitlendiğini hissetmesi adına bir fırsat ayıdır. Ama üzücüdür ki 2019’daki Ramazan’da seçimi iptal eden zihniyet 2025 yılında yine Ramazan’da diplomamı iptal eden zihniyet, bunu yine Ramazan’a denk düşürerek içi yalan ve iftirayla doldurulmuş şekilde yargılanacağımız bir süreci yaşayacağız.

Ümidim çok değil ama dilerim ve isterim ki ülkemiz ve yargı düzeni açısından bu dava sağlıklı bir sürece evrilir. Ramazan’da bir kez daha ‘çirkin davasında’ buluşacağız. Ne kadar olmaz denilen şey varsa yargı düzeni içerisinde bize bu dönemde yaşatılıyor. İnancı kullanarak kendine bir yol çizenlerin utanç verici şeyler yapan insanlara haddini bildirme yolu olarak ben Ramazan’ı karşılıyorum ve dua ediyorum. Allah bu insanlara akıl versin. İnşallah bu şekilde üst makamlara gelmiş insanların diline terbiye gelir bu vesileyle. Yargı adına görev yapan insanların da arkadan iş çevirmenin, tuzak kurmanın, kumpas kurmanın, insanların ailesine göz dikmenin ne kadar ahlaksız bir tutum olduğunun hissettirilmesini diliyorum. İnanç akılda ve beyinde yaşar, göstermeye hiç gerek yoktur. Ancak insanların gözüne sokularak gösterilmeye yaşayan zihniyete yönelik bu bizim inancımız değildir diye düşünüyorum.

"Öyle skandal bir iddianameyle buradayız ki..."

Aziz milletimiz siyasi tarihi ne yazık ki demokrasiyi, insanların iradesini ve umudunu hapsetmeye çalışan yüz karası davalarla doludur. Bugün öyle skandal bir iddianameyle buradayız ki yüce Türk yargısının düşürüldüğü durumdan hicap duyuyorum. Planlanan ne var onu bilmiyorum ama oluşan davalar zinciri tarihte görülmemiş davaları milletimize yaşatmıştır. Böyle bir dönemin çöp bir iddianameyle oluşan sürecinde, hâkimlerin değişerek adil yargılanma hakkımın ihlal edildiği bir dönemden geçiyoruz.

Bu utanç verici iddianameyi yazan savcı amacına ulaşarak İstanbul’da bir ilçenin başsavcı vekili olarak görevine getirilmiştir. Bütün bunların ana sebebi çok net, korkudur. Sadece iktidarın başındaki zihniyete karşı 4 seçim kazandığım için ve önümüzdeki seçimleri kazanacağım için kurulan kirli tezgahlardan buradayım. Milletimizin gönlündeki temizliğimi gördükleri için buradayım ama milletimizle bağım sahte değil, temiz ve samimidir. Milletimizin yüzde 70’i yanımdadır, yurttaşlarımın verdiği güçle alnım ak başım dik bir şekilde buradayım ama olan milletimize ve geleceğimize oluyor. Adalete olan güvenci yerle bir ettiniz, insanların yüzde 80’inden fazlası adalete inanmıyor.

Ucube, ‘cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi’ dedikleri yapı iki kişinin dudağının arasında çalışıyor. Devletimizin bütün kurumları dağıtıldı. Asırlık devlet ve devlet geleneğimizin geleceği tek bir adama mahkûm edilmek isteniyor. Mevzu çok ciddidir. Bu kesinlikle beka sorunudur. Demokrasiyi yok etmeye çalışan zihniyet yüzünden aylardır Silivri’deyim.

