Gamze ESKİKÖY/ Dijital Gaste- Eğitimde artan maliyetler yalnızca özel okullarla sınırlı kalmadı. Eğitim-İş İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Özgür Şen, bazı devlet okullarında kayıt dönemlerinde “bağış” adı altında 40-50 bin liraya varan ücretlerin talep edildiğini belirterek, velilerin hem fahiş özel okul ücretleri hem de devlet okullarındaki ek mali yükler arasında sıkıştığını ifade etti.
“Bağış adı altında 50 bin liraya dayanan talepler var"
Milli Eğitim Bakanlığı’nın okulların ihtiyaçlarını yeterince karşılamadığını söyleyen Şen, birçok okulun temel ihtiyaçlarını velilerin desteğiyle gidermeye çalıştığını belirtti. Şen, “Yasal olarak zorunlu olmamasına rağmen kayıt dönemlerinde ‘bağış’ adı altında talep edilen ücretlerin bazı bölgelerde çok ciddi rakamlara 40-50 bin liralara ulaştığı görülmektedir. Böylece veliler bir taraftan özel okul ücretlerinin altında ezilirken, diğer taraftan çocuklarını daha iyi olduğunu düşündükleri devlet okuluna kaydettirebilmek için ek mali yüklerle karşı karşıya bırakılmaktadır” ifadelerine yer verdi.
“Eğitim ticaret alanı değildir"
Eğitim hakkının temel bir hak olduğunu vurgulayan Şen, “Eğitim bir ticaret alanı değildir. Milli Eğitim Bakanlığı'nın görevi sermayeyi desteklemek değil, tüm çocukların eşit, bilimsel, laik, kamusal ve parasız eğitim hakkını güvence altına almaktır. Kamu kaynaklarını özel öğretim kurumlarına ya da teşviklere değil devlet okullarına yönlendirmek, tüm okulların fiziki ve akademik koşullarını güçlendirmek ve eğitimde giderek derinleşen eşitsizlikleri ortadan kaldırmaktır. Çünkü eğitim hakkı, ailenin gelirine göre şekillenen bir ayrıcalık değil, her çocuk için güvence altına alınması gereken temel bir haktır” dedi.
Özel okul ücretlerinin geldiği noktanın yıllardır uygulanan eğitim politikalarının sonucu olduğunu belirten Şen, “2002 yılında özel okul sayısının devlet okulu sayısına oranı yaklaşık yüzde 2 düzeyindeyken, bugün bu oran yüzde 22'lere kadar ulaşmıştır. Bu tablo kendiliğinden ortaya çıkmamıştır. Yıllardır eğitim alanında siyasi iktidar tarafından izlenen politikalarla kamusal ve parasız eğitim anlayışı geri plana itilmiş, özel okullar teşvikler, vergi avantajları ve çeşitli desteklerle güçlendirilirken devlet okulları gerekli yatırımlardan mahrum bırakılmıştır” dedi.
“Veliler mecbur bırakıldı"
Eğitimin piyasa koşullarına terk edildiğini söyleyen Şen, “Eğitim bir kamu hizmeti olmaktan çıkarılıp piyasanın kurallarına terk edildikçe özel öğretim kurumlarının payı büyümüş, veliler ise güvenlik, temizlik, yemek, servis ve sahip olunan birçok nedenden dolayı özel okulları tercih etmek zorunda bırakılmıştır. Artan enflasyon ile de giderek daha ağır bir ekonomik yükün altında kalmıştır” ifadelerini kullandı.
“Milyon liraya yaklaşan ücretler konuşuluyor"
Birçok özel okulun yıllık ücretlerinin yüz binlerce lirayı aştığını kaydeden Şen, “Bugün birçok özel okulun yıllık ücretleri yüz binlerce lirayı aşmış, bazı kurumlarda ise milyon liraya yaklaşan rakamlar konuşulmaya başlanmıştır. Üstelik bu artışlar, zaten yüksek enflasyon altında ezilen ve alım gücü her geçen gün düşen veliler için çok daha ağır sonuçlar doğurmaktadır. Maaşlar aynı hızda artmazken eğitim ücretlerindeki fahiş artışlar, çocuklarının geleceği için fedakârlık yapan aileleri ciddi bir çıkmazın içine sürüklemektedir” diye konuştu.
“Her çocuk eşit olmalı"
Özel okul ücretlerini karşılayamayan ailelerin bu kez devlet okulları arasında tercih yapmak zorunda kaldığını belirten Şen, devlet okulları arasında da önemli farklılıklar oluştuğunu söyledi. Şen, “Bir mahalledeki okul fiziki koşulları, sosyal imkanları ve akademik başarısıyla öne çıkarken, başka bir mahalledeki okul temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanabilmektedir. Oysa kamusal eğitim anlayışında velilerin ‘iyi okul’ arayışına çıkmasına gerek kalmamalıdır. Her çocuk, hangi mahallede yaşarsa yaşasın eşit ve nitelikli eğitim hakkına sahip olmalıdır” dedi.