Batuhan KAYA/Dijital Gaste- Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Buca Belediyesi’nin açılışını yaptığı Naim Süleymanoğlu Spor Tesisi’nde konuştu. Özel’in konuşmasını ve açılış törenini, CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, CHP Genel Başkan Yardımcıları ve İzmir Milletvekilleri Gökçe Gökçen ile Murat Bakan, CHP’li ilçe belediye başkanları, partililer ve yurttaşlar takip etti.
Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslendiği konuşmasında, “Son kez söylüyorum, Tayyip Bey kendine güveniyorsan, milli irade diyorsan sandığı koy gel karşımızda aday ol, hodri meydan, kazanırsan ben gidiyorum, kaybedersen bu ülkenin önünü açıyoruz.” İfadelerine yer vererek, şöyle konuştu:
“Buradan bütün CHP’li belediye başkanlarına, içeride direnenlere direnç, dışarıda mücadele edenlere saygılarımı sunuyorum. İçeri de atsalar her türlü kötülüğü de yapsalar CHP’nin iktidar yürüyüşü sonlanmaz. Karşımızda seçimden kaçan, sandığa borçlu olduğu iktidarı sandıkta kaybedeceğini gördüğü için rakiplerine saldıran ve seçimden korkan bir iktidar vardır.”
"Bir değişimin ateşini hep birlikte yaktık"
CHP’deki kurultaydan sonra partinin 47 yıl sonra ilk kez bir seçimde birinci parti olduğunu söyleyen Özel, “Biraz önce Bornova’daydık. Burada Buca’dayız. Annem Buca Eğitim Enstitüsü Mezunu, sevgili anneciğimin ilçesinde ve bir öğrenci kentindeyiz. Ayrıca Balkanlardan gelen akrabalarımın, Görkem’in ve çok sayıda akrabamızın yaşadığı çok anlamı bir ilçedeyiz. Son yerel seçimlerde, moraller bozuk ve canlar sıkkınken, o moral bozukluğuyla ve yerel seçimde bir felaketin yaklaştığını herkes söylüyorken bir yola çıktık. ‘Değişim’ dedik, CHP’de gençlerin, kadınların ve yeni bir yönetim anlayışının, bir değişimin ateşini hep birlikte yaktık. Sonra yerel seçimlere girdik. Bu seçimlere girerken, örneğin milletvekilimiz Gökçe Gökçen ile Murat Bakan ile o gün de birlikteydik, Deniz Yücel ile birlikteydik. Oturduk ve kritik bir MYK toplantısında onlara, ‘Partinin üzerine 50 yıldır siyaset başarısının kapısı kilitli, gidin bakın, bu kapıyı açacak anahtarlar partide vardır’. Döndük baktık, anahtarları bulmak Atatürk’ün yönetim anlayışına bakınca zor değildi. Önce bilime güven ve bilim hangi olanakları sunuyorsa, aday belirleme yöntemlerinden adayların sahada takibine, şehirlerin beklentilerini ölçmeye kadar, sonra kadına güven ki en iyi örneklerinden biri İzmir’dir ve gençlere güven. O gün CHP 47 yıl sonra birinci parti oldu. O gün AKP kurulduğu günden beri ilk kez seçim kaybetti. O günden itibaren artık Türkiye’de iktidarın değişmekte olduğu, bir dönemin kapanmakta olduğu belli oldu. Bunun için bize düşen çok çalışmaktı. Rakibimize düşen de seçim sonuçlarına saygı duymaktı.” dedi.
