CHP’deki iç savaş ve Tugay’ın seçimi

Konumuz şu: Özgür Özel, yeni bir parti kuracak mı? Kurarsa ne olur? İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, AK Parti’ye katılacak mı? Katılırsa ne olur?

Abone Ol

Bu soruların yanıtını, kendilerinin bile net bilmediği bir ortamda boş laf çevirmek yerine Türk tipi politika ve liderlik tarihine bakmak gerekir.

Gazetecilerin politik ortamı değerlendirme biçimleri hem tarihsel bağlamından hem bugün yaşanan gerçeklerden kopuk.

Şimdi size hem siyasi analizlerin doğru yapılması hem de zihninizi boş yere “gazeteci senaryosu” üzerinde yormamanız için birkaç malzeme vereceğim.

Siyasi sohbetlerinizde sükse yapabileceğiniz bilgiler bunlar…

Türk politika tarihinde liderlerle ilgili tutarlı, objektif, akademik çalışma yok. Ancak kişisel merakım ve boş yere günlük tartışmalarla zihnimi meşgul etmemek için bulduklarımı da ciddi okurum.

Bu çıkarımların özetini sunmak isterim.

Butlan kararıyla CHP Genel Başkanı görevine dönen Kemal Kılıçdaroğlu, belki de siyaset tarihinin en sıkıntılı liderlerinin başında geliyor.

Üstelik bu sıkıntı, ülke yönetimiyle ilişkili değil.

Kendi partisinin milletvekilleri ve seçmen tabanında gördüğü yıpratıcı tepkinin dinmemesi Kılıçdaroğlu’nun en ağır sınavlarının başında geliyor.

Genel başkanlıktan uzaklaştırılsa da 96 milletvekilinden 95’inin oyuyla CHP TBMM Grup Başkanı seçilen Özgür Özel, halen genel başkan gibi davranıyor.

Önce İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın durumuna bakalım. Karşıyaka Belediye Başkanı olarak başladığı siyaset sahnesinde güçlü bir siyasi figür değildi Tugay…

İki yıl önce CHP’nin yerel yönetim açısından “kale” olarak nitelendirdiği İzmir için aday gösterilmesinde görece yumuşak karakterli, “bizim oğlan” havasında iyi aile çocuğu görüntüsüyle tercih edildi. Ayrıca o dönemde adayları belirleyen Özgür Özel’in sözünden çıkmayacağı beklentisi de etkili olmuştur.

Gelelim şimdiki duruma… Cemil Tugay, artık iki yıl önce İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen kişi değil. CHP Grup Başkanı Özgür Özel’in sözünden çıkmayacak bir Cemil Tugay yok artık.

TUGAY, YENİ BİR LİDER HAVASINDA

Siyaset sahnesinde kazandığı güç ve tanınırlığıyla güncel politikaya yön verebilecek aktör haline geldi.

Öncelikle CHP’den de istifa etme cesaretini gösterdi.

Kendisini aday gösteren Özgür Özel’e bağlılığından mı, butlan kararıyla CHP Genel Başkanı gösterilen Kemal Kılıçdaroğlu’na tepkisinden mi bu tavrı gösterdi bilemeyiz. Bildiğimiz bir gerçek, Tugay bazı riskleri göze almış görünüyor.

İktidara yakın ulusal televizyon ekranlarından adını ilk kez duyduğum bir gazeteci, “Cemil Tugay, AK Parti’ye geçmek için temaslarını sürdürüyor” şeklinde konuştu. Dijital platformlar başta olmak üzere kaynağı belirsiz bu haberi paylaştı. Ancak açık bir kaynak değil. Bu durumda tamamen gerçek dışı kabul etmek durumundayız. Zaten Cemil Tugay da kesin bir dille yalanladı.

Dün İzmirli gazeteci Fatih Yapar, yine benzer açıklama yaptı. Başkan Tugay’ın AK Parti yöneticileriyle görüşmeleri sürdürdüğünü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da “transfer talimatı” verdiğini söyledi. Hatta Bakan Murat Kurum’un transfer görüşmelerini sürdürmekle görevlendirildiği de öne sürüldü.

Kaynak; yine yok! Kulis bilgisi deyip geçiliyor.

Tugay, muhtemelen siyasi kariyerini yine savunacak, sorulduğu zaman yine görevine bağımsız olarak devam edeceğini, İzmirlilerin oylarını emanet kabul ederek seçmenin güvenini koruyacağını söyleyecektir.

Tugay’ın siyasi yol haritası üzerinde birden fazla seçenek var. Karar verirken görünen siyasi gelişmelerden öte, âkil danışmanlarıyla birlikte Türk politika tarihi ve siyasi hareketlerin yönüne ve geleceğine bakarak karar verecektir.

Zira daha önce Özel’in yeni bir siyasi parti kurması halinde oluşumda yer alacağını ifade etmişti. Ancak politik gelişmeler, siyasetçinin kararlarını değiştirir, değiştirmelidir.

Bu konuyu zamana bırakarak şimdi Özgür Özel cephesine bakalım.

ÖZEL, ÖZKAN’IN YOLUNDA MI?

Türk siyasi tarihinde 1990’ların sonlarıyla 2000’lerin başında bir Hüsamettin Özkan figürü vardı. O dönemleri hatırlatmak için kısaca özetleyelim.

Türkiye’nin çalkantılı siyasi, ekonomik ve sosyal yapı içinde 70’lerin “Karaoğlan”ı Bülent Ecevit, Türkiye için umut olmuştu.

