Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun milletvekili olarak siyasete atıldığı CHP’den AK Parti’ye geçmesiyle Ege’de parti değiştirecek başkanların sırada olduğuna dair haberler peş peşe gelmeye devam ediyor.
Partisi CHP ile sorun yaşadığı için 14 Ağustos’ta istifa eden Çerçioğlu ile birlikte Sultanhisar, Söke ve Yenipazar belediye başkanlarının dışında iktidar partisine katılan olmadı.
Ancak parti değişikliği yönündeki haberlerin ardı arkası kesilmedi.
Balıkesir Belediye Başkanı Ahmet Akın, geçtiğimiz hafta Ankara’da AK Parti ve MHP Genel Merkezini ziyaret etti. Haberler, “Cumhur İttifakı”ndan hangi partiye katılacağının hesapları yapıldığı yönündeydi.
Balıkesir siyasetini nabzını iyi tutan arkadaşıma sordum, “Ahmet Akın kime yakın?” diye… Söz üstadı arkadaşım, “Ahmet Akın herkese yakın. Lakin kendine uzak.” karşılığını verdi.
“Nasıl yani?” diye sormama fırsat vermeden, bir partiye konumlandırılamayacağını, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinden bu yana tavır değişikliğinin güven veren bir çizgide olmadığını söyledi.
Gazeteci olarak benim bu ifadeye bakarak, “Ahmet Akın MHP’ye katılacak.” yazsaydım ne olurdu? Ne kadar gerçek dışı ve güven vermeyen bir meslek erbabı olduğumu gösterirdi.
Gazeteciler, sosyal medyanın teyit edilmemiş bilgilerle kurduğu sosyal iletişim ağına düşmekten kurtulmadığı sürece güven duygusu da inşa edemez.
Bu parti değiştirmelerin zaman zaman olabileceği gerçeğini görmeyelim, yazmayalım demiyorum. Ancak bu konuda sosyal etkinin, toplumsal düzen üzerindeki sarsıcı etkisini görme sorumluluğumuzu korumamız gerekir.
Siyasetle ilgili yorum ve öngörülerim, kaynağa ve kanıta dayanmadığı sürece sınırlı kalacaktır. Ancak kulis bilgilerini de zaman zaman paylaşacağımızı söyleyebilirim. Ayrıca kaynağım asla sosyal medyanın tutarsız yorumları olmayacak.
“TUGAY, AK PARTİ’YE YAKIŞIR!”
CHP’den seçilip AK Parti’ye geçen Çerçioğlu, az mı sancı çekiyor?
Aydın Büyükşehir Belediyesinin aylık meclis toplantıları hiç de huzurlu geçmiyor. Çerçioğlu, üyelerin çoğunluğu CHP’li olan meclisi yönetmekte zorlanıyor. Haklı sitemlerin yanında, sınırsız iftiralar, saygısız davranışlara maruz kalıyor.
Böyle bir tecrübe varken Cumhur İttifakı’na dâhil olacak başkanın bir kez daha düşünmesi gerekir. Hatta cesaret edebilecek kimse de görünmüyor şu anda...
Ancak sosyal medyayı takip eden yazılı ve sözlü basında uçuk iddialar devam ediyor.
Ta ki İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın da AK Parti’ye katılacağına dair haber çıkınca, “Yok artık!” dedirtecek senaryolar da üretilmeye başlandı.
Bir de Başkan Tugay’ın, bir haftalığına izne ayrıldığı sırada Mekke’ye Umre ziyaretine gittiği haberleri çıkınca neredeyse başkan AK Parti'li yapıldı.
Müslümanların kutsal saydığı Kâbe’yi görmek, manevi duygularla irtibat kurmanın sadece muhafazakâr kimlikle siyaset yapan AK Parti’nin tekelindeymiş gibi düşünenler için Tugay’ı aynı düşünce içinde tahayyül etmek normal gibi geldi.
Oysa bir siyasetçinin manevi dünyasıyla kamuoyunu ilgilendiren görevi arasında açıklamaya mecbur bırakmak temelde laiklik ilkesine de muhalif bir durum.
Öte yandan İzmir Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediyeleri arasında yaşanan en küçük bir uzlaşmazlıkta köprülerin atılacağı, iplerin kopacağı haberleri çıkarmak da dedikodu üretme mekanizması hâline gelen sosyal medyaya prim vermek olur.
"İSTESEM BIRAKIRIM" YALANI
Çok basit bir cümle kuracağım. Ancak bu aynı zamanda dünyanın en zor işidir; İnsan ilişkileri…
Benim için felsefenin kraliçesi Prof. Dr. İonna Kuçuradi, “Mars’a da giderler ama insan ilişkilerini becermek daha önemli. Doğru dürüst yapmak zordur.” der.
Gördüğünüz gibi insanın olduğu her yerde olay, her yerde sorun, kaos, nümayiş var.
Dikkat edin, "İstesem bırakırım.” dediğiniz her şeye bağımlı hâle geldiğinizin farkında değil misiniz? Hâlâ farkında değilseniz kendinize biraz başkasının gözüyle bakın. Ya da bakmayın, yine göremeyebilirsiniz. İnsan, kendi davranışlarını makul görmeye, hatalarını da bağışlamaya meyyaldir.
Ben aynı zamanda Yeşilay İzmir Şubesi Yönetim Kurulu üyesiyim. Bağımlılık konusunda hassasiyetlerim var. Bir şeyi aşırı yaptığımda -ki bu kitap okumak bile olabilir- durup ne kadar ileri gittiğime bakarım. İyilik de öyledir. Aşırı derecede hayatınızı "iyilik" diye tanımladığınız şeye adarsanız dengeyi bozabilirsiniz. Orta yolu bulmak öyle özel bir çaba gerektirmez. Ancak sosyal medya bağımlılığının hayatımızın merkezine oturduğunu, diğer madde kullanımı gibi dijital zehir olduğunu da hatırlamak ve çevremize hatırlatmak zorundayız.
Ne yazık ki, “İstesem bırakırım.” diye övündüğümüz her alışkanlık, bizi o şeye bağımlı hâle getiriyor. Dijital hayat, bugün yaşam bütünlüğümüz içinde önemli yere sahip. Ancak taşıdığı içerikler zehirleyici olabiliyor.
Bu yüzden güvenilir, inanılır, takip edilmeye değer bir dijital medya platformu için Dijital Gaste'yi yavaş ama emin adımlarla geleceğe taşımaya gayret ediyoruz.
Güven kaybetmenin maddi şeyler kaybetmekten daha büyük sonuçları olduğunu idrak ediyoruz.
İzmir, Ege ve Türkiye her şeyin daha iyisini hak ediyor.
Biz bunun için varız.