İzmir Haberleri

Aslanoğlu kooperatif davasını anlattı: Biz neden emekli teyzelerin aylıklarına göz dikelim?

Önceki dönem CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, ‘kooperatif’ davası kapsamında tutuklu bulunduğu cezaevinden tahliye edilmesinin ardından basın mensuplarıyla bir araya geldi.

Abone Ol

Batuhan KAYA/Dijital Gaste - Eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, ‘kooperatif’ davası kapsamında tutuklu bulunduğu cezaevinden tahliyesi sonrası İzmir basınıyla bir araya geldi. ZMO Lokalinde gerçekleştirilen etkinlikte gazetecilerin sorularını yanıtlayan Aslanoğlu, cezaevi sürecini anlatmasının ardından dikkat çeken mesajlar verdi.


Aslanoğlu, ziyaret süreçlerindeki zorlukları ve yaşananları, “100’ün üzerinde milletvekili geldi. İzin alabilmek için epey tartışma oldu. Ekrem İmamoğlu ile olan süreçte Adalet Bakanlığı’ndan izin alındı. Biz alınınca bambaşka bir tartışma konusu oldu: Belediye Başkanları. Uzun tartışmalardan sonuç alınamadı. ‘Bir milletvekili yanında 3 belediye başkanı getirebilir’ diye bir şey uydurarak görüşmeler sağlandı. Çalık için ise örgütlü suç kapsamında olduğundan Özgür Özel ziyaret dahil herkes bakanlıktan izin alıyordu. Milletvekillerimiz olmasa tecrit çok zor olurdu. Cadı avı sırasında gördüğüm kadarıyla İzmir basını meseleye doğru bir yerden yaklaştıkları bir süreç izledi. Türkiye gittikçe taraftar topluluğu haline geliyor. Bu kötü bir şey, bir yola savruluyoruz. AK Partili MHP’liler düşman değil. Bunlar benim alt-üst komşum. Eğer böyle yapmazsak bu şehirde nasıl yaşayacağız? Bu düşmanlıkla nasıl yaşayacağız? Bu dönem boyunca AK Parti ve MHP’li bazı siyasetçilerin demecini içerde okurken çok üzülüyorum. Beni tanıyan adam neden böyle bir cümle kuruyor ki?” ifadeleriyle anlattı.

Bilal ve Veysel Başkanlara da gönül rahatlığıyla cevap verebilirim

Cumhur İttifakının İzmir İl Başkanlarına kooperatif sürecini detaylı şekilde anlatabileceğini ve tüm sorularını yanıtlayabileceğini söyleyen Aslanoğlu, “Ben il başkanı olduğumda da şehrin eşrafını, basınının çoğunu çok eskiden tanırdım. Gappi benim çok eski dostum. Eğer şehrin tüm aktörlerini tanımıyorsanız tanışıp birbirinizi anlamak biraz zaman alır. Saygılı ile il başlarda çok geriliyorduk. Cumhuriyet Meydanı’ndan Bilal Saygılı ile kucaklaştık. Bilal Bey de gerilimin azaltılması için hareket etti. Ben onu aramıştım. Gerilimin üst seviye olduğu bir seçimdi. Aklımda şu vardı: Çıkar çıkmaz hem Veysel Bey’e hem Bilal Bey’e gideyim onlar sorsunlar ben cevaplayayım dedim. 4 yıl oldu. Allah rızası için kimse hak edişleri incelemedi. İftira atmak daha kolay çünkü. Onların sorularına cevap vermek doğru olandır. Onlar sadece il başkanları değil. Ne zaman uygun görüp randevu verirlerse gidip gönül rahatlığı ile cevap veririm. Cevap verme işinden hiç kaçmadım ki. Bir haber vardı. Biri altına yorum yazmış “Kooperatif mağduru” adıyla. “Sen önce 4,5 milyarın” hesabını ver diye. Ben bıraktığımda 3,5 milyardı (!) Duruşmada da söyledim, savcılık araştırsın diye. Bizi boş insanlar sanıyorlar sürekli geliyorlar araştırmaya neyi araştıracaksın?” dedi.