"Yaşattıklarınız sahtedir ve sahteciliktir"

Bu iktidar zihniyeti 2024 yılı yazından itibaren düğmeye bastı. Yerel seçimlerden 4 ay sonra İstanbul’a atanan başsavcı başarılı olursa, getirileceği makam çoktan belirlenmiştir. Sürecin savcılığına soyunan da iktidarın başındaki kişi olmuştur. Esenyurt’la birlikte yalanlarla operasyonlarla sürece başlanmıştır. 65 yaşındaki saygın bir belediye başkanını (Ahmet Özer) almak nasıl bir vicdan çöküşüyse tüm belediye başkanlarımızın yaşadığı da o’dur. Hapiste yatan bütün arkadaşlarım aynı şekilde masumdur. Bu sahte sürecin içindeki tüm uygulamalar siyasidir ve hedefi bellidir. 19 Mart süreci öncesi ve sonrasıyla çöptür. Hukuksuzdur ve geçersizdir. Bu süreçte makam menfaat elde edenlerin makamları liyakatle elde edilmiş yerler değildir. O insanlara ifade ediyorum ki, siz kaçacaksınız ama bu fetret devri sona erecek ve 86 milyon yurttaşımız kazanacak. Zaman o kadar kısa değildir, yakındır ve kapının eşiğindedir. Tüm bunların hesabını adil mahkemelerde veriyor olacaksınız. Yaşattıklarınız sahtedir ve sahteciliktir.

"Yeryüzünde benimki gibi, bu kadar didik didik edilen bir insan yaşamı yoktur"

Asıl makam milletin gönlündedir. Benim tek derdim de o olmuştur. İktidar bu makamı unutmuştur, bir kişinin gönlünün makamına dönmüştür. O makam da sahtedir ve aldatmacadır. Vakti dolduğunda anlayacaksınız. Güç, kendinden emin olana değil korkana sertleşir. Koltuk kaybetmekten korkanların yolu hep sahtecilik ve ahlak dışı yöntemler olmuştur. Dosya üretenler, manşet üretenler, TRT, Anadolu Ajansı; bir ıslık çalındığında sıçan gibi kaçtıklarını göreceksiniz. Sıçan gibi kaçacaklar. Ben hakikat tarafındayım ve o taraftaki konumumu hiç değiştirmeyeceğim. Yeryüzünde benimki gibi, bu kadar didik didik edilen bir insan yaşamı yoktur. Buraya 12 metrekare hücreden geliyorum. Tarihte böyle bir tecrit yaşanmamıştır. Ne yapmışsak bu tecridin içerisindeyiz. Maşallah, aramıza mikrop gelemiyor ama şunu söyleyeyim, mikrop aranızda. Bunu net olarak ifade ediyorum.

"Ben gerçeğim. Ne sahteyim ne sahteciyim"

Ben gerçeğim ama doğum belgeme ne zaman dava açacaklar diye merak ediyorum. Trabzon’da da delikanlıydım, Kıbrıs’ta da gerçek bir Kıbrıslıyım. İstanbul’a geldiğimde de İstanbul Üniversitesi öğrencisi Ekrem İmamoğlu’ydum. 35 yıllık iş yaşamımda gece-gündüz çalıştım. Arkadaşlarım bilir. Onlarca konut ve iş merkezi ürettim. İstanbullu bir iş adamıydım. Kurduğum kulüpler, yöneticilik yaptığım kulüp ve dernekler... Hayatımı gerçek şekilde yaşadım.

Karanlık işlerden ve kişilerden hep kaçmaya çalıştım. Beni İstanbul’un pazarlarına, restoranlarına, sokaklarına, caddelerine ve meydanlarına sorun. Beni okul arkadaşlarıma ve iş dünyasındaki arkadaşlarıma sorun. Ben gerçeğim. Ne sahteyim ne sahteciyim. Her adımım milletin önünde oldu. Hakkımı alanlara, hırsızlara karşı hep mücadele ettim. Şu an da mücadele ediyorum ve yine kazanacağım.

15.5 milyon insanın, dünyada eşi benzeri olmayan şekilde, 103 yaşındaki ninelerin bile oy kullandığı İmamoğlu gerçek bir kişiliktir. 25 milyona yakın insanın imzayla destek verdiği bir İmamoğlu var karşınızda. O kadar gerçek ki.. Pusu bilmem, iftira bilmem; bu kadar mercek altındayım ama bir tane iftira, bir tane yalan, bir tane omurgasız sözümü önüme koysunlar gelsinler özür dileyeceğim. Yoktur.

