Ege Üniversitesi öğrencileri, 13 Nisan’da TOBB ETÜ yurdunda yaşamını yitiren Arya ile İlayda Zorlu’nun ölümü sonrası bir araya geldi. Kampüste düzenlenen eylemde öğrenciler, artan şiddet olaylarına ve güvensizlik iddialarına dikkat çekti. Trans bayrağının açıldığı protestoda Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin istifaya çağrıldı. Öğrenciler ayrıca 79 kişinin gözaltına alındığını ve gözaltı sürecinde hak ihlalleri yaşandığını öne sürdü.
Basın açıklamasında, kampüslerde yaşanan olayların “münferit olmadığı” vurgulanırken, yurtlar ve üniversitelerdeki güvenlik koşulları da tartışmaya açıldı. Öğrenciler, yaşananların sistematik sorunlara işaret ettiğini savundu.
“Kampüslerde can derdine düşüyoruz”
Öğrenciler açıklamalarında şu ifadeleri kullandı:
"Biz öğrenciler, kapitalist ve faşist düzenin üstümüze yığdığı sorunlar yetmiyormuş gibi bir de okumaya geldiğimiz alanlarda, kampüslerde, yurtlarda canımızın derdine düşüyoruz. Geçtiğimiz günlerde meydana gelen silahlı saldırılar da, üniversitede çetelerin saldırıları da rastgele olaylar değil, neo-liberal politikalarla harmanlanan, özellikle yoksul mahallelerdeki çocukları uyuşturucuya, çeteleşmeye sürükleyen politikalarla somutlaşan bir gerçekliktir” dedi.
“İlayda'nın ölümü ne kaza ne de intihar”
İlayda Zorlu’nun ölümüne ilişkin de dikkat çeken iddialar dile getirildi. Açıklamada şu sözlere yer verildi:
"Öğrenci kolektiflerinden sıra arkadaşımız İlayda Zorlu'nun ailesi, polis tarafından defalarca aranmış, mücadelesine dair tehditlerde bulunulmuştur. Polis babasının beylik silahıyla katledilen İlayda'nın ölümünün üzeri intihar süsü verilerek örtülmeye çalışılmış, mücadele arkadaşlarımız sayesinde gerçekler açığa çıkmıştır. İlayda'nın ölümü, tıpkı Ege Üniversitesinde Ali Serkan Eroğlu'nun polis tarafından kampüs tuvaletine asılarak intihar süsü verilip katledilmesi gibi ne bir kaza ne de bir intihardır. İlayda'nın faili, devlet-aile işbirliğidir!"
“Arya’nın intiharı transfobik politikaların sonucu”
TOBB ETÜ öğrencisi Arya’nın ölümüne ilişkin ise şu ifadeler kullanıldı:
"13 Nisan'da TOBB ETÜ İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü 1. sınıf öğrencisi Arya, üniversite kayyum yönetimin, yurt yönetiminin ve birtakım öğrencilerin sistematik transfobisi, psikolojik ve fiziksel şiddeti sonucunda kaldığı yurtta intihara sürüklenerek katledildi. Devletin Aile Yılı politikaları, LGBTİ+'lara yönelik yargı paketleri, hormon kısıtlamaları, her gün LGBTİ+ fobik, ötekileştirici ve ölüme sürükleyen söylemler, Arya'nın trans kimliğine yönelik gerçekleşen saldırıların sebebidir. Arya'nın intiharı, münferit değil transfobik devlet politikalarının somut bir sonucudur."
“Özel hayat ihlali” ve yurt iddiaları
Öğrenciler, yurtlarda yaşanan uygulamalara da tepki gösterdi:
"Yurtlarda nitelikli beslenmeye, barınmaya güvenli koşullarda yaşamaya erişimimiz engellenirken, yurtta kalan sıra arkadaşlarımızın cinsiyet kimlikleri ve cinsel yönelimleri, yurda kaçta girip çıktıkları aileleriyle paylaşılıyor; öğrencilerin özel hayatları ihlal ediliyor. TOBB ETÜ Yurt Müdürü Semiha Akın, öğrencilere sistematik psikolojik şiddet uygulamış, onları köşeye sıkıştırarak arkadaşımız Arya'yı intihara sürüklemiştir. Sorumlular hesap verene kadar mücadele edeceğiz."
“79 arkadaşımız gözaltına alındı”
Protestolar sırasında gözaltı iddiaları da gündeme geldi:
"Dün sıra arkadaşımız İlayda Zorlu'nun hesabını sormak isteyen arkadaşlarımız işkenceyle gözaltına alındılar. Vatan Emniyette avukatlarla görüşmeleri keyfi olarak engellendi. Sonrasında arkadaşlarımızın ifadeleri polisler tarafından bilinçli olarak değiştirildi, işkenceye uğradıkları zapta geçirilmedi. İşkence bir insanlık suçudur. Gizli kalmasına asla izin vermeyeceğiz. İlayda intihar etmedi, katledildi. Arkadaşlarımızı derhal serbest bırakın."
“Mücadele çağrısı”
Öğrenciler açıklamalarını şu sözlerle tamamladı:
"10. ve 11. yargı paketlerinden çıkarılan maddeler tekrar gündeme getirildi. Uyum süreci operasyonlarının yaş sınırını 25'e yükseltmeyi amaçlayan maddeler direkt olarak biz LGBTIQ+ların varoluşlarını hedef alıyor, ait hissetmediğimiz beden ve kimliklerde yaşamaya mahkûm ederek bizleri ölüme sürüklemeyi amaçlıyor. Translara yönelik sistematikleşmiş transfobi, şiddet ve baskı herkes tarafından gündeme getirilmeli ve transların onurlu yaşam mücadelesi, herkesin mücadelesi olmalıdır. Herkesi transların katledilmesine, intihara sürüklenmesine karşı mücadelede birleşmeye çağırıyoruz!"