İzmir Haberleri

Başkan Tugay’dan siyasetçilere vicdan çağrısı: Aynaya mı bakıyorsunuz, halka mı?

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada siyasetçilere “vicdan” çağrısında bulundu. Tugay, kişisel hırslarla değil halkın sorunlarıyla siyaset yapılması gerektiğini vurguladı

Abone Ol

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, kent gündemindeki siyasi tartışmalara ilişkin manifesto niteliğinde bir açıklama yaptı.

Sosyal medya hesabından İzmirli siyasetçilere seslenen Tugay, artan yoksulluk ve toplumsal sorunlara dikkat çekerek polemik üreten siyaset anlayışını eleştirdi.

“İzmir Türkiye’nin gözbebeğidir”

Açıklamasında İzmir’in ülke ekonomisi ve toplumsal yapısı açısından taşıdığı önemi vurgulayan Tugay, kentin ürettiği değer ve ödediği vergilerle Türkiye’nin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.

Bu sorumluluğun siyaset yapan herkes tarafından görülmesi gerektiğini belirtti.

Toplumsal tabloya dikkat çekti

Tugay, artan yoksulluk, işsizlik ve suç oranlarına değinerek toplumda yaşanan sorunların görmezden gelinemeyeceğini dile getirdi.

Esnaf, çiftçi, emekli ve gençlerin yaşadığı sıkıntıların ortak olduğunu vurguladı.

Siyasetçilere “ayna ve pencere” sorusu

Açıklamanın dikkat çeken bölümünde siyasetçilere “ayna ve pencere” metaforuyla seslenen Tugay, pencereden bakıldığında ya kişisel hırsların ya da halkın acılarının görülebileceğini söyledi.

Siyasetin tercih meselesi olduğunu ifade eden Tugay, kavga ve polemik yerine hizmet üretmenin seçilmesi gerektiğini belirtti.

“Ben uzlaşmayı ve hizmeti seçtim”

Göreve geldiği günden bu yana çalışmayı ve uzlaşmayı tercih ettiğini dile getiren Tugay, İzmirli siyasetçileri kente hizmet etmeye davet etti.

Açıklamasını, “Vicdanınızla yüzleşmenizi diliyorum” sözleriyle tamamladı.

Başkan Tugay'ın sosyal medya paylaşımı şu şekilde:

"İzmir’de yaşıyoruz. Türkiye’mizin ayrılmaz bir parçası, 4.5 milyon nüfusuyla üçüncü büyük şehri. Tarihiyle kültürüyle insanıyla, üretimi ve ödediği vergiler, ülke ekonomisine sağladığı büyük katkılarla ülkemizin gözbebeği şehirlerimizden birinde yaşıyoruz.

Gittikçe artan yolsuzluk, işsizlik hepimizin içini acıtıyor. Esnafı, çiftçisi, emeklisi, öğrencisi, memuru, işçisi, annesi, kadını, çocuğu, genci; herkes bir şeylerin düzelmesini bekliyor, sorunlarına çözüm bekliyor.

Sokakta hepimizin gözü önünde her gün gittikçe daha fazla artan suç oranları, katledilen masum çocuklar, gençler dövülen öldürülen kadınlar. Hiç olmadığı kadar artmış durumda olan uyuşturucu ve kumar bağımlılığı.

Pencereden İzmir’e baktığınızda iki şeyi görebilirsiniz; Pencerede sadece kendi yansımanızı görebilirsiniz; kişisel hırslarınız, egonuz, kibrinizle muhteşem siz. Ya da kendinizden sıyrılarak insanlarımızı, çektikleri acıları ve üzüntülerini görebilirsiniz.

Siyaset yapıyorum diye iki şeyi yapabilirsiniz; Kavgalarla, polemiklerle, kutuplaştırıcı söylemlerle, iftiralar ve sistematik algı çalışmaları ile birilerini karalamaya ve kendinizi parlatmaya çalışabilirsiniz. Ya da…

Kendinizden çıkarsınız, acı ve sıkıntı içindeki insanlarınızın sorunlarını çözmek için elinizden geleni yapacağınız bir dünyanın, bir anlayışın parçası olursunuz. Amacınız kavga değil hizmet, hedefiniz sorun çıkarmak değil, sorun çözmek olur.

Bir karar vermeniz gerekiyor, aynada kendinizi mi seyredeceksiniz yoksa insanlarınızı mı göreceksiniz?

Şehrimizin iyiliği için çalışan herkese çok teşekkür ediyorum. Engellemekten ve kavga etmekten başka bir şey düşünmeyenler için ise derin bir üzüntü duyuyorum.

Ben göreve geldiğim ilk günden itibaren çalışmayı seçtim, uzlaşmayı seçtim. Çözülmemiş hiç bir sorunumuz kalmasın diye mücadele etmeyi seçtim.

Şehrimizin siyasetçilerini İzmir’e hizmet etmeye, İzmir’e yatırım gelmesi, şehrimizin refahının artması için çalışmaya davet ediyorum.

Vicdanınızla yüzleşmenizi diliyorum."