Biz neden emekli teyzelerin aylıklarına göz dikelim?

Soyer’in tutukluluk hali ve kooperatif davasındaki suçlamalar hakkında konuşan Aslanoğlu, “Tunç Soyer kooperatifin harcama yetkilisi değil. Talimat veren bir adam değil. Tunç Soyer ya da bürokratlar, Barış Karcı… Yapmayın, etmeyin Barış Karcı’yı herkes tanıyor. Ben adamın adını hiçbir şeyle duymadım. Böyledir siyaset, girdiğiniz gün başınıza birçok şey geleceğini bilirsiniz. İşin içinde siyaset varsa iftira çok olur. Bazı insanların ismi çok fazla geçer. Israrla hep söyledim: 3 yıl il başkanlığı yapıp 50 belediye başkanı ile çalıştım. Herhangi biriniz imarla, belediye ile, ödeme tahsili ile ilgili bir şey duydunuz mu? “Şunu işe sokmuş, buradan bilmem ne almış” diye. Ne işçi alımı içi ne yönetici konusunda bir fikir beyan ettim. Anlatılanlar ile ilgili sanırım Heval’in bir ifadesi olmuştu, “Bu adam İzBB Başkanı, bu genel sekreter, ben İZBETON genel müdürüyüm, bu arkadaş il başkanı. Biz hepimiz bir dolandırıcılık şebekesi kurmuşuz. Biz neden emekli hemşire teyzenin aylığına göz dikmişiz?” demişti. Dev ihaleler var. İZBETON ile başlayan süreç kamuoyunun ilgisini çekecek bir konu ben sanırım ondan dahil oldum sürece. En başından itibaren bana kimse bir soru sormadı. Yok araç kiralama, yok asfalt. Ne ben ne Tunç Soyer bunlarla suçlanıyoruz. O İZBETON ile ilgili bir suçlama. Kamuoyu diğer şeylere çok yüksek ilgi duymadığından oradan kamu zararına geldik. Tunç Soyer, İZBETON Genel Müdürü o yüzden içeride, diğerleri dışarıda” ifadelerini kullandı.

Öyle karambol bir iş ki…

“Bir gözaltı işi oldu, memlekette tutuklarını alıp getirdiler” diyen Aslanoğlu sözlerini şu ifadelerle sürdürdü: “Öyle karambol bir iş ki. Ankara’dan getirdiler akşam, basın beklediği için beni başka bir yere götürdüler. Ben Bozyaka’daki yerde 3-5 çocukla hücreye konuldum. Sen kimsin diyorum “Ben şoförüm” diyor. Gençlik Kolları MYK’sına sordum “Ben teknisyenim” dedi. Bu dönem boyunca belki 40-50 kere yurt dışına gitmişimdir. Ondan da 1-2 ay önce gene yurt dışındaydım. Niye insanı tutuklu yargılarsın? Kaçma şüphesi, delil karatma şüphesi varsa. Cezaevinde tavana bakıp “delil” diyordum. 4 senedir bildiğimiz konuda delil karartmamışız, şimdi mi karartacağız? Karartacak bir şey olsa zaten karartılırdı o sürede. Kaçma şüphesi var deniliyor da nereye kaçacağız? Sabahtan birçok yere gitmişim, öğleden sonra Ticaret Odası’nda gideceğimden haberiniz olmuş. Saat 16.44. Kaçma şüphesi var deniliyor. Mahkemede, ‘Ben sizi anlıyorum. Nasıl zor durumda olduğunuzun farkındayım. Ülkedeki durumu anlayabiliyorum ama bizim çektiğimiz zulüm de yetmez mi?’ demiştim. En son 10’uncu hakim geldi duruşmaya. Yerlerine yeni hakim atanmış. 23’üncü Ağır Ceza’nın 4 hakimi var. Mahkemenin iş yükü çok fazlaymış. Sizin davaya kimin bakacağına sonra karar verilecek dediler. Bilin bakalım kime düştük” dedi.