"Köyümde atamın mezar taşlarına bile baktılar"

İmamoğlu, savcıya dönerek, "35 sene öncesinin diploması üzerinden niyet okumak.. Allah size akıl fikir versin. Ruhunda sahtekarlık olan beni anlamaz. Şunu çok net söylüyorum: İmamoğlu dürüsttür, ahlaklıdır. Ben sahteciyim ha? Hadi oradan." dedi.

“Ben demokratım." diyen İmamoğlu, savunmasını şöyle sürdürdü:

İBB Başkanı seçildiğimde ‘İnşallah gelmiş geçmiş en demokrat belediye başkanı olurum dedim. Beylikdüzü’nde de öyle. Ben hayatımı şeffaflıkla anlatırken başkaları siyaseti nasıl yapmış ona bakmak lazım. Seçimden önce terörist diyerek seçimden sonra montaj demeler...

Milletimizi uyandıracağız. Buna büyük bir ihtiyaç var. Bu zihniyet sadece kendini düşünüp bana ne olacak diyor. Bana ne senden. Benim memleketime ne olacak, yarınları nasıl karşılayacak? Benim derdim o. Beni sahtekarlar anlayamaz. Bu iddianameyi yazana soruyorum. Bana hangi belgeyle sahteci diyeceksiniz. Köyümde atamın mezar taşlarına bile baktılar. Videolarını çektiler. Eşimin, ailemin, çevremdeki herkesin tarlalarını kazıdılar. Utanç verici. Evleri aradılar baktılar. Yazıklar olsun bunu yapanlara.

Mahkeme başkanına hitaben, "Yarın size de ıslık çalacaklar. O yüzden doğru kararı vermekle yükümlüsünüz.” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu'ndan Akın Gürlek'e tepki

Cumhurbaşkanlığı kararıyla yeni Adalet Bakanı olan Akın Gürlek'e de tepki gösteren İmamoğlu, “Sabah ile aynı grupta yer alan A Haber’e çıkan yeni Adalet Bakanı'nın, İBB davası devam ederken oraya çıkıp dava ile ilgili suçlamalar yapmasının tarihte bir benzeri var mı? Cürmün kadar yer yakarsın.” diye sitem etti.

Casusluk suçlamasını da hatırlatan İmamoğlu, şöyle devam etti:

Butlan davasını beklerken alt yazıda casusluk soruşturmasını gördüm... Casusmuşum.. Necati Özkan’dan, Merdan Yanardağ’dan casus mu çıkaracaksınız? Yanardağ gözaltına alındığı saatte TELE1’e el konuldu.

Üniversite avukatı bile ‘İmamoğlu’nun doğrudan yaptığı bir fiili kastetmiyoruz diyor. Bu şartlarda bir suç isnat etmek nasıl oluyor? ‘Eyy’ diye seslenesim geliyor. ‘Eyyy Trump’. Ben de ABD’ye mi seslensem? Ne yapsam?

Savunmasının sonunda, “Bu zihniyet, bu süreçte Türkiye’yi otoriterliğin test aşamasına sokmuştur.” diyen İmamoğlu, “Yürütülen tüm işlemler bu sürecin parçasıdır. Teşekkür ediyorum Sayın Hâkim.” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.

Dava 6 Temmuz'a ertelendi

Savcı, İstanbul 5. İdare Mahkemesindeki iptal davasının sonucunun kesinleşmesini talep etti.

İmamoğlu’nun avukatlarının itirazına rağmen mahkeme, gerekçeli kararın kesinleşmesini bekleme kararı alarak duruşmayı 6 Temmuz 2026 saat 10:00’a erteledi.

Öte yandan 8 Aralık’taki duruşma öncesi mahkeme başkanı HSK kararıyla değiştirilmiş, yeni heyet idare mahkemesi sürecinin beklenmesine karar vermişti.

İstanbul 5. İdare Mahkemesi ise 23 Ocak’ta İmamoğlu’nun diploma iptaline karşı açtığı davayı oy birliğiyle reddetmişti.