"Demokratlık seçimi kaybedince belli olur"
Özel, AK Parti’nin 2024’teki yerel seçimleri kaybettikten sonra yaptıklarını anlatarak onların demokrat olmadığını ifade etti. Özel, “Herkes demokratım der ama gerçekte demokrat olup olmadığınız seçimi kazandığınız gün ne yaptığınız ile değil kaybettiğiniz ile ölçülür. İsmet Paşa tek başına iktidardı, tek bir parti vardı. 46’da çok partili rejim, hemen ardından hâkim gözetiminde adil seçimlerle ilgili bir kanun, 1950’de seçimlerde ‘bu benim en büyük yenilgim ama demokrasinin en büyük zaferidir’ dediği, yaverini yollayıp ‘paşa devire hazır’ dedirtmiştir. İktidar seçimi kaybettiğinde önce ‘CHP’li belediyeleri silkeleyin, İller Bankası’ndan bir şey vermeyin, kamu bankalarından kredilerini onaylamayın, yurtdışından alsalar da onaylamayın’ diyerek CHP’yi önce maddi yönden sonra da üzerimize yargı kollarını kurup gönderdi. Başına birisini görevlendirdi ve İstanbul’dan, İmamoğlu’ndan başlayarak bütün Türkiye’de çeşitli operasyonlarla arkadaşlarımızı özgürlüklerinden etmeye ve hizmetleri aksatmaya ellerinden gelen ne varsa yaptılar. Hala daha Atatürk’ün 2 büyük eserinden biri olan partimize bir yandan kapatma davası açıyorlar, öbür yandan yıllar önce yapılan kurultayı tartıştırıp partiyi zayıflatmaya çalışıyorlar. Bilmedikleri bir şey var. CHP geri adım atanların, susanların, eğilenlerin, teslim olanların değil, aksine süngüyü gördüğünde üzerine koşanların partisidir. CHP, gerekirse baş veren ama başını eğmeyenlerin, teslim olmayanların partisidir. O yüzden de bizler teslim olmadan tehditlerden yılmadan bir kelime eksik konuşmadan bir santim eğilmeden çalışırız. Belediye başkanlarımız da kendisine milletin verdiği yetkinin farkında olarak, her imkansızlıkla hizmet etmek için çalışırlar.” diye konuştu.
"İzmir'in huzurunu kaçırmak için elinden geleni yapanlar var"
İzmir’in AK Partili milletvekillerine de eleştiriler getiren Özel, “Bugün İzmir’de her türlü engellemeye rağmen, o ‘İzmir’i seviyoruz, sizi üzmeyiz’ diyenlerin, oy alamayınca nasıl kin duyduklarını biliyoruz. Bu kredi vermemeden, üstüne gitmeye, kredi borçları için tanınan olanakları tanımamaya, imzaları atmamaya, hizmet binalarına çökmeye, mahkeme kararlarını iptal ettirmeye kadar kötülük yaptıkları gibi İzmir’in huzurunu kaçırmak için ellerinden geleni yapanlar var. Ama bir yandan da her kötülüğe rağmen Görkem Duman gibi her imkanla 24 saat yaşayan uyumayan, koşturan ve başaran arkadaşlarımız var. 36 yaşında birisini ilçe belediye başkanı yaparsanız önce onu kent bağrına basar, sonra da o bütün imkansızlıklara rağmen 25 aylık, biraz önce teker teker sayılan Plent Tesisi’nden 3 tane Kent Lokantası’na, İstihdam Ofislerinden Cumhuriyet Kütüphanesi’ne, Gülşah Durbay’ın adını yaşattıkları Kadın Dayanışma Merkezi’nden Ata Tohumu üretmeye kadar dünya kadar hizmet yaparlar.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan'ın sözlerini hatırlattı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bulgaristan’dan gelen göçmenlere ‘burada ne işleri var?’ Suriye’den gelenlere ise ‘onlar muhacir’ dediğini hatırlatan Özel, “Ben 10’lu yaşlarımda evimizin karşısındaki lisede, yatakhaneye çevrilmiş yerlerde kalan, o zaman için Lada’larla gelen soydaşlarımıza su dağıtırdım. Ananem ‘git akrabalara su dağıt’ derdi. O dönemin sosyal demokrat partisi bu tip durumlarda hep soydaşlarından yana olan partimiz, bir de o dönem Bulgaristan’dan gelmek isteyenlere karşı çıkan bir anlayış vardı. O anlayışın temsilcisi de Erdoğan’dı. Eline mikrofonu alır, kapı kapı gezer ve hayat pahalılığı olduğunu söyler, kötü kelimelerle millet burada açlıktan yoksulluktan karısını kızını satıyor diye ağza alınmayacak sözler söyleyip, ne işi var onların burada derdi. Bunlar hala kayıtlarda varken zaman zaman görüyorum ki Bulgaristan’dan gelen soydaşlarımızı, o günler hiç olmamış gibi bu anlayış o günlerde yaptıklarını unuttu. Şimdi Suriyeli sığınmacılar konusunda Türkiye’deki yoksulluk anlatıldığında ‘onlar muhacir’ derken Bulgaristan’dan gelen soydaşlarımıza, namazı kılınmayan, katledilmeyen soydaşlarımıza bu kutlu kapılar açıldığı gün onlara ‘burada ne işleri var’ diyenler bambaşka konuşuyor. Biz o gün mikrofon elde meydan meydan Bulgaristan Türklerini onlar kovarken şuna ağlıyorduk. Bulgarlar Naim’i salmıyordu, onlar Bulgar bayrağını dalgalandırsın istiyordu. Bir şekilde Naim’i Türkiye getirdi ve biz TRT’den şunu izledik, ‘Naim’i taşıyan uçak Türk hava sahasına girmiştir’. Biz bu fikrin insanlarıyız. Onun için Balkanlardaki tüm soydaşlarımızı selamlıyorum. Buraya gelmiş, bu ülkenin canına can katmış kardeşlerimizi ayrı ayrı selamlıyorum.” dedi.
"Yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa geliyor!"
Gençlere, “Sabredin, iktidarı değiştireceğiz” diyerek seslenen Özel, açıklamasını şu ifadelerle noktaladı:
“Burası bir öğrenci şehri. Dünya kadar öğrenci var. Bundan 5 yıl önce yine bu iktidarın sıkıştığı bir dönemde Boğaziçi’nde kayyım Rektör her sene yapılan festivali yasaklamıştı. Öğrenciler de bunu protesto etmek için resim sergisini bahçeye taşımıştı. Orada bir Şahmeran resmi vardı, o resmi oraya koyan da Doğu Demirtaş’tı. O Şahmeran resminden cinsel yönelim tartışmaları bilmem neler çıkardılar. 11 öğrenciyi gözaltına aldılar. Doğu’yu ve Selahattin’i Silivri’de 3 ay tuttular. Ben onları en çok ziyarete gidendim. 90 günün sonunda önce tutuksuz yargılandılar, sonra Almanya’daki büyük üniversiteler davette bulundu. Şu anda 2’si de dünyanın en iyi üniversitelerinde öğretim görüyorlar. Maalesef Türkiye onları kaybetti. Orada Doğu Demirtaş’ın annesi doktordu ve Sarıyer Kadın Kolları Başkanıydı, istifa etti. Babası Sertaç Bey istifa etti. O günden bugüne Sertaç Bey ve Doktor Hanım her hafta Cuma günü Boğaziçi’nde oğulları adına direniyorlar çünkü AKP’nin ne olduğunu gördüler. Bugün de dava tamamen bitti. Karar kesinleşti. Hiçbir suç yoktur, talepleri halinde öğrencilere Türkiye Cumhuriyeti tazminat ödeyecektir. Tayyip Efendi, 18 yaşındaki çocukları hedefe koyan, çetelere hedef gösteren, hayatlarını tehdit ettirten, Boğaziçi Fizik’teki dehaları Alman üniversitelerine kaptıranlara söylüyorum, hiçbir suç bulunmadı. Öğrencilerin başkenti Buca’dan bütün Türkiye’dekilere söylüyorum, işine geldiğinde gençlerin öven, işine gelmediğinde döven, hapse atan, konserleri yasaklatan, kimin ne içeceğine ne giyeceğine karışan, 6 genç kızın grubundan korkan bu anlayışa karşı az sıkın dişinizi diyorum gençler. İktidar değişiyor, yasaksız Türkiye vizesiz Avrupa geliyor.”