Hani bu basit bir hırsızlık davasıydı?

Kooperatif davasının olağanüstü koşullarda görüldüğünü kaydeden Aslanoğlu, “Benim Ticaret Odası iznimin kaldırılması kararına bir hakime hakim, heyetin en kıdemlisi. Bizim heyette 200 bin sicilin altında kimse yok. 194 bin sicili olan hakime hanım şerh koymuştu. Son duruşmaya bir hafta kala 5’inci Ağır Ceza’ya gönderdiler. İlk kez bir başsavcı vekili duruşma takip ediyor. 2 savcı var bizim duruşmalarda. Çok sanıklı milyonlarca dava var. Onların hiçbirinde görmezsiniz. Şakran Cezaevi’nde kaç dava gördünüz? FETÖ ve Rahip Brunson davası dışında yok. Askeri casusluk davası bile adliyede görüldü. Basit suçlama Şakran Cezaevi’nde görülüyor. Hani bu basit bir hırsızlık davasıydı? Gazeteciler telefonunun içeri sokamıyor. Yakınlar girerken zorlanıyor. Bunların hepsi normal mi? Bu adalet sistemine güvenmek zorundayız. Tüm bunları görüyoruz ama adaletin doğru tecelli edeceğine inanmak zorundayız. Kimse evinde uyuyamaz ki… Başına ne geleceğini bilmediğin bir düzlem. Adaleti doğru kararları alması, baskının gelmemesi, ‘bize ne olacak’ derdinin düşünmemesi -milleti serbest bırakan herkes sürüldü-, üzülüyor insan adaletin bu durumuna. Ülkenin tek kurtuluş yolu da adalet sistemine güvenmek. Kiracı-ev sahibi davasında mahkeme kararına güvenmiyor insanlar. Adalet mülkün temeli konusunda çok sarsıldı. Bu herkesin vicdanı. Doğru kararlar çıkmasını beklemeliyiz” dedi.

Bu işi kim geciktirdiyse ortaya çıksın!

