Neresinden tutulacağı belli olmayan olaylar yaşıyoruz. Dünyada ve Türkiye’de... Ama en çok da bizim gündemdekiler tuhaf. Yararı belirsiz, amacı ve sonucu olmayan az gelişmiş insan profiline uygun konular bunlar…
Bazılarını, “İnsanlık hâli, elbette bunları konuşup yaşayacağız.” diye açıklayabilirsiniz. Ancak kitlelerin düşük düzeyli bu kanaatleri, bir süre sonra gerçek bilgi kabul edip peşinden sürüklendiğini unutmayalım.
Basit birkaç örnekle açıklayalım.
Her konuda görüş bildiren Rasim Ozan Kütahyalı, son günlerde Defne Samyeli’ne takmış. “2011’de sıkı AK Parti'li gibiydi. Kapalı giyinirdi. Sonra açılıp saçıldı…” diye sıralayıp gidiyor.
Bir kişinin yaşam tarzını, kişisel tercihlerini hangi saikle olursa olsun eleştirmek zayıf karakterli insan davranışıdır. Bir de bunu kitle yayın organlarında yayıla yayıla, bilge tavırlarla ve kesin bilgiymiş gibi anlatıyor.
Diğer yanda ülke genelinde gündemde olan başka konu Uşak… Belediye Başkanı Özkan Yalım, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma, ihaleye fesat karıştırmak, irtikâp ve rüşvet almak” suçlarından 12 kişiyle birlikte tutuklandı.
Ancak bu konu başka yerlere sürükleniyor. Sevgilileriyle yaşadıkları, bütün suçlamaların önüne geçti. “Sevgilileri” diyoruz, çünkü birden fazla genç kadınla inkâr edilemez bir gerçek olarak karşımıza çıktı. Bizzat kendisi, otel odasında polisin karşısına havluya sarılı olarak çıkıp isbat-ı vücûd etti.
Uşak, Türkiye’nin nüfus yoğunluğu açısından en altlarda yer alır. 2026’da 375 bin kişi. Çok sayıda ilçe nüfusundan az. İzmir’de ikametimin bağlı olduğu Karabağlar ilçesinin nüfusu 465 bin. Uşak’ın öyle dünya çapında ünlü bir ürünü de yok. (Gerçi bizim hiç yok) Battaniye ve tarhana, Eşme halı kilimi ünlüydü. Onlar da artık her yerde üretiliyor.
Uşak’ın 10 gündür en çok konuşulan illerin başında yer alması hiç de hak ettiği olumlu bir şöhretten dolayı değil. Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın çapkınlığı dillere pelesenk oldu. Sanki tek suçu sevmek, bir genç kıza tutulmak -pardon iki genç kadına- âşık olmak gibi Başkan Yalım’ın suçu… Ayrıca bu suç değil; aile bağlarına karşı sorumsuzluk, ihanet, hatalı davranış sayılabilir. Bunun bedelini de öder. Ancak ödenmeyecek bir bedel varsa o da; bunları halkın parasıyla yapması. Arsızca ve aleni olarak halkın gözü önünde yaşama yüzsüzlüğü…
Uşak’ın nüfusundan söz etmişken, yüzde 49.6’sı erkek, yüzde 50,4’ü kadınlardan oluşuyormuş. Yaklaşık 186 bin erkeğe karşı 189 bin kadın… Bu durumda 3 bin kadın açıkta kalıyor. “Aşk çocuğu Özkan” durur mu? Hemen sahiplenir iki kadını. Nikâhındaki kadınla zaten sorun yaşamaktadır. Ama kadınlardan biri şehir şehir dolaşan dişi Evliya Çelebi. En çok İzmit’te ama İzmir’de işi var. Bornova Belediyesinden aylık 80 bin lira maaş alıyor. Ara sıra Özkan Yalım’a, “Bugün işe gitmesem olur mu aşkım?” diye soruyor. Oysa resmiyette başkanı Ömer Eşki…
BAŞKAN EŞKİ’DEN EKŞİ SÖZLER
Başkan Yalım’la ilişkisi olduğu iddia edilen A.A. adlı kadının Bornova Belediyesi bünyesinde kadrolu olmasına rağmen fiili olarak işe gelmediği hâlde düzenli maaş aldığının ortaya çıkması, kamuoyunda da ciddi rahatsızlığa yol açtı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, Bornova Belediye yetkilileri hakkında “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik” suçlarından soruşturma başlattı.
Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, sorumluluğu kabul edip oluşan kamu zararını karşılayacağını açıkladı. Aslında bir nevi usulsüz işe almanın itirafı değil mi? Uşak Belediye Başkanı Yalım’ın “referansı” söz konusu. Başkan Eşki’nin haberi olmadan kim işe almış olabilir bu genç ve güzel (!) kadını... Şimdi de ortaya çıkınca zararı “cebimden öderim” centilmenlik ve cömertliği yapmak basit ve inandırmaktan uzak bir söz. Kafeteryada içilen kahvenin ücretini ödemiyorsunuz.
Ortaya çıkmasaydı ne olacaktı? Bir değil, iki değil, 3 üniversiteden 3 ayrı diploma ve uzmanlık alan, gençliğini okul sıralarında dirsek çürütüp beynini terleterek geçiren ve 30 yaşlarına gelen işsizlerin hiç mi hakkı yok o kadroları işgal edenler kadar… Onların hakkını kim ödeyecek?
Sayın Ömer Eşki, bu sözler ekşimiş, bayat ve ucuz politik beyanlar. Bir de bu açıdan değerlendirin ve dışarıdan nasıl göründüğünüze bakın!
ELLER GİDER AY’A BİZ YAYA
Diğer ülkelerin teknoloji, bilim ve yaşam kalitesindeki ilerlemeyi işaret ederek “Eller gider Ay’a, biz hâlâ yaya.” halk deyişi çoğu zaman yaşadığımız gerçeklere karşılık gelir.
ABD’nin uzaya gönderilen ilk yapay uydusunun adı Explorer 1’dir. Benimle yaşıt ve küçük olanların çoğu bu âlemde yoktu. ABD’nin 31 Ocak 1958’de yörüngeye soktuğu ilk uydu, radyasyon kuşaklarını keşfederek bilimsel olarak önemli başarı sağladı. Ondan iki yıl önce (1957) Sovyetler Birliği Sputnik 1 ve 2 uydularını göndermişti. Bu yarış bugünlere kadar değişik tarihlerde sürdü.
ABD, Orta Doğu’da İsrail’i kullanarak İran’a karşı saldırıyor. Yani savaş hâlinde. ABD her zaman yer küre üzerinde düşman bulup savaşıyor, yoksa kendi düşmanını üretiyor. Ancak diğer tarafta uzayda da savaş yapacak ama tek rakip Rusya diye heyecanlı olmayabilir.
ABD, Artemis II görevi kapsamında bugün (2 Nisan 2026) Ay’ın çevresine insanlı uzay aracını gönderdi. Bu görev, 1972’deki Apollo 17 misyonundan bu yana Ay çevresine yapılan insanlı ilk yolculuk olarak tarihe geçiyor.
Biz niye böyleyiz?
Biz ne konuşuyoruz?
Halk ozanı gibi atarlı, bilgisiyle insanı nakavt edecek Prof. Dr. İlber Ortaylı’yı bile yetersiz bulacak kadar arkasından sallayan ukala ROK, tanınmış bir kadını kılık kıyafeti ve yaşantısıyla eleştiriyor. Aferin alıyor, alkışlanıyor.
Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın aşk hayatı ayyuka çıktı. Herkes ama her kesimden eleştiri sınırsız. Kendi partisindekiler dışlıyor, muhalif olanlar açık arayıp vuruyor.
Yeri geldi koyduk halk deyimini: Eller gider Ay’a, biz hâlâ yaya