İzmir Haberleri

CHP'li Demirsoy'dan çarpıcı açıklamalar: "Parti içinde el sıkışmaya, helalleşmeye ihtiyaç vardır"

Eski CHP Gaziemir İlçe Başkanı Yüksel Demirsoy, sosyal medya hesabından çarpıcı açıklamalarda bulundu. Demirsoy, paylaşımında CHP içerisinde yaşanan kavgalara ve ayrışmalara dikkat çekti.

Abone Ol

CHP'nin önemli siyasetçilerinden, Eski Gaziemir İlçe Başkanı Yüksel Demirsoy, sosyal medya hesabından önemli açıklamalarda bulundu.

Parti içine dönük manifesto niteliği taşıyan açıklamalarda bulunan Demirsoy, Gaziemir'de uyguladıkları politikalarla 60 yıl sonra yerelde iktidar olduklarını vurguladı.

Demirsoy'un açıklamalarında "Bu model Türkiye genelinde uygulanabilse, neden iktidar mümkün olmasın?" ifadelerini kullandı ve "Türkiye’nin ihtiyacı; sol ve sosyal demokrat düşüncenin, ülkenin gerçekleri ve sosyolojisiyle yeniden güçlü bir bağ kurabilmesidir. Gerçek iktidar yürüyüşü; kimlik tartışmalarından değil, halkın hayatına dokunan adaletten doğar. Artık parti içinde hesaplaşmaya değil; el sıkışmaya, helalleşmeye, kucaklaşmaya ihtiyaç vardır. Helalleşmelerimizi; cami avlusuna, musalla taşına, hocanın iki dudağı arasına ya da cemevinde dedenin duasına bırakmadan, bugünü bir milat kabul edip dargınlıklara ve küskünlüklere son vermeliyiz. Parti yöneticilerinin birbirlerini sosyal medya ve basın üzerinden eleştirmesi; örgütsel birliği zayıflatan, ortak mücadele duygusunu örseleyen bir tutuma dönüşmemelidir. Eleştiri; kamuoyu önünde ayrıştıran değil, kurum içinde güçlendiren bir sorumluluk bilinciyle yapılmalıdır. Gelin, hep birlikte bembeyaz yeni bir sayfa açalım" dedi.

Demirsoy'un açıklamalarının tamamı şu şekilde:

KURULTAYLARIN HAFIZASI VE İKTİDAR YOLU

"Örgütün İradesi, Tarihin Derinliği, Geleceğin Sorumluluğu Tarih bize açıkça şunu gösterir: Büyük yürüyüşler kısa toplantılarla değil, derin istişarelerle başlar.

Erzurum Kongresi (23 Temmuz – 7 Ağustos 1919) 14 gün, Sivas Kongresi (4 – 11 Eylül 1919) ise 8 gün sürmüş; millet iradesinin ortak aklını inşa etmiştir.

Bu tarihsel birikim, bugün partimizin kurumsal hafızasının da temelidir.

Unutmayalım ki, Erzurum ve Sivas Kongreleri ile düşmanın İzmir’de denize dökülmesi arasında geçen süre üç yıldır; ayrıca, Sevr Antlaşması ile Lozan Antlaşması arasında da üç yıl vardır.

Bu süre, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının derin istişareler sonucunda tarihsel bir devrim yaparak Türkiye Cumhuriyeti’ni inşa ettiğini açıkça göstermektedir.

1947 yılında günlerce süren kurultaylar; örgüt içi demokrasinin, tartışma kültürünün ve ortak aklın en güçlü örneklerini ortaya koymuştur.

"Kurultayların birkaç saate sıkışması, sözün derinliğinin azalmasına yol açıyor"

Bugün ise kurultayların iki güne, danışma kurullarının çoğu zaman hafta içine ve yalnızca birkaç saate sıkışması; katılımın daralmasına, sözün derinliğinin azalmasına yol açmaktadır.

Bu tablo, ilkokul yıllarındaki “aşı günü bir an önce bitsin de sokağa çıkalım” telaşını andıran bir yüzeyselliğe dönüşmemelidir.

Çünkü siyaset aceleyle değil, emekle ve istişareyle büyür.

Kurucu Genel Başkanımızın “Benim iki büyük eserim vardır; biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi’dir.” sözü; partimizin tarihsel sorumluluğunu ve derinliğini açıkça ortaya koymaktadır.

Geçmişte partinin yükünü omuzlamış, mücadele vermiş kadroların dışarıda kalması; yalnızca bir kadro kaybı değil, hafızanın zayıflaması anlamına gelir.

Oysa siyasal örgütlerde sevgi, saygı, vefa ve liyakat kurumsal gücün temel direkleridir. Gaziemir’de yürüttüğümüz yerel mücadelede hep şunu söyledik: 'Gaziemir’in çakıl taşına ihtiyacımız var; dağda bir çoban ateşi varsa gidip tanışacağız. Çalınmadık kapı, sıkılmadık el, bakılmadık bir çift göz bırakmayacağız.'

"Aynı model Türkiye genelinde uygulanabilirse, neden iktidar mümkün olmasın?"

Bu anlayışla 60 yıl sonra ilk kez yerelde iktidar olduk. Bu; örgütümüzün ortaya koyduğu güçlü irade ve inancın sonucunda kazanılmış bir başarı hikâyesidir.

Aynı model Türkiye genelinde uygulanabilse, neden iktidar mümkün olmasın?

Türkiye’nin ihtiyacı; sol ve sosyal demokrat düşüncenin, ülkenin gerçekleri ve sosyolojisiyle yeniden güçlü bir bağ kurabilmesidir.

Gerçek iktidar yürüyüşü; kimlik tartışmalarından değil, halkın hayatına dokunan adaletten doğar.

"Parti içinde el sıkışmaya, helalleşmeye ihtiyaç vardır"

Artık parti içinde hesaplaşmaya değil; el sıkışmaya, helalleşmeye, kucaklaşmaya ihtiyaç vardır. Helalleşmelerimizi; cami avlusuna, musalla taşına, hocanın iki dudağı arasına ya da cemevinde dedenin duasına bırakmadan, bugünü bir milat kabul edip dargınlıklara ve küskünlüklere son vermeliyiz.

Parti yöneticilerinin birbirlerini sosyal medya ve basın üzerinden eleştirmesi; örgütsel birliği zayıflatan, ortak mücadele duygusunu örseleyen bir tutuma dönüşmemelidir.

Eleştiri; kamuoyu önünde ayrıştıran değil, kurum içinde güçlendiren bir sorumluluk bilinciyle yapılmalıdır.

Gelin, hep birlikte bembeyaz yeni bir sayfa açalım. Ayrıca, örgütsel katılımın önündeki engelleri kaldırmalıyız; belediye çalışanları ve belediye meclis üyelerinin delege olabilme haklarının önündeki kısıtlamaların ortadan kaldırılması, partimizin demokrasi ve adalet anlayışını güçlendirecektir.

Siyasi partiler yasasında yapılacak düzenlemelerle; adayların ön seçimle belirlenmesi, seçilenlerin partilerinden ayrıldıklarında başka bir partiye geçememesi ya da yeniden seçime gidilmesi, demokrasinin kurumsallaşması açısından hayati önemdedir.

Devlet yönetimine talip olan herkes için tarih bize yalnızca siyasal değil, ahlaki bir pusula da sunar.

Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye öğüdünde ifade ettiği gibi: 'Öfke bize, uysallık sana; güceniklik bize, bağışlamak sana…'

"İktidar, taşınması gereken büyük bir vicdan ve sorumluluktur"

Bu anlayış; görev üstlenen tüm yöneticiler için iktidarın özünü hatırlatan derin bir sorumluluk çağrısıdır.

Çünkü iktidar; yalnızca kazanılan bir mevki değil, taşınması gereken büyük bir vicdan ve sorumluluktur.

Önerim odur ki, Atatürk’ü, Cumhuriyeti’ni ve ülkesini seven herkes, Nutuk’u, Gençliğe Hitabe’yi ve Bursa Nutku’nu tekrar okumalı; bunu özellikle önemsiyorum.

'DENEYİMLİ ve LİYAKAT sahibi olanların sözünü DİNLEMEYENLER karanlıkta YALNIZ yürürler; sözlerimiz DİKKATE ALINMAZSA, sonuçlarına BİRLİKTE katlanmak zorunda kalırız.'

'Geçici koltuklar için kalıcı gönüller kırılmaz.'

Vefasız siyaset, eninde sonunda halkın vicdanında yargılanır.”