İnşaatların durdurulması, ruhsat ve gecikmelere ilişkin de konuşan Aslanoğlu, “Siz mahkemede izlerken yüzlerce insan geldi. Herkes şunu söyledi, hızla ilerliyordu durduruldu, devlet belediye durdurdu. Biri durdurdu yani. Durdurma yazısı büyükşehir kentsel dönüşüm daire başkanı tarafından İZBETON’a gönderildi. 2024’ün temmuzunda yani bir küsür yıl önce durduruldu. Bugün Gaziemir’de 3’te 4’te bir buçuk yıldır inşa faaliyeti yoktur. Benim gerçekten kötü niyetle gördüğüm işler. Gecikme meselesi tartışıldı. Uzundere 3’te mesela anlatıldı. Mahkeme raporu diyor ki yüzde 7 gecikmiş, bu demek oluyor ki yüzde 93 tamamlanma var. Bu Uzundere’de inşat ruhsatları neden alınmadı? Arzu hanım diyor ki bizim sorumluluğumuz değil Büyükşehir’de bu iş. Kimse bu geciktiren çıksın ortaya yahu! Projeyi çizen mimar zamanında yapmadıysa, o yaptığına rağmen kentsel dönüşüm daire başkanlığı işi engellemek için bürokrasiye takıldıysa bürokrasi, İZBETON’daki arkadaşlarsa onlar çıksın ortaya. Ki bu da bir gecikme ve buna bağlı maddi kayıp davası olması gerekir. Kimse de bunu karşılamaktan imtina etmez zaten. Ben 1 yıl kooperatif başkanlığı yaptım. 5 ay zaten temel atılamamış, 7 ayda benim hangi kararım gecikmeye neden olmuş? İşin geldiği nokta özetle, milyarlarca liralık bir usulsüzlükten en son etik tartışmaları dinliyorduk. Bunlar da tartışılır ama dediğim gibi sorular varsa orada cevap veririm. Cezaevlerinde hasta olan arkadaşlarımız var. Bizim yargılandığımız suçların bugün yatarı yok. Gerçekten bu iş cezalandırma işine dönüşüyor yani. Ben yalnız bırakılmayla ilgili bir şey hissetmiyorum. Yani İzmirlilerden de yazan çizen oldu. Umut ediyoruz ki bu dayanışma, bu birliktelik yeni bir vakaların olmasını engeller. Kanıksamaya başladık, bu tehlikeli bir şey. Belediyeye operasyon yapıldığında altyazı ile geçiyor. Ülkenin ekonomisinin düzelebilmesi için de belli ki adalet lazım. Şimdi artık yandaş kanallarda bile görüyoruz. Bu ücretler sefalet ücreti. Emekli maaşları, asgari ücret… Kabul edelim, ekonomisi tamam güzel de tüm yükü asgari ücretli, emekli mi çekecek yahu? Son 5-6 yıldır tüm yükü çekiyorlar. Geçim olmadığı görülüyor. Milyonlarca insanın aç kaldığı bir yerde hiçbirimiz huzurla yaşayamayız. Babamın maaşından kesilen doktor kesintileri bizim evde espri, konusu, ne hale geldik. Yine başa dönüp siyasetin neresinde olursa memleketin problemi bu. Ama adalet olmadan bu iş düzlemeyecek. Cezaevindeyken fark ettim, haber denilenin 4’te 3’ü adliye haberi” ifadelerini kullandı.

Genel Başkan İzmir’i neden cezalandırsın?

CHP Kurultayı’nın ardından belirlenen MYK’yı değerlendirirken, “Özgür Özel İzmir’e ceza kesmiş durumda” ifadelerini kullanan eski CHP İzmir Milletvekili Tacettin Bayır’ın ifadeleri için konuşan Aslanoğlu, “Genel başkan neden İzmir’i neden cezalandırsın? İzmir’le ilgili bir şeyi yok, İzmirli siyasetçileri de cezalandırdığını düşünmem. Sonuçta bu tür durumlarda İzmir’in temel olarak bir haksızlığa uğradığı konusunda bir şey düşünür müsünüz? Bir kere ben İzmirliyim, ne de olsa İzmir’i savunurum yani. Tüzük kurultayında il başkanları tüzüğü değiştirecek heyet oluşturdu. Nisan kurultayında il başkanları toplantısında kontenjan tartışılırken ilk başka itiraz ettim. Yüzde 5-15 anlamam ben İzmir’in hakkını savunurum dedim. Kurultay’da kalktım konuştum, Genel Başkan’ın Ekrem İmamoğlu’nun gözünün içine bakarak yüze 5’i bizde kullanırısınız dedim. Bölgesel kontenjan kabul gördü. Bir sürü abi ablamızı İzmir’den milletvekili yaptık biz. 20 yıldır kimler kimler Türkiye’nin 4 bir yanından geldiler bazen sayısı çok abartılı oldu. Benim il başkanlığı dönemimde 14 milletvekili çıkardık 6’sı İzmir’de oturuyordu. İzmir’de askerliğini İzmir’de yapmış olanı gördük, ‘amcamın oğlu İzmir’de görev yapmıştı’ diyeni gördük. İzmirliyim ben. Çocuklarım burada. Ben İzmir’in güzel olmasını isterim. İzmirlilerin AK Parti’den de milletvekili adayları belirlenirken İzmirli olmasını isterim. İzmirli olacak ki gidelim tartışalım, bir taleple gidebileyim. Buraların tamamını memleketin meselesini yaşamış insanlar olsun isterim. CHP’lilerin de İzmir’de olmasını isterim” dedi.