Ecevit’in basın toplantılarında sol omzunun üzerinde bir baş vardı, Hüsamettin Özkan’a ait. Konuşmuyor, hareket etmiyordu. Gece yarısı televizyonu açtığımda haber tekrarlarına bakarken kâbus gibi yine o donuk bakışlı Özkan…

Ona “gölge adam”, “ikinci adam” gibi isimler verildi. Sessiz gücü inkâr edilemez!

Hüsamettin Özkan, Türk siyasi tarihinde özellikle 1990’lı yılların sonu ve 2000’lerin başında "gölge şahsiyet" ve "ikinci adam" rollerini üstlenerek parti içinde en güçlü ve etkili figür biliniyordu.

Ecevit’in sağ kolu, sırdaşı, en güvenilir adamı olarak görülen Hüsamettin Özkan’ın kriz yönetimi ve parti içi denetimi de güçlüydü. Teşkilatı kontrol ediyor, kimin bakan olacağına o karar veriyordu.

Devlet Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı görevine kadar yükselen bu siyasi figür Özkan, koalisyon hükûmetinin işlemesi, Abdullah Öcalan’ın yargılanması, dönemin Cumhurbaşkanlığı seçimi, “Rahşan affı” ve ekonomik kriz gibi süreçlerde perde arkasında yer aldı. Patronlar dünyası ve medyanın dizayn edilmesi gibi hassas konuları yönetmesine rağmen hep sessiz bir güç olarak kaldı.

Sonra ne mi oldu?

Ecevit’in oğlu gibi konumlandırıp Türk politik hayatının zirvesine taşıdığı Hüsamettin Özkan’ın yeni yolu kimsenin tahmin etmediği bir kavşakta ayrıldı. 2002’de sağlık sorunları yaşayan

Bülent Ecevit ile derin görüş ayrılıkları yaşadığını belirterek bakanlıktan ve DSP’den istifa etti.

Yeni yol arkadaşları buldu Hüsamettin Özkan. Dönemin parlak siyasetçileri İsmail Cem ve Kemal Derviş gibi isimlerle Yeni Türkiye Partisi’ni (YTP) kurdu.

Sonra… Sonu mu?

Özkan ve partisi, ilk seçimde yani AK Parti’nin 24 yıllık iktidar yolculuğuna çıktığı 2002’de siyaset sahnesinden tamamen silindi.

Türkiye’nin siyasi tarihinde kritik bir dönemde bu kadar önemli bir politik figür, bir daha ortaya çıkmamak üzere sessizliğe gömüldü.

SOL SİYASETİN KADERİ Mİ?

Şimdi bu yakın tarihimizdeki bir politik figür olan Hüsamettin Özkan ve siyasi kariyer yolculuğuna dikkat ettiğimizde aynı sonuçla karşılaşma olasılığını göz ardı etmememiz gerekir.

Zira bu coğrafyada insanımızın sosyal psikolojisini, bölgesel analizler yapılarak doğru sonuç alınmasını sağlayan bir iktidar var. Siyaset yapma biçimi, bütün eleştirilere, muhalif memnuniyetsizlik anketlerine rağmen kabul görüyor. Ya anketler doğruyu yansıtmıyor ya da siyaset yapanlar AK Parti siyasetinin sırrını çözemiyor.

CHP’de hukukî bir kriz yaşanıyor. Mutlak butlan kararıyla genel başkanlıktan düşen Özgür Özel, CHP’yi Kılıçdaroğlu ve ekibinden geri almak için mücadele ediyor.

Kurultay ilan edilmesi için tüzük gereği 11 Temmuz 2026 tarihini bekleyen Özel, 833 ıslak imzalı olağanüstü kurultay talebi topladı.

Olağanüstü kurultay için 45 günlük yasal sürenin 26 Temmuz 2026’da dolmasını bekleyen Özel, yeni partiyi ilan edecek. “Yeni Parti”, “Halk Partisi” gibi isimler üzerinde bile duruluyor.

Türk politik hayatını doğru kaynaklarla okuyabileceğimiz, teorik çerçeve içinde bilgi alabileceğimiz çok fazla kaynak olmadığını başta belirtmiştim. Bu bağlamda yakın siyasi tarihinin ışık tuttuğu bir Ecevit dönemine, sol partilerin ideolojik hedef kaybına bakılarak daha sağlıklı sonuç çıkarılabilir.

Benden söylemesi… Kemal Kılıçdaroğlu, merhum Başbakan Bülent Ecevit gibi “Karaoğlan” efsanesi yaratabilecek siyasi figürü değil. Zira Ecevit, aynı zamanda 1974’te “Kıbrıs Fatihi” gibi geçmişinin ikonik kimliğini de kişisel tarihine kaydettirmişti.

Özgür Özel de, döneminin konjonktürünü iyi okuyan, politika içinde doğru konumlanan Hüsamettin Özkan gibi bir siyasî kimlik inşa edebilmiş değil. Üstelik 24 yıldır güçlü bir iktidar karşısında sürekli güç kaybeden bir ideolojiyle yeni bir partinin içinde varlık göstermek mi?

Gerçek sonuç: İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, şimdilik bağımsız olarak görevinin başında. İzmir hizmet bekler. Tugay da bunu yaptığını söylüyor. Başka yorumlara takılmayın.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve o koltuğu olağanüstü kurultayla geri almayı bekleyen Özgür Özel arasında bir mücadele sürüyor. Onun için de zamanı var. Buna da takılmayın.

O halde, siyaseti günlük dedikodular üzerinden dar kalıplar üzerinden okumak yerine bir de böyle